LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yıkılma ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

ehl-i salib / ehl-i salîb

  • Haç sâhipleri. Târihte papalığın teşvikiyle müslümanlara karşı birleