LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ziyan ifadesini içeren 72 kelime bulundu...

asr-ı dalalet ve hüsran / asr-ı dalâlet ve hüsran

  • Hak yoldan sapkınlık ve zarar ve ziyan asrı.

azrar

  • (Tekili: Zarar) Zararlar, ziyanlar, kayıplar.

be's

  • Zarar, ziyan, azap, şiddet, fenalık.
  • Azab, şiddet. Korku.
  • Zarar, ziyan.
  • Zorluk, meşakkat, zahmet.
  • Fenalık. (Arapçada: "Savaşta şiddetli harekette bulunmak veya sıkıntı ve fakirlikten fenâ durumda olmak" mânâlarına gelir.)

beis-be's

  • Zarar, ziyan.
  • Korku, azap, sıkıntı, fenalık.
  • Kuvvet, kudret.

cübar

  • Ziyan olmak. Heder olmak.
  • Üçüncü gün.

cuhaf

  • Zarar ve ziyân edici, zarar verici nesne, muzır.
  • Çok yemekten şişip ishal olmak.
  • Ölmek, mevt.

daa

  • Telef etmek, ziyan etmek.

darr

  • Zarar, ziyan.

darra

  • Şiddet, mihnet. Belâ. Naks. Ziyan. Sıkıntı. Kötürümlük.

davr

  • Ziyan etmek, zarara girmek.

dırar

  • Ziyân yetiştirmek.

eys

  • Varlık. Vücud. Mevcud.
  • Kahir. Zulüm.
  • Zarar, ziyan.
  • Ümidsiz olmak. Ye'se düşmek.

gezend

  • Musibet, belâ, felâket, âfet. (Farsça)
  • Elem, keder, hüzün. (Farsça)
  • Zarar, ziyan. (Farsça)

habe

  • Zarara ziyana uğradı (mânâsına fiil).

haibin / haibîn

  • (Tekili: Hâib) Zarar ve ziyâna uğrayanlar.
  • Mahrum olanlar.
  • Me'yus olanlar, üzülenler.

hakkak / hakkâk

  • Hakkeden. Mühür vesair kazıyan.

hasar

  • (Çoğulu: Hasâret) Ziyan, zarar.

hasarat

  • (Tekili: Hasâret) Ziyan ve zararlar. Hasaretler.

hasaret / hasâret

  • Hasar. Alış-verişte zarar, ziyan. Yoldan sapmak. Sapıtmak. Dalâlete düşmek.
  • Zarar, ziyan.
  • Zarar, ziyan.

hasaret-i azime / hasâret-i azîme

  • Çok büyük zarar ve ziyan.

hasir / hâsir

  • Hasarete uğrayan. Zarara, ziyana uğrayan.

hasiren / hâsiren

  • Ziyana uğrayarak, zarar gördüğü halde.

hasirin / hâsirîn

  • (Tekili: Hâsir) Zarar görmüş olanlar, ziyana uğramış kimseler.

hasirun / hâsirun

  • Zarar ve ziyana uğrayanlar. Eli boş kalanlar.

hasr

  • Noksan olmak.
  • Sermayesini zayi edip ziyân etmek.

hatemi

  • Mühür kazıyan, mühür yapan. Mühürle alâkalı.

heba

  • İnce toz.
  • Boş. Beyhude. Nâfile. Faydasız. İsraf. Ziyan.
  • Aklı az olan.

heder olma

  • Boşa gitme, ziyan olup gitme.

hıraş

  • "Tırmalayan, kazıyan" anlamıyla bileşik sıfatlar yapar. Meselâ: Dil-hıraş : Gönlü tırmalayan, inciten. Samia-hırâş : Kulak tırmalayıcı. (Farsça)

hüsr

  • Ziyan, kayıp, zarar.

husran

  • Mahrumiyet. Kayıp. Çok büyük ziyan.

hüsran

  • Ümit edilenin elde edilememesinden duyulan elem. Mahrumiyet acısı.
  • Zarar, ziyan, kayıp.
  • Zarar, ziyan, kayıp.
  • Zarar, ziyan.
  • Beklenilenin elde edilememesinden duyulan acı, mahrumiyet acısı.

inhirat

  • Bilmediği bir işe danışmadan girişme.
  • Zarar verme, ziyana sokma.
  • İpliğe boncuk dizme.
  • Beden çelimsizlenip zayıflama.
  • Bir yola süluk etme, girme.

irtiza'

  • Bir şey eksilme, ziyân görme.

itlaf / itlâf

  • Ziyan etmek. Telef etmek. Bozmak.
  • Öldürmek.
  • Telef etmek, ziyan etmek.

