LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te zâlim ifadesini içeren 99 kelime bulundu...

a'da / a'dâ

  • En zâlim, en çok düşmanlık eden.
  • "Adüvv"ün çoğulu. Düşmanlar.
  • Pek zâlim, pek gaddar.

a'ver

  • Tek gözlü. Bir gözü kör. Yek-çeşm. (Âhirzamanda gelecek Süfyan adındaki bir zâlimden "Aver" diye rivayetlerde bahsedilmesi, sadece dünyayı görecek bir gözü olduğu ve âhireti görecek imân gözünün olmadığından kinayedir.)

abdullah ibn-i ömer

  • Bi'setten bir yıl önce doğdu. Hicri yetmişüç tarihinde Haccâc-ı Zalim'in emri ile şehid edildi (R.A.) Sahabe-i Kirâmın ileri gelenlerinden ve Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâmın çok bağlılarından ve dâima onun ahlâkını yaşamağa çalışanlardandı. Hz. Ömer Radıyallahü Anh'ın oğlu idi. Hilâfet ve Val

adat-ı küfriye ve zalimane / âdât-ı küfriye ve zâlimâne

  • İnkâra ait ve zâlimlere yakışan âdet ve uygulamalar.

adud

  • Zalim. Iztırab veren. Hunhar.
  • Bir lokma.
  • Isırıcı köpek veya at.
  • Yavuz kişi.
  • Dar ve derin olan kuyu.

akvam-ı zalime / akvâm-ı zâlime

  • Zalim kavimler.

ashab-ı kehf / ashâb-ı kehf

  • Kur'ân-ı Mu'ciz-ül Beyan'da bahsi geçen ve devirlerinin zâlim padişahından gizlenerek ve onun şerrine âlet olmaktan çekinerek, beraberce bir mağaraya saklanıp, Rabb-ı Rahimlerine (C.C.) sığınan, dindar ve makbul büyük zâtlar. İsimleri rivâvette şöyle sıralanır: Yemlihâ, Mekselinâ, Mislinâ, Mernüş, D
  • Mağara arkadaşları. Bunlar, zamanlarındaki zalim hükümdarlarının şerrinden mağaraya sığınan ve orada yıllarca uyutulduktan sonra tekrar diriltilen, köpekleri ile birlikte, yedi sekiz kişiydiler.

ashab-ı uhdud / ashâb-ı uhdûd

  • Cenab-ı Hakka imân ve itâat edenleri çukurlara doldurup yakan veya sopa ile döven, fir'avn gibi zâlim kimseler.

asuf

  • (Asf. dan) Çok zulüm eden. Çok zâlim.

asul

  • Gururlu, mütekebbir, zâlim kimse.

ateş-har / ateş-hâr

  • Keklik. (Farsça)
  • Merhametsiz, şefkatsiz ve zalim adam. (Farsça)

avadi

  • (Tekili: Adiye) Zulmedenler, zâlimler.

azlem

  • Çok zâlim. Pek zâlim.
  • Çok karanlık.
  • Çok zulmeden, çok zâlim.

bagi

  • İsteyen.
  • Zâlim.
  • İsyan etmiş. Asi. Yoldan sapmış.
  • Fık: İmâm-ı Adile âsi olan.

bagiyane

  • Allah'a isyan edenlere ve âsilere yakışır surette. (Farsça)
  • Zâlimlere yakışır şekilde. (Farsça)

bazudiraz / bâzudirâz

  • Kolu uzun olan. (Farsça)
  • Nüfuzlu, sözü geçer. (Farsça)
  • Müdahaleci. (Farsça)
  • Zâlim, zulmeden. (Farsça)

bi-dad / bî-dad

  • Zâlimlik. Zulüm. İşkence. Adaletsizlik.Ne mümkün zulm ile bî-dâd ile imhâ-yı hakikat.Çalış, kalbi kaldır muktedirsen âdemiyyetten.

bi-dadger / bî-dadger

  • Gaddar, zâlim, hain. (Farsça)

bi-dadgeri / bî-dadgerî

  • Gaddarlık, hainlik, zâlimlik. (Farsça)

bi-dadi / bî-dadî

  • Adaletsizlik. Zâlimlik.

bidadger / bîdâdger / بيدادگر

  • Zalim. (Farsça)

cebabire / cebâbire

  • Cebrediciler. Mütekebbirler. Zâlimler.
  • Cebredenler, zorbalar, zâlimler.

cebbar / cebbâr

  • (Sıfat-ı İlahiyedendir) İstediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan. Büyüklük, azamet ve kudret sahibi. İmar eden Cenab-ı Hak. Kullarını ıslah edip tevbeye götüren Allah Teâlâ Hz.leri (C.C.)
  • Zâlim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Meselâ; Cengi
  • İlâhî isimlerdendir. Dilediğini yapan, kudret ve güç sahibi Allah.
  • Zalim, müstebit kişi.
  • Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.

cebbarlık

  • Zorbalık, zâlimlik.

cefa-pişe

  • Gaddar, cebbar, zâlim. (Farsça)
  • Sevgili, mâşuk, sevilen. (Farsça)

cengiz

  • (Temuçin) Moğol Devleti'nin hükümdarlığını yapmıştır. İslâmî medeniyetleri ve kıymetleri tahribeden zâlim ve müstebid bir hükümdar olarak tarihe geçen bir kimsedir. Milâdi 1229'da ölmüştür. Asrının deccalıdır.
  • Zâlim bir hükümdar.

cezzar

  • Zâlim. Gaddar. Kanlı.
  • Deve kasabı.

dahhak

  • Çok gülen. Çok gülücü.
  • İran'da eski tarihte yaşamış çok zâlim bir hükümdarın adı.

deccal / deccâl

  • Kıyâmetin büyük alâmetlerinden biri. Kıyâmete yakın çıkacağı bildirilen ve Îsâ aleyhisselâm ile hazret-i Mehdî tarafından öldürülecek olan zâlim.

ehl-i zulm

  • Zalimler, zulmedenler.

ekall-i zalim / اَقَلِّ ظَالِمْ

  • Zalim azınlık.
  • Zalim azınlık.

engizisyon

  • XVI. ve XVII. asırlarda Hristiyan Katolik Mezhebine âit kiliselerden alâkayı kesen veya Papa'ya karşı gelenlere yapılan -insanları arslanlara parçalatmak, fırında yakmak gibi- dehşetli işkenceler veya onları bu azaba mahkûm eden mahkemelere verilen isim. (Fransızca)
  • Çok ağır ve çok zâlimce cezây (Fransızca)

ez'ar

  • Saçı az olan kimse.
  • Otu az olan yer.
  • Zâlim ve kötü huylu kimse.

ezlem

  • En zâlim.

firavun

  • Eski Mısır krallarının lâkabı; katı yürekli, inatçı ve zâlim kimseler için kullanılan bir tabir.

gaddar / gaddâr / غدار / غَدَّارْ

  • Kahredici, öldürücü. Ahdine vefâ etmeyip hıyânet eden. Hâin, zâlim, çok zulmeden.
  • Hain, zalim.
  • Zalim, acımasız. (Arapça)
  • Çok zâlim.

gaşum

  • Zâlim, gaddar.
  • Muannid, inatçı.

gavi / gavî

  • (A, uzun okunur) Çok azgın. Çok sapkın. Yoldan şaşıp azıtan zâlim.

gaviyy

  • Azgın. Zâlim.
  • Tek başına kalan.

gerdun-sirişt

  • Mağrur, gururlu, kibirli kimse. (Farsça)
  • Zâlim, gaddar, kan dökücü. (Farsça)
  • Tenbel, uyuşuk. (Farsça)

gıtarres

  • (Çoğulu: Gatâris) Zâlim, mütekebbir, kibirli kimse.

gürdas

  • Gaddar, zalim. (Farsça)

haccac

  • Çok eskiden Irakta vâlilik yapan fakat, Hz. Resul-ü Ekremin (A.S.M.) soyundan gelenlere ve onlara taraftar olanlara çok zulmeden, haddini aşmış bir zâlimin ünvânı. Asıl ismi Yusuf bin Sakafi'dir. Haccac-ı Zâlim diye de anılır.

haceze

  • Zâlimler.

hakim-i zalim / hâkim-i zâlim

  • Zâlim hükmedici, zâlim hükümdar.

hayvanat-ı zalime / hayvanat-ı zâlime

  • Güçsüz ve zayıflara zulmeden hayvanlar, zâlim hayvanlar.

hunabis

  • Arslan.
  • Zâlim ve kötü kimse.

hunhar

  • Kan içici. Zâlim. Kan akıtan. Öldüren, öldürücü. (Farsça)

hunharane / hunharâne

  • Kan içercesine. Çok zâlimce. Öldürerek. (Farsça)
  • Kan içercesine, zalimce.

ihkak

  • Mazlumun hakkını zâlimden almak. Hakkı yerine getirmek. Hak ile hasmına galib olmak.

insifa'

  • (Nısıf. dan) Bir şeyin ortası.
  • Bir şeyin yarısını alma.
  • Gündüzün ortası.
  • Hakka hizmet.
  • Adaletle mukabele etmek. Mazluma yardım edip zâlimden hakkını almak.

intikam

  • Öc alma.
  • Allahü teâlânın; zâlim, inadcı ve kibirli (büyüklenen) kimseleri şiddetli bir azâb ile cezâlandırması.

inzılam

  • Zâlimin zulmüne boyun eğme.

ism-i a'zam

  • En büyük isim. Allahü teâlânın bütün sıfatlarını kendinde toplayan ism-i şerîfi. Hadîs-i şerîfte İsm-i A'zamın Bekara ve Âl-i İmrân sûrelerinde olduğu bildirilmiştir. Bâzı âlimler, İsm-i A'zamın "Allahu lâ ilâhe illâ huvel hayy-ul-kayyûm" bâzıları "Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimî

kahhar / kahhâr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmâ nlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret etmezse (bağı

kaide-i zalimane / kaide-i zâlimâne

  • Zâlimce kural, kaide.

kanun-u zalimane / kanun-u zâlimane

  • Zâlimce kanun.

kelime-i gaddare

  • Kahredici, öldürücü, zâlim ve merhametsiz söz.

mahkeme-i zalimane / mahkeme-i zâlimane

  • Zâlimce yargılama yapan mahkeme.

mazleme

  • (Çoğulu: Mezâlim) Zulüm ve adaletsizlik. Haksızlık. Can yakma.

medeniyet-i zalime-i hazıra / medeniyet-i zâlime-i hâzıra

  • Şimdiki zâlim medeniyet.

mimsiz medeniyet

  • Vahşilik, denîlik. Alçaklık.
  • Medeni kelimesinin, Kur'ân alfabesine göre "mim" harfini kaldırırsak, denî kelimesi kalır. Buna binaen, "mimsiz medeniyyet" de denî, alçak ve zâlim yerinde kullanılmıştır.

mu'ted

  • Zâlim kimse.

mu'tedi / mu'tedî

  • Sesini yükselten. Yüksek sesle dua eden.
  • Haddini aşan, tecâvüz eden.
  • Zâlim.

mübir / mübîr

  • Hunhar. Zâlim. Kan içen. Kan dökücü.

muin-i zalim / muîn-i zâlim / مُع۪ينِ ظَالِمْ

  • Zalimin yardımcısı.

muin-i zalimin / muîn-i zâlimîn

  • Zâlimlerin yardımcısı.

muksit

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Adâlet sâhibi, zâlimden mazlûmun hakkını alan.

müntekim

  • İntikam alıcı. Zâlim ve mütekebbir (kibirli) cânîleri başkalarına ders olacak şekilde cezâlandıran, âsîleri ve taşkınlık yapanları şiddetli azâb ile azablandıran.

munzalim

  • Kendi isteğiyle veya istemiyerek zâlimin zulmüne boyun eğen.

mütegallibane / mütegallibâne

  • Zorbacasına, zâlimlere yakışır surette. (Farsça)

naşiz

  • Karısına karşı çok zâlim olan koca.
  • (Kalb) heyecanla coşma.
  • Kalkmış, kabarmış, atan (damar).

nemrud

  • Zâlim ve gaddar olarak tanınmış ve Allaha karşı kibir ve isyan ile büyüklük taslamış bir kralın ismidir. Milâddan evvel 2640 yılında yaşadığı sanılmaktadır. Peygamber İbrahim Aleyhisselâm zamanında yaşamış ve onu ateşe atarak yakmak istemiş, mu'cize ile İbrahim Aleyhisselâm ateşten kurtulmuştur. Bâb
  • Zalim ve gaddar olarak tanınmış ve Allah'a karşı isyan etmiş, büyüklük taslamış bir kral. Hz. İbrahim zamanında yaşamıştır.
  • Dinsiz ve zâlim bir hükümdar, ülkesinin "ulu önder"i.

nemrutçuluk

  • Nemrut gibi zâlim olma.

şeddadane

  • Şeddad gibi, ona benzer surette, zâlimce. (Farsça)

sergüzeşt-i zalimane / sergüzeşt-i zâlimâne

  • Bir kimsenin yaptığı, yaşattığı zalimce olaylar, gaddarlıklar.

sitem-kar / sitem-kâr

  • (Çoğulu: Sitemkârân) Haksızlık ve zulüm yapan. Zâlim. (Farsça)

sitemger / ستمگر

  • Zalim. (Farsça)

sitemkar / sitemkâr / ستمكار

  • Zalim. (Farsça)

tabiat-ı zalimane / tabiat-ı zâlimane

  • Zâlim tabiat, zulmeden karakter.

tağiyane / tâğiyâne

  • Azgınca, zalimce.

tarik-i müteassife

  • Doğru yoldan sapanların yolu; çorak dengesiz ve zalimane yol.

tazlim

  • Zâlim olmak.

tecebbür

  • Büyüklenme, zalim ve gaddar olmak.

tefer'un

  • Firavunlaşma. Zâlimlik etme, zulüm yapma.
  • Çok fazla kibirlenme.

za'ar

  • Zâlim kimse ki herkes ondan korkar.

zaleme

  • (Tekili: Zâlim) Zâlimler.
  • Zâlimler.

zalimane / zâlimane / zâlimâne / ظالمانه

  • Zâlimcesine, zulmederek, acımasızca. Acımasız ve haksız olarak.
  • Zâlimce.
  • Zâlim olana yakışır şekilde. Zulmeder surette. Zâlimce. (Farsça)
  • Zalimce. (Arapça - Farsça)

zalime / zâlime

  • (Bak: ZÂLİM)

zalimin / zâlimîn

  • (Tekili: Zâlim) Zâlimler, zulmedenler.

zalimiyet / zâlimiyet

  • Zâlimlik.
  • Zâlimlik.

zalimun / zâlimûn

  • (Tekili: Zâlim) Zulmedenler. Haksızlık edenler. Zâlimler.

zallam

  • (Zalûm) Çok zulmeden. Çok zâlim.

zalum / zalûm

  • Çok zulmeden. Çok zâlim.
  • Çok zâlim.
  • Pek zâlim.

zalum-u cehul / zalûm-u cehûl

  • Çok zâlim ve çok cahil.

zalumiyet / zalûmiyet

  • Zâlimlik, zulmetme.
  • Şiddetli zalimlik.

zebun-kuş

  • Düşkünleri ezen. Zâlim. Gaddar.

zeyhan

  • Zulüm etmek. Zâlimlik yapmak.

zıllim / zıllîm

  • Zulmü çok olan kimse. Zâlim insan.