LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yardım eden ifadesini içeren 44 kelime bulundu...

akıle / âkıle

  • Kâtilin, öldürme işindeki yardımcıları, bunlar yoksa öldürmede kendisine yardım eden kabîlesi (köylüleri, şehirlileri) ve akrabâsı.

alet / âlet

  • Bir işte veya bir san'atta kullanılan vasıta. Bir makinayı vücuda getiren ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
  • Sebeb, vesile, vesâit.
  • Edevat. Avadanlık.

avene

  • Beraber olanlar. Yardım edenler.
  • Taraftarlar.

avn

  • Yardım. İmdâd.
  • Mededkâr. Yardım eden. Yardımcı. Zahir.

dest-güzar

  • İmdada yetişen, yardım eden, yardımcı. (Farsça)

deste-dad

  • El veren, yardım eden. (Farsça)

destgir / destgîr / دستگير

  • Elden tutan, yardım eden. (Farsça)

ebyan

  • Cömert, eli açık, muhtaçlara ve yoksullara yardım eden kimse.
  • Yemekten tiksinen kişi.

ensar / ensâr

  • Yardımcılar. Mekke'den Medîne'ye hicretten sonra, Resûlullah efendimize ve Mekke'den gelen müslümanlara yakın alâka gösterip, malları, mülkleri, bedenleri ve her şeyleri ile yardım eden Medîneli müslümanlar.
  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Medineli arkadaşlarından olan ve muhacirlere yardım eden ashabı.

garib-nüvaz

  • Kimsesizlere ve gariplere yardım eden. Biçareleri ve zavallıları koruyan. (Farsça)

gavs

  • Yardım eden. Evliyâ arasında kullara yardımla vazîfelendirilen velî zât.

gavs-üs-sakaleyn

  • İnsanlara ve cinlere yardım eden büyük velî Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin lakabı.

gıyas / gıyâs

  • Yardım isteyene yardım eden.

hadi / hadî

  • Birinci.
  • Mazluma yardım eden.
  • Deveyi şarkı söyleyerek süren.

hazır u nazır

  • Her yerde hazır olup, bilen ve gören, yardım eden veya herkese lâyık cezasını veren Allah (C.C.)

inayetkar / inâyetkâr

  • Yardım eden.

karine-i taayyün

  • Belli edici ve tayine yardım eden iz, işaret, delil.
  • Belli edici ve tâyine yardım eden iz, işâret, delil.

mededkar / mededkâr / مددكار

  • Yardım eden.
  • Yardım eden, yardımcı. (Arapça - Farsça)

mededres

  • Yardımcı. İnâyet eden. Yardım eden. Mededresân da denir. (Farsça)

medetkar / medetkâr

  • Yardım eden, yardımcı.

mi'van

  • Ahâliye yardım eden, halka yardımı çok olan kimse.

mihmandar

  • Misafire hizmet ve yardım eden. Misafiri ağırlayan. (Farsça)

mu'in / mu'în

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Yardım eden, yardımcı.

mu'tazıb

  • Birbirine yardım eden. Birbirine muavenette bulunan.

muavin

  • Yardımcı. Yardım eden. Vekil.
  • Mekteblerde ve resmi dairelerde müdürden sonra gelen idare memuru.

muazıd

  • Yardım eden.

mübaşir

  • Müjdeleyen.
  • Mahkemede kapıcılık edip şâhid ve maznunların ismini çağırarak mahkemeye yardım eden kişi.
  • Geçici bir vazife alarak merkezden bazı emirleri götüren, icrâ salâhiyeti olan.
  • Müfettiş. Kontrolör.

müeyyid

  • Te'yid eden. Doğrulayan. Sağlamlaştıran. Yardım eden. Kuvvet veren.

mugis / mugîs

  • Yardım isteyene yardım eden.
  • Yardım eden, yardıma koşan. Medet edici. Muin.

mümidd

  • İmdad eden, yardım eden.
  • Uzatan, uzatıcı.
  • Yardım eden.
  • Yardım eden, uzatan.

müsaid

  • Muvafık, uygun. Yardım eden. İzin veren.

musrih

  • Medet eden, yardım eden.

müteavin

  • (Avn. dan) Yardımlaşan. Birbirine yardım eden.

müteazid

  • (Adad. dan) Kol kola tutunan, birbirine yardım eden, kol veren.

mütenasır

  • Birbirine yardım eden, muavenette bulunan, yardımlaşan.

mütezahir

  • Görünen, tezahür eden, ortaya çıkan.
  • Muavenet eden, yardım eden.

müzahir

  • (Zahr. dan) Zahir olan, taraftar çıkan, geriden yardım eden, koruyan.

nasır / nâsır

  • Yardımcı, yardım eden, nusret veren. Resül-i Ekrem'in (A.S.M.) bir ismi.
  • Yardım eden.

nasırin / nasırîn

  • (Tekili: Nâsır) Yardım edenler, yardımcılar.

nasl

  • Okun ucundaki sivri demir. okun uçmasına yardım eden kanatlar.

rikabdar / rikâbdar

  • Padişahların atla bir yere gidişleri sırasında özengiyi tutmak suretiyle ata binip inmelerine yardım eden kişi.

şefi'

  • Şefaatçı. Suçların affı için yardım eden.

veli / velî

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Mü'minleri seven, onlara yardım eden, işlerini bitiren, sevdiklerini sevmediklerine gâlib, üstün kılan, kâfirleri sevmeyen.
  • Bir çocuğun veya kadının babası yoksa baba tarafından dedesi, yoksa kâdı veya bunların vasî tâyin ettik

vezir

  • Osmanlı Devleti zamanında en yüksek mülkiye rütbelerine ulaşmış paşa. Hükümdar vekili. Pâdişahın yakınlarından ve onun yükünü üzerine alanlardan, mülkün idaresinde fikir ve tedbir ile meded ve yardım eden. Bu tabir "Vizr" kelimesinden gelir. "Vezr" kelimesinden alınsa; "halkın sığınağı" demek olur.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR