LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yardımlaşma ifadesini içeren 21 kelime bulundu...

düstur-u medeniyet ve muavenet

  • Yardımlaşmanın ve medeniyetin prensibi.

düstur-u teavün / düstur-u teâvün / düstûr-u teâvün / دُسْتُورُ تَعَاوُنْ

  • Yardımlaşma kanunu.
  • Yardımlaşma kanunu.

hakikat-i teavün

  • Yardımlaşma gerçeği.

hilf

  • (Çoğulu: Ahlâf) Sözleşme, söz verme.
  • Yardımlaşma, dayanışma. Birlik maksadıyla ittifak.
  • Yardımlaşma, ittifak, sözleşme.

muavenet / muâvenet / مُعَاوَنَتْ

  • Yardımlaşma.
  • Yardımlaşma.

muavenet-i hayriye

  • Hayırlı işlerde ve hizmetlerde yardımlaşma.

muazere

  • İnadlaşmak.
  • Yardımlaşmak.
  • Birbirinden kaçmak.
  • Ekin kuvvetlenmek.

mümalat

  • Müsaade etmek, izin vermek.
  • Yardımlaşmak, muâvenet etmek.

müsaafe

  • Bir kimse ile adavet edişmek, düşmanlık yapmak.
  • Yardımlaşmak.

müyasere

  • Yardımlaşmak, muâvenet.

sırr-ı teavün / sırr-ı teâvün

  • Yardımlaşma sırrı.

teavün / teâvün / تعاون / تَعَاوُنْ

  • Yardımlaşmak. Birbirine muâvenet etmek.
  • Yardımlaşma.
  • Yardımlaşma.
  • Yardımlaşma.
  • Yardımlaşma. (Arapça)
  • Yardımlaşma.

teavün-ü islam / teavün-ü islâm

  • İslâmî yardımlaşma.

teavün-ü umumi / teavün-ü umumî

  • Genel yardımlaşma.

teavünat / teavünât

  • (Tekili: Teavün) Yardımlaşmalar.

tenasur / tenâsur / تناصر

  • Yardımlaşma. Karşılıklı yardım etme.
  • Haberler birbirini tasdik eylemek.
  • Yardımlaşma. (Arapça)

terafüd

  • Birbirine yardım etme. Yardımlaşma.

terafuk / terâfuk / ترافق

  • Arkadaş olma.
  • Yardımlaşma, yardım etme.
  • Yardımlaşma. (Arapça)
  • Terâfuk etmek: Birbirine yardım etmek. (Arapça)

tesanüd

  • Karşılıklı yardımlaşma. Birbirine istinad etme.

vazife-i muavenet

  • Yardımlaşma görevi.

zıhar

  • İki şey arasında münasebet ve mutabakat meydana getirmek. İki şeyi birbirine mutabık eylemek. Arka arkaya, mukabil kılmak.
  • Karşılıklı yardımlaşmak.
  • Fık: Bir kocanın, karısını müebbeden mahremi olan birisinin bakması câiz olmayan bir yerine teşbih etmesi.Meselâ, bir adam karıs