LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te zümr ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

anka / ankâ / عنقا

  • İsmi olup cismi bilinmeyen bir kuş. Çok büyük olduğu anlatılır. Zümrüd-ü Anka ve Simurg gibi isimlerle de anılır.
  • Uzun boyunlu kadın.
  • Arabdan bir kimsenin lakabı.
  • Zahmet, meşakkat.
  • Zümrütüanka, (Arapça)

anka-yı mağrib

  • Zümrüd-ü Anka kuşu.

asayiş

  • Emniyet, güvenlik, korku ve endişeden uzak hâl. Kanun, nizam hakimiyeti. İnsan cemiyetlerinde iktidar, hâkimiyet, bir zümrenin, bir sınıfın elinde olmaktan kurtulamamasından ve bir kısım insanlarca yapılan, istedikleri zaman değiştirilen kanunlara diğer insanların saygısı temin edilemediğinden asayi (Farsça)

azamim

  • (Tekili: Izmâme) Desteler, kümeler, topluluklar, zümreler.

beladir

  • Kadınların kullandıkları altun, gümüş, zümrüt, yakut, elmas gibi süs eşyası. (Farsça)
  • Belâyı def etmek için verilen sadaka. (Farsça)

berilyum

  • yun. Zümrüt gibi bazı taşların bileşiminde bulunan bir elementtir. (Be) sembolü ile gösterilir.

biruz

  • Değersiz, zümrüte benzer yeşil renkte bir taş. (Farsça)

bürokrasi

  • Hükûmet dairelerinde aşırı kırtasiyecilik, muamele çokluğu. İşlerin yürütülmesinde şekilciliğin ve idarî işlemlerin ağır basması hâli. Devlet görevlilerinden meydana gelen zümre veya sınıf. Memurlar sınıfı. Bürokrasi, her çeşit rejimde tahakküm vasıtası olmaktadır. Oysa İslâmiyet'te devlet makamları (Fransızca)

cemaat-i çilingiran-ı hassa / cemaat-i çilingirân-ı hâssa

  • Tar: Saraydaki çilingirlik işlerini yapmakla muvazzaf sanatkârlar zümresi.

cemaat-i hademe-i ehl-i hiref

  • Tar: Saray işlerini yapmakla vazifelendirilmiş sanatkârlar zümresi.

ceyl

  • (Çoğulu: Ecyâl) İnsan topluluğu, zümre, kavim.
  • Nesil, batın, kuşak.
  • Yengeç.

dehnec

  • Zümrüt gibi bir kıymetli taş.

ebdal

  • (Tekili: Bedil veya Bedel) Evliyâdan, ziyâde nuraniyyet kazanmış olanlar. Evliyâ zümresinden bir cemaat. Arapçada halkın lüzumlu işlerinin tasarrufuna memur bir cemaata denir.

fevc / فوج

  • Grup, cemaat, zümre. (Arapça)
  • Bölük, takım. (Arapça)

fırak / فرق

  • Fırkalar, partiler. (Arapça)
  • Bölükler. (Arapça)
  • Zümreler. (Arapça)

fırka / فرقه

  • Parti. (Arapça)
  • Bölük. (Arapça)
  • Zümre. (Arapça)

güruh / gürûh / گروه

  • Topluluk, zümre, bölük. (Farsça)

hayl / خيل

  • At. At sürüsü.
  • Atlı sürüsü.
  • Zümre, güruh.
  • Düşünmek, hıfzetmek.
  • Yılkı, at sürüsü. (Arapça)
  • Zümre. (Arapça)

huliyy

  • (Çoğulu: Huliyyât) Altun, gümüş, elmas, zümrüt, vs. gibi süs eşyası. Mücevher.

hüma / hümâ / هما

  • Zümrütüanka. (Farsça)
  • Devletkuşu. (Farsça)

ibahiyyun

  • İbaheciler. Her şeyi mübah sayan bâtıl bir zümre.

inadiye

  • Eşyanın hakikatlarını, varlığını inkâr eden bir zümre.

kategori

  • Aralarında herhangi bir bakımdan alâka veya benzerlik bulunan şeylerin hepsi.
  • Zümre, grup.

kumpanya

  • şirket. (Fransızca)
  • Mc: Cemaat, zümre. (Fransızca)

meşruta

  • Bir kimseye veya bir zümreye bırakılmış, bazı şartlara bağlı oluş.
  • Sahibi tarafından veresesine satılmamak şartiyle bırakılmış ev vesaire.

minu

  • Şişe, sırça, cam.
  • Zümrüt.
  • Cennet, firdevs.

mukarrebun

  • Büyük meleklerden bir zümre.
  • Takva ve ubudiyyet ile evliya derecesine gelmiş, Cenab-ı Hakk'ın indinde çok kıymetli ve mübarek büyük zâtlar.
  • Yakınlaşmış olanlar.

nasibe / nâsibe

  • Müfrit Haricîlerden ve Emevîlerden ve Hz. Ali'ye (R.A.) çok muhalif olan zümrenin adı.
  • Haricilerden olan sapkın bir zümre.

nekabet

  • Muayyen zümrelerin başları.
  • Bir topluluğun vaziyetlerine nezâret etmek, kontrol.

oligarşi

  • Yun. Siyasi iktidarın, bir zümreden olan kişilerin elinde bulunması.

simurg / sîmurg / سيمرغ

  • Zümrütüanka. (Farsça)

simurga

  • Efsanevî zümrüd-ü anka kuşu.

sünni / sünnî

  • Sünnet ehlinden olan kimse. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) izinden giden, bütün düsturlarını Şeriat-ı İslâmiyeden alan, Ehl-i Sünnet denen ve Fırka-i Nâciye ismiyle yâdedilen zümreden olan.

taife / tâife / طائفه

  • Zümre. (Arapça)
  • Tayfa. (Arapça)
  • Kavim. (Arapça)

tavaif / tavâif / طوائف

  • Zümreler. (Arapça)
  • Tayfalar. (Arapça)
  • Kavimler. (Arapça)

zeberced

  • Zümrüd cinsinden ve onun kadar kıymetli olmayan, sarımtırak yeşil, cam parlaklığında kıymetli taş.
  • Zümrütten daha açık renkte bir süs taşı.