LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yanıltma ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

blöf

  • ing. Karşısındakini yanıltmak veya yıldırmak için aslı olmayan şeyleri gerçekmiş gibi göstermek.

ehaci / ehacî

  • (Tekili: Uhcüvve) Bilmeceler, bulmacalar, yanıltmacalar.

elgaz

  • (Tekili: Lügaz) Lügazlar. Bilmeceler, bulmacalar, yanıltmacalar.

hile / hîle

  • Sahtekârlık, hud'a. Aldatmak, yanıltmak.

hiss-i selim

  • Selim his. Her çeşit zarar verebilecek olan, müsbet olmayan ve şerre giden şeylerden kendini koruma hissi.
  • Sağlam ve insanı yanıltmayan his.

iğfal / iğfâl

  • Yanıltma ve aldatma.

iğlat / iğlât / اغلاط

  • Yanıltma. (Arapça)

ihta'

  • Yanılma veya yanıltma.
  • Hatâya düşürme veya düşürülme.

maglata

  • Mugalata. Boş ve mânasız söz. Zihin yanıltmak için söylenen saçma sapan söz.

mağlata / مغلطه

  • Laf salatası, yanıltmaca. (Arapça)

maglata-i vehmiyye

  • Vehmin, insanı yanıltmak için yanlışı doğru göstermesi.

mugalata / mugâlata / مغالطه

  • (Galat. dan) Karşısındakini yanıltmak için söz söylemek. Doğruya benzer yanlış sözler. Safsata. Hatalı ve yanlış söz. Demagoji.
  • Man: Vehimlerden terekküb eden kıyastır.
  • Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme, demogoji.
  • Hatâlı ve yanlış söz, karşısındakini yanıltmak için söz söylemek veya bu sûretle söylenen söz.
  • Yanıltmaca. (Arapça)

taglit

  • (Galat. dan) Yanlışını çıkarma. Yanıltma.
  • Karıştırma.

tağlit / tağlît / تغليط

  • Yanıltma, bulandırma.
  • Yanıltma.
  • Yanıltma. (Arapça)

tağlit-i ezhan

  • Zihinleri yanıltma, zihinleri yanılgıya düşürme.

tahtie

  • Bir kimseyi veya bir şeyi hatalı görmek, hata isnad etmek, yanıltmak. "Bu hatadır" diye iddia etmek.
  • Ist: "Mezhebim haktır, hata ihtimali var. Başka mezheb hatadır, savaba ihtimal var" diyenler ki, bu hatalı anlayışa izafeten "Tahtie" denmiştir.

tahtiye

  • Hatâya düşürmek, yanıltmak.

tevehhül

  • (Vehle. den) Yanıltmağa çalışma.

ud'iyye

  • (Çoğulu: Eda'i) Mesel, hikâyat.
  • Bilmece, yanıltmaç.

ugluta

  • (Çoğulu: Uglulât - Egalit) Bilmece, bulmaca, yanıltmaca.

uhciyye

  • Bilmece, bulmaca, yanıltmaca.

uhcüvve

  • Bulmaca, yanıltmaca, bilmece.

ulguze

  • Bilmece, bulmaca, yanıltmaca.