magrem

  • Bir şeye çok düşkün, haris kimse. Tutkun. Aşık.
  • Borçlu.
  • Zarar, ziyan.
  • Cürüm, cinayet.

mahz-ı hasaret / mahz-ı hasâret

  • Sırf zarar, tamamen zarar ve ziyan.

mazarr

  • Zararlar, ziyanlar. Mazarrât.

mazarra

  • Meşakkat, zahmet.
  • Ziyân.

mazarrat

  • Zararlar. Ziyanlar. Mazârr.

mazarrat-ı azime / mazarrat-ı azîme

  • Büyük zararlar, ziyanlar.

mazrur

  • Zarar etmiş. Ziyan görmüş.

mehdur

  • (Hedr. den) Yazık edilmiş, ziyan edilmiş. Boş yere gitmiş.

muhafaza

  • Zarar ve ziyandan sakınıp korumak.
  • Himâye ve hıfzetmek. Gözetlemek.
  • Bir şeye devamlı olmak.

muhassir

  • (Çoğulu: Muhassirîn) (Hasar. dan) Zarara uğratan. Hasar ve ziyan verdiren.

muhassirin / muhassirîn

  • (Tekili: Muhassir) Zarar ve ziyan verdirenler. Hasara uğratanlar.

muhatara / مخاطره

  • Tehlike. Korkulacak hâle tutulmak.
  • Zarar. Ziyan. Korku.
  • Tehlike ve zarar ihtimali olan.
  • Tehlike. (Arapça)
  • Zarar, ziyan. (Arapça)

muhatarat

  • (Tekili: Muhatara) Zararlar, ziyanlar, hasarlar.
  • Korkular. Tehlikeler.

mutazarrır

  • Zarar ve ziyana uğrayan, zarar görmüş olan.

muzır

  • (Muzırra) Ziyan veren, zararlı, zarara sokan.

nevad

  • Zarar, ziyan, hasar. (Farsça)
  • Mahzen. (Farsça)
  • Dil. (Farsça)

sakamet

  • Bozukluk, ziyan, noksan, zarar, eksiklik.
  • Keyifsizlik.
  • Dert.

süham

  • Yabanda biten ot.
  • Yaz ısısı.
  • Sıcak yel.
  • Tegayyür, değişme.
  • Ziyan, zarar.

tahsir

  • (Hasar. dan) Zarara sokma, ziyana uğratma.

tazarrur

  • (Zarar. dan) Zarar ve ziyâna uğrama.

tazi

  • (Çoğulu: Tâziyân) Araplar.

tazmin / tazmîn

  • Kefil olmak.
  • Zarar verdiği kimsenin zarar ve ziyanını ödemek.
  • Edb: Başkasına ait bir mısra veya beyti intihâl ve tevârüd olmaksızın kendi şiirine alma san'atı.
  • Bir şeyi bir şeye dâhil etmek.
  • Zararı ödetmek.
  • Sebeb olunan zarar ve ziyânı ödeme.

tazminat / tazminât

  • (Tekili: Tazmin) Zarar ve ziyana karşı ödenen bedeller.
  • Zararların bedellerini ödetme.

tebab

  • Ziyan, zarar, kayıp, hasar.

tebb

  • Zarar, ziyan, hasar, kayıp.

telafi

  • Eksik olan bir şeyin yerini doldurmak. Tamamlamak.
  • Ziyanı karşılamak. Zararı ödemek.

tetbit

  • Zarar ve ziyan yapma.

vebal

  • Günah. Zarar. Ziyan. Şiddet. Ağırlık. Azab. Doğru olmayan bir hareketin manevî mes'uliyeti.
  • Günah, zarar, ziyan, şiddet, ağırlık, azap, doğru olmayan bir hareketin manevî sorumluluğu.

zarar / ضرر

  • Lüzumlu ve kıymetli bir şeyin eksilmesi veya kaybolması. Ziyan. Kayıp.
  • Ziyan, eksiklik, kayıp.
  • Ziyan. (Arapça)

zarar-dide

  • Zarar görmüş olan. Ziyana, kayıba, noksanlığa uğramış olan. (Farsça)

zarar-ı ma'nevi / zarar-ı ma'nevî

  • Huk: Tazminat. Manevî zarar ve ziyan.

zayi olma

  • Kaybolma, ziyan olma.

zayi'

  • (Ziya'. dan) Elden çıkan. Kaybolan. Yitik. Zarar, ziyan.

zayiat / zayiât

  • Zarar ve ziyanlar. Yitikler.

zayiat-ı maliye

  • Mâli zararlar ve ziyanlar.

zayr

  • Mazarrat, ziyan.

zıman

  • Zarar ve ziyana karşılık verilen bedel.