LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yenilik ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

beda

  • (Bedâat) Hayret verici, yenilik ve iyiliklerde üstünlük. Acib ve garib olma. Yeni zuhur etme.

beda'-beda'at / bedâ'-beda'at

  • Güzellik, yenilik, bediilik.

bedaat / bedâat

  • Güzellik, yenilik, özgünlük.

bid'a

  • Dine zarar verici yenilikler.

bid'at ehli

  • Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem ve Eshâb-ı kirâmının yolundan (Ehl-i sünnet îtikâdından) ayrılanlar. Bid'at sâhibi. Îtikâdda (îmânda) ve amelde (ibâdette) dinde olmayan yenilikler ortaya çıkaran kimseler, dinde reformcular.

bid'at-ı hasene

  • Beğenilebilir, güzel yenilikler.

bid'at-ı seyyie

  • Kötü yenilikler.

bid'atüzzaman

  • Zamanın bid'ası; zamanın yenilikçi acayip kişisi.

bidat / بدعت

  • Dine zıt yenilik.

ciyadet

  • Tazelik, yenilik.
  • İyilik, güzellik.

dinde bid'at

  • Peygamber efendimiz ve O'nun dört halîfesi zamânında olmayıp, dinde sonradan ortaya çıkarılan bozuk inanışlar, sevap kazanmak niyetiyle yapılan ibâdetler. Dinde yapılan her türlü değişiklikler, yenilikler ve reformlar.

hacegan-ı divan-ı hümayun / hâcegân-ı divan-ı hümayun

  • Eskiden devlet dairelerindeki yazı işlerinin başında ve bir takım mühim memuriyetlerde bulunanlar hakkında kullanılan bir tâbirdi. İkinci Mahmud zamanında yenilikler yapılıp memuriyete mahsus rütbeler ihdas olunurken hâcegânlık da rütbe sayılmış ve bunlara ait nişanla, resmi günlerde giyecekleri elb

hadaset

  • Gençlik. Yenilik. Tazelik. Yeniden oluş. Bir şeyin evveli, ibtidası.

hazine-i teceddüd

  • Yenilik hazinesi. Çok yeniliklere sebeb olan.

ibda'kar / ibdâ'kâr / ابداعكار

  • Yaratıcı, yenilik getiren. (Arapça - Farsça)

icad ve teceddüd fikri

  • Yeni çalışmalar ve eserler vücuda getirme; yenilik arayışında olma düşüncesi.

ıslahat-ı mülkiye

  • İdarede yapılan düzeltmeler, yenilikler.

jön türk

  • Genç Türk. 1868'den sonra, Avrupa'daki gibi, güya yenilik ve terakki isteyen Genç Osmanlılara Avrupalılarca takılan isim. (Fransızca)

jöntürk

  • Osmanlıların son döneminde yaşayan yenilik sevdalısı gençler.

medar-ı içtihad

  • İçtihad sebebi, dinde yeniliklere kapı açma sebebi.

moda

  • Geçici yenilik. Elbise ve süslenmede geçici hevesler ve fantezi düşkünlüğü sebebiyle çıkartılan yeni tarz ve şekiller. Bunlar israfı artırır ve iktisada aykırıdır. (Fransızca)

mübdi / مبدع

  • Yenilik getiren, yeni bir şey bulan. (Arapça)

müceddid / مجدد

  • Yenilikçi. (Arapça)

müceddidane

  • Müceddide yakışır surette. Yenilik yapana yakışır şekilde. (Farsça)

müceddidin / müceddidîn

  • (Tekili: Müceddid) Müceddidler. Yenilik yapanlar.

muhteriane / muhteriâne

  • Yeni bir şeyler icad ederek. Yenilikler ortaya koyarak. (Farsça)
  • İftirada bulunarak. (Farsça)

müteceddid / متجدد

  • Yenilikçi. (Arapça)
  • Yenileşen. (Arapça)

nevi

  • Yenilik. (Farsça)

tazegi / tazegî / tâzegî / تازگى

  • Tazelik, yenilik, körpelik. (Farsça)
  • Gençlik. (Farsça)
  • Körpelik, tazelik. (Farsça)
  • Gençlik. (Farsça)
  • Yenilik. (Farsça)

teceddüd / تجدد

  • Yenilenme, yenilik. (Arapça)

teceddüdat / teceddüdât / تجددات

  • Yenilenmeler, yenilikler. (Arapça)

teceddüdperver

  • Yeniliksever.

teceddütperver

  • Yenilikçi, yeniliği seven.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR