LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yurumek ifadesini içeren 75 kelime bulundu...

aşzan

  • Ayağı kesilmiş gibi emekleyerek yürümek.

büduh

  • Yürümek, meşy.
  • Esmâullahdan bir isim. (Vedud mânâsına)

bühr

  • Galip olmak.
  • Yürümekten nefesini tez tez verip solumak.

cevz

  • Malı toplayıp kimseye hayır ve sadaka etmemek.
  • Sallana sallana yürümek.

dafr

  • Saçı ve ona benzer şeyleri enlice örmek ve dokumak.
  • Vakarla yürümek.
  • Def'etmek, kovmak.

dakdake

  • Tez tez yürümek, hızlı yürümek.

debb

  • Hareket etmek.
  • Ağır ağır yürümek.

debib

  • Yürümek.
  • Harekete geçmek.

dececan

  • Ağırca, yab yab yürümek.

delif

  • Yavaş yürümek.

evn

  • Yab yab yürümek.
  • Vakarlı, sessiz ve ciddi olmak.
  • Heybenin bir gözü.
  • Denk.

gadve

  • Sabahtan öğle vaktine kadar yürümek.

habt

  • Şiddetli vurmak. Önünü görmeyerek körcesine basıp yürümek.
  • Yanılmak, unutmak, hatâ etmek.
  • Fesada vermek.
  • Hiç umulmayan birisinden yardım istemek.
  • Cin çarpmak.

habz

  • Ekmek pişirmek.
  • Ekmek vermek.
  • Sözü birbiri ardınca söyleyip yürümek.
  • Devenin ayağını yere vurması.

hacelan

  • Ayağında köstek olan kişinin yürümesi.
  • Bir ayak üstüne yürümek.

hafa

  • Çok yürümekten adamın ayağının ve davarın tırnağının aşınması.

hafa'

  • Yalın ayak yürümek.

halec

  • Çalışmaktan, yürümekten veya ibadetten kemiklerin ağrıması.

hatv

  • Adım adım yürümek, adım atmak.

hayzeri / hayzerî

  • Dura dura yürümek.

hazam

  • Sür'atle yürümek, hızla yürümek.

hazm

  • Kat etmek, kesmek.
  • Yab yab yürümek.
  • Hızlandırmak.

hercele

  • Karışık yürümek.

heys

  • Yürümek.

hıfy

  • Yalın ayak yürümek.

hirval

  • (Hervele) Yürümek ile koşmak arasında bir nevi yürüyüştür.

hübu'

  • Uyumak.
  • Eşek gibi yürümek.
  • Boynunu uzatmak.

icmar

  • Bir araya toplamak.
  • Süratle yürümek.
  • Atın sıçrayarak yürümesi.
  • Bir şeyin umumi olması. Ateşe öd ağacı koymak.
  • Bir şeyi buhurlamak. Tahmini hesab yapmak.
  • Yeni ayın görünmesi.

iltihab

  • Caddede gitmek. Geniş yolda yürümek.

işmam

  • Hafif olarak duyurmak, koklatmak. Hissettirmek.
  • Kibirden dolayı başı dik yürümek.
  • Tecvidde: Bir harfe zamme veya kesre vermek ve bunu hafifçe hissettirmek. Harfin sesini genizden hissettirmek, biraz duyurmak, harfi çıtlatmak.

istikamet

  • Hatt-ı hareketi doğru olmak. Doğruluk, nâmuslu hareket. Her işte itidal üzere bulunmak. Adâletten, doğruluktan ayrılmayıp, diyânet ve akıl içinde yürümek.
  • Allah'a kulluk etmek.
  • Bir şeyin bir tarafa doğru olarak uzanması.
  • Yön, cihet.

ıtbak

  • Örtünmek.
  • Yürümek.
  • Değiştirmek.
  • (Bak: İtbak)

kar

  • (Çoğulu: Kur-Kirân) Zift, kara boya.
  • Deve. Dağ keçisi.
  • Ses çıkmasın diye ayağın kenarıyla yürümek.
  • Küçük tepe.
  • Kara taşlı yer.
  • Kara büyük taş.

katv

  • Sürur ve neşeyle ağır ağır yürümek.
  • Adımını biribirine yakın atmak.

kemerdece

  • Yab yab yürümek.

kemsere

  • Cem'olmak, toplanmak.
  • Bazısı bazısına girmek.
  • Yab yab yürümek.

kerbele

  • Ayaklarda olan gevşeklik. Yürüdüğünde balçık içinde yürür gibi yürümek.
  • Buğday ve arpa gibi hububatın kalburlanması.

kezkaz

  • Tez tez yürümek, hızlı hızlı gitmek.

mes'a

  • Çirkin yürümek.

meyh

  • şefâat etmek.
  • Vermek.
  • Avuçta su tutmak.
  • Sallanarak yürümek.

meys

  • Ceviz ağacı.
  • Sallana sallana yürümek.

meysan

  • Sallana sallana yürümek.

mücarat

  • Yürümekte yarışma. Yürümekte yarış etme.

mühavat

  • Katı yürümek.

necaşe

  • Süratle yürümek, hızlı yürümek.

nevş

  • Bir şeyi el uzatıp almak ve istemek.
  • Yürümek.
  • Sür'atle deprenip kalkmak.
  • Alıp yemek.

ra's

  • Yorulduğunda yab yab yürümek.
  • Birşeyi silmek.

ra'san

  • Yorgunluktan dolayı yab yab yürümek.

recale

  • Yayan yürümek.

reft

  • Gitmek, yürümek. (Farsça)
  • "Gitti" mânasında fiildir. (Farsça)

reşad

  • Hak yolda yürümek. Doğru yolda olmak. Doğru yolu bulup ondan sapmamak.
  • Aklın kuvvetli olması.

resf

  • Ayağı köstekli gibi yürümek.

rud

  • Yavaş yürümek.

şedde

  • Kur'an-ı Kerim okurken tek sessiz harfin iki defa okunmasına yarayan işaret.
  • Seğirtmek. Yürümekle şiddet göstermek. Bir şeyi kuvvetlendirmek, sağlamlaştırmak.

seyrisüluk / seyrisülûk

  • Manen yükselmek için bir yola girip yürümek.

seyruret

  • Yürümek, gezmek.

siyahat

  • (Seyyehân - Siyâh - Süyuh) İbret, terehhüb ve ibadet için yer yüzünde gezip yürümek. (Dervişlerin seyahatı bundandır.)

ta'kib

  • Gözlemek.
  • Yolunda gitmek.
  • Peşinden yürümek.
  • Suçlunun suçunu araştırmak.
  • Bir kimsenin aynı senede yine gazaya gitmesi.
  • Bir şeyi ciddiyetle istemek.

tahasür

  • Birbirinin beline elini sokup yürümek.
  • Eli böğürüne koymak.

tahattür

  • Tembel tembel yürümek.

takip

  • Gözetmek, yolunda gitmek, peşinden yürümek, suçlunun suçunu araştırmak, izlemek.

tayir

  • (Tayr.) Kuş.
  • Uçmak.
  • Çabuk yürümek.

tehevvüs

  • Heveslenmek.
  • Yumuşak yerde ağır ağır yürümek.

temaşi

  • Birbiriyle yürüyüşmek, birlikte yürümek.

temeşşi etmek / temeşşî etmek

  • Gezinmek, yürümek.

tereccül

  • Paklanmak, temizlenmek.
  • Süslenmek, ziynetlenmek.
  • Saç ve sakal taramak.
  • Yayan yürümek.
  • Kuyu içine girmek.

teşmil

  • Şâmil kılmak. İhata eylemek. Kaplamak. İhrama bürünmek ve sür'atle yürümek.

tevazüf

  • Birbiriyle sallanıp yürümek.

umre

  • Ziyâret etmek. Hac zamânı olan beş günü yâni Arefe ve Kurban bayramının dört günü dışında, istenildiği zaman ihrâma girip Kâbe-i muazzamayı tavâf etmek ve Safâ ile Merve arasında sa'y etmek (yürümek), saçı kazımak veya kesmekten ibâret olan ibâdet. Umreye Hacc-ı asgar (küçük hac) da denir.

vekeban

  • Derece derece yürümek.

veriş / verîş

  • Yürümek ve seğirtmek istediği hâlde sahibi engel olan davar.

zeelan

  • Yab yab yürümek.

zehv

  • Bâtıl.
  • Yalan.
  • Fahirlenmek, gururlanmak, tekebbürlenmek.
  • Güzel manzara.
  • Taze ot.
  • Otun çiçeği.
  • Titremek.
  • Yürümek.
  • Yel esmek.
  • Alacalanmış hurma koruğu.

zeref

  • (Zerefân-Zerâfe-Zerif) (Çoğulu: Zevârif) Gözden yaş akmak.
  • Yavaş yürümek.

zevh

  • Şiddetle yürümek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR