LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yalnızlık ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

ferdaniyet

  • Yalnızlık, teklik. Ferdlik. Yektâlık.

fürade

  • Yalnızlık.

gurbet-i mutlaka

  • Mutlak gariplik, yabancılık, yalnızlık.

halvet

  • Yalnızlık, tek başına kalma.
  • Yalnızlık, yalnız olarak kalma.
  • Yabancı bir kadınla yabancı bir erkeğin bir odada, kapalı bir yerde yalnız kalmaları.
  • Tasavvuf yolunda olgunlaşmak ve ilerlemek için belli bir müddet tenhâda kalma hali yalnız kalmak.
  • Yalnızlık. Tek başına kalmak. Tenhaya çekilme.
  • Gizlilik.

halvet-i mergube

  • Çok istenen, rağbet edilen yalnızlık hali.

infirad

  • Tek başına kalma. Yalnızlık hâli.

meclis-i halvet / مَجْلِسِ خَلْوَتْ

  • Yalnızlık meclisi.

merdum-girizane / merdum-girîzâne

  • İnsanlardan sıkılarak, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyerek.

merdümgiriz

  • İnsanlardan sıkılan, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen.

merdümgirizane

  • Kalabalıktan sıkılıp yalnızlık isteyerek.

merdümgirizlik

  • İnsanlardan sıkılganlık, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteme hâli.

münzevi

  • Yalnız başına çekilip kimse ile görüşmeyen, çekilip tek başına bir tarafta duran.
  • Yalnızlık içinde ibadet eden.

muvahhiş / مُوَحِّشْ

  • Korkutan, ruha yalnızlık hissi veren.

tecrid-i mutlak

  • Tam bir yalnızlık, her şeyden soyutlanma.

tecridhane

  • Eskiden dervişlerin dünya işlerinden ellerini çekip yalnız başlarına yaşadıkları oda, yalnızlık odası.

teferrüd / تفرد

  • Yalnızlık. (Arapça)
  • Benzersizlik. (Arapça)

tenhayi / tenhayî

  • Yalnızlık, ıssızlık, tenhalık. (Farsça)

tevahhuş / تَوَحُّشْ

  • Korku ve yalnızlık duyma.

uzlet

  • Yalnızlık. İnsanlardan ayrılarak bir tarafa çekilip yalnız kalmak.
  • Yalnızlık.
  • Yalnızlık, bir tarafa çekilip kendi kendine tenha kalma.

uzlet-i makbule

  • Makbul olan yalnızlık.

uzletgah / uzletgâh

  • Oturulan tenhâ yer. Yalnızlık köşesi. (Farsça)

uzletgüzin

  • Tenhada yaşayan, yalnızlık köşesine çekilen. (Farsça)

vahdet

  • Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.)
  • Edb: İfade esnasında mevzuun haricine çıkılmaması, maksad ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması.
  • Tas: Allah'a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali.
  • Birlik, bir ve tek olma.
  • Yalnızlık, kendi kendine kalış.

vahşet / وَحْشَتْ

  • Ürküntü, yalnızlık.

vahşet-i mutlaka

  • Tam bir yalnızlık ve ürküntü hali.

vahşetzar

  • Ürküntü ve yalnızlık veren yer.