LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yol göster ifadesini içeren 50 kelime bulundu...

bedraka

  • Yol gösterici, kılavuz.

bedraka-i efkar / bedraka-i efkâr

  • Düşüncelerin kılavuzu, yol gösterici.

dall / dâll

  • Delil olan, delâlet eden. Yol gösterici.
  • Bildiren.
  • Delil olan, yol gösteren.

dalliyet / dâlliyet

  • Delil olma, yol gösterme.

delalat

  • (Tekili: Delâlet) Delâletler, alâmet olmalar,yol göstermeler, kılavuzluklar.

delalet / delâlet / دلالت

  • Delil olmak. Yol göstermek. Kılavuzluk. Doğru yolu bulmakta insanlara yardım etmek.
  • İşaret.
  • Yol gösterme, kılavuzluk etme.
  • Delil olma, yol gösterme.
  • Delillik, yol gösterme. (Arapça)
  • Delâlet etmek: (Arapça)
  • Yol göstermek. (Arapça)
  • Anlamına gelmek. (Arapça)

delalet-i aliye / delâlet-i âliye

  • Yüce yol göstericilik.

delaleten / delâleten

  • Delil olarak, yol göstererek.

delil / delîl

  • Kılavuz, yol gösterme.
  • Kanıt.
  • Yol gösterici, kanıt.

derece-i delalet / derece-i delâlet

  • Yol gösterme derecesi.

hace-i alem / hâce-i âlem

  • Âlemin, kâinâtın mürşidi, rehberi, yol göstericisi mânâsına Resûlullah efendimize mahsûs bir ünvan.

hitabe / hitâbe

  • Dinleyicilere bilgi vermek ve yol göstermek için yapılan konuşma.

hüda

  • Doğru yol göstermek.
  • Doğruluk. Hidâyet.
  • Kur'ân-ı Kerimin bir ismi.
  • Doğru yol gösterme.
  • Hidayet etme.
  • Kur'ân-ı Kerim'in adlarından biri.

irae-i tarik

  • Yol gösterme. Kılavuzluk etme.

irşad / irşâd

  • Doğru yol gösterme.
  • Yol gösterme, rehberlik etme. İnsanları, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına ve Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uymaya, her zaman Allahü teâlâyı anmaya, O'nu unutmamaya, kalbde O'ndan başkasının sevgisine yer vermemeye çağırmak, Allahü te âlânın râzı olduğu yolu göstermek.

irşad edici

  • Doğru yol gösteren.

kankane

  • Yol göstermek.

kaskas

  • Açlık.
  • Sür'at yapan, hızla giden.
  • Yol gösterici.
  • Devenin yediği bir ot.

kaskase

  • Yol göstermek.
  • Köpeği "kuçu kuçu" diye çağırmak.

kavvad

  • Kötü ve çirkin işler için yol gösterici.

kılavuz

  • Yol gösteren, rehber.
  • Vapurlara yol gösteren.
  • Bazı hayvan katarlarının önüne düşüp, onları sevkeden hayvan.
  • Eskiden evlenme işlerine vasıtalık eden kadınlar.
  • Düşman hakkında mâlumât edinmek için ordu hizmetinde kullanılan kişiler.
  • Okçuluk müsabakaların

kınkın

  • Yol gösterici, kılavuz.
  • Bir cins çekirge.
  • Yer altındaki suyun miktarını bilip kazan kimse.

kutb-u azim / kutb-u azîm

  • Büyük kutup, büyük yol gösterici.

lazlaz

  • Yol gösterici, kılavuz.

maksad-ı irşadi / maksad-ı irşadî

  • Yol gösterme gayesi.

mantık

  • Düşünen akla kurallarıyla yol gösteren ilim.

mehdi

  • Hidâyete eren veya hidayete vesile olan. Sâhib-üz-zaman. "Hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine mazhar olan, kendisine Cenâb-ı Hak tarafından yol gösterilen" mânasınadır. Bu kelime ihtida etmiş olanlar için de kullanılmıştır. Mehdi-yi Resul, Mehdi-yi muntazır da denir. Ahir zamanda gelip bü

mündell

  • Kılavuzluk edilmiş, yol gösterilmiş.

mürşid

  • Doğru yol gösteren, rehber.

mürşid-i alem / mürşid-i âlem

  • Dünyanın, kâinatın yol göstericisi.

mürşid-i alim / mürşid-i âlim

  • Yol gösterici âlim.

mürşid-i azam / mürşid-i âzam

  • Büyük mürşid, yol gösterici.

mürşid-i ekmel

  • En mükemmel rehber, doğru yol gösteren.

mürşid-i hakiki / mürşid-i hakikî

  • Gerçek irşad edici, yol gösterici.

mürşid-i kamil / mürşid-i kâmil

  • Dinî meselelerde olgunluğa ulaşmış mürşid, yol gösterici.

mürşid-i nebi / mürşid-i nebî

  • Peygamber olan mürşid, yol gösterici.

mürşid-i rabbani / mürşid-i rabbânî

  • Allah'a yönelten yol gösterici.

müsbet hareket

  • Yapmak, yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hareket, davranış.

müsbet hizmet

  • Yol göstermek, yardım etmek gibi olumlu ve yapıcı hizmet.

müspet cereyan

  • Olumlu, yapıcı ve yol gösterici cereyan, akım.

pişva-yı alem-i islam / pişva-yı âlem-i islâm

  • İslâm dünyasının yol gösterici imamı, önderi, Müslümanların rehberi.

rah-nüma

  • Yol gösteren, kılavuz. (Farsça)

rahnüma / راهنما

  • Yol gösteren, kılavuz. (Farsça)

rakis

  • Yol gösteren, kılavuz.
  • Harman yerinde harmanı döğerken öküzün dönmesi.

rehber

  • Yol gösteren, kılavuz. (Farsça)
  • Yol gösteren, kılavuz; bir kimseye veya bir topluluğa iyi ile kötüyü görmesinde ve doğru yolu bulmasında yardımcı olan, insanı Allahü teâlânın rızâsına kavuşturmaya çalışan, ilim ve ahlâk sunan zât.
  • Yol gösteren, kılavuz.
  • Yol gösteren.

rehnüma / رهنما

  • Yol gösteren. Kılavuz. (Farsça)
  • Yol gösteren.
  • Yol gösterici. (Farsça)

rehnümun

  • Rehberler, yol göstericiler.

tesbil

  • (Sebil. den) Bir şeyi Allah rızası için vakfetme, Allah yoluna bağlama.
  • Yolcu etme, yola çıkarma.
  • Yol gösterme.
  • Kesme.

vilayet yolu / vilâyet yolu

  • Bir vâsıtanın yâni yetişmiş bir velînin yol göstermesi lâzım olan, insanı Allahü teâlâya kavuşturan evliyâlık yolu.

zat-ı mürşidane / zât-ı mürşidane

  • Yol gösteren kişi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR