LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te zirve ifadesini içeren 21 kelime bulundu...

ala-yı illiyyin-i şeref / âlâ-yı illiyyîn-i şeref

  • Şerefin zirvesi, en yüce mertebesi.

ala-yı illiyyin-i tevhid / âlâ-yı illiyyîn-i tevhid

  • Tevhid mertebelerinin en yükseği; her şeyi bir olan Allah'a verme derecelerinin en yükseği, en zirvesi.

arş-ı hakikat

  • Hakikat zirvesi, seması.

arş-ı kemalat / arş-ı kemâlât

  • Mükemmelliklerin, faziletlerin arşı, zirvesi.

bel

  • t. Geminin orta kısmı.
  • Bedenin ortası. Göğüs ile karnın arası.
  • Yüksek dağın iki zirvesi arasındaki kavisli kısmı veya alçakça olan geçit ve boğazı.

bermal

  • Zirve, dağ tepesi. Dağın üstü, en yüksek yeri. (Farsça)

bini / binî

  • Burun. (İnsan ve deniz için kullanılır.) (Farsça)
  • Dağ tepesi. (Farsça)
  • Zirve, uç nokta. (Farsça)
  • Yayın ele alınan kısmının ucu. (Farsça)
  • Görürlük, görmeklik. (Farsça)

cibal-i şahika / cibâl-i şâhika

  • Zirvesi çok yüksek olan dağlar.

evc / اوج

  • Bir şeyin en yüksek derecesi, en yüksek noktası. Zirve.
  • Koz: Seyyare mahreklerinin merkezden en uzak noktaları.
  • Doruk, zirve. (Arapça)

evc-i ala / evc-i âlâ

  • En üst derece, zirve.

evc-i medeniyet

  • Medeniyetin zirvesi.

evc-i rif'at

  • Yüksekliğin son noktası, zirvesi, tepesi.

hatt-ı bala / hatt-ı bâlâ

  • Tepelerin en yüksek noktalarından geçtiği itibar edilen çizgi. Zirvelerden geçen hat. (Farsça)

kabe-i irfan / kâbe-i irfan

  • İrfan zirvesi, merkezi.

kemalin kemali / kemâlin kemâli

  • Mükemmellik ve kusursuzluğun zirvesi, en mükemmel seviyesi.

kulle

  • (Çoğulu: Kulel) Doruk, dağ tepesi, zirve.
  • Kule.
  • Bazı harp gemilerinin güvertelerinde bulunan ve makine ile hareket eden ağır top.

kuvvet-i kamile / kuvvet-i kâmile

  • Mükemmel güç, kıvam ve zirvesinde olan güç.

münteha-yı zirve-i hiçi / müntehâ-yı zirve-i hiçî

  • Yokluk ve hiçliğin zirvesi, en son noktası.

şahika / şâhika / شَاهِقَه

  • Dağ tepesi, zirve.
  • Zirve.
  • Yüksek, doruk, zirve.
  • Zirve, doruk.

şahika-i nur / şâhika-i nur

  • Nur'un zirvesi.

ser

  • Baş. Tepe. Uç. Nihayet. Zirve. Gaye. (Farsça)
  • Baş, başkan, reis. (Farsça)
  • Baş, tepe, uç, gaye, zirve, başkan, reis.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR