LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yargı ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

celse-i muhakeme

  • Mahkeme heyetinin görüşme boyunca yaptığı oturum, yargılama duruşması.

daver / dâver / داور

  • Yargıç. (Farsça)
  • Hükümdar. (Farsça)
  • Tanrı. (Farsça)

hadise-i adliye

  • Yargılama olayı.

hakim / hâkim / hakîm / حكيم

  • Hakim, yargıç, hüküm veren, hükmeden, hükümran olan, üstün olan.
  • Tanrı. (Arapça)
  • Hakim, yargıç. (Arapça)

hakim-i adil / hâkim-i âdil

  • Âdaletli yargıç.

hakim-i bilhak / hâkim-i bilhak

  • Hak ve adalet ile hükmeden, yargılayan Allah.

hükm

  • Yargı, karar.
  • Hüküm, yargı.

hükm-hüküm

  • Yargı, emir, komuta.

hükm-ü fetva / hükm-ü fetvâ

  • Fetvanın verdiği hüküm, yargı.

hüküm

  • Yargı, karar.
  • Yargı, egemenlik.

inde'l-muhakeme

  • Yargılanma anında, duruşma sırasında.

istidlal / istidlâl / استدلال

  • Delil ile hüküm çıkarma, akıl yürütme, delillerin ışığında yargıda bulunma. (Arapça)

kadı / قاضى

  • Dinî yargıç. (Arapça)

kazai / kazâî / قضائى

  • Yargı ile ilgili. (Arapça)

layiha-i temyiz / lâyiha-i temyiz

  • Yargıtaya yazılan itiraz dilekçesi.

mahkeme-i temyiz / mahkeme-i temyîz / مَحْكَمَۀِ تَمْي۪يزْ

  • Temyiz Mahkemesi; Yargıtay.
  • Yargıtay.

mahkeme-i zalimane / mahkeme-i zâlimane

  • Zâlimce yargılama yapan mahkeme.

men-i muhakeme kararı

  • Yargılamama kararı.

muhakemat / muhâkemat / محاكمات

  • Hüküm yürütmeler. (Arapça)
  • Yargılamalar. (Arapça)

muhakeme / muhâkeme / محاكمه

  • Hüküm vermeye çalışma, yargılama.
  • Düşünme, akıl yürütme, hüküm çıkarma, yargılama.
  • Hüküm yürütme. (Arapça)
  • Yargılama. (Arapça)

muhakeme etmek

  • Hüküm vermek için delilleri incelemek; yargılamak.

muhakeme olma

  • Yargılanma.

müstantık / مستنطق

  • Sorgu yargıcı. (Arapça)

naib / nâib / نائب

  • Vekil. (Arapça)
  • Kadı, yargıç. (Arapça)

taht-ı muhakeme

  • Yargılama.

temyiz / temyîz / تَمْي۪يزْ

  • Bir şeyi diğerinden seçip tarif etmek, ayırmak. Seçmek. İyiyi kötüden ayırmak.
  • Yargıtay.
  • Gr: Belirsiz olan kelime ve sayıları belirli hale koymak. Meselâ: "İşrune dirhemen" (yirmi dirhem) ve "Retle zeyten" (Bir retl zeytin yağı) tâbirlerinde "dirhemen" ve "zeyten" gibi.
  • <
  • Yargıtay.

temyiz evrakı

  • Yargıtay'ın kaleme aldığı cevap yazısı.

temyiz mahkemesi

  • Yargıtay; alt mahkeme kararlarının doğru verilip verilmediğini incelemekle görevli üst makam.

temyiz mahkemesi riyaseti

  • Temyiz Mahkemesi Başkanlığı, Yargıtay.

temyiz reisliği

  • Yargıtay Başkanlığı.

temyiz riyaseti

  • Yargıtay Başkanlığı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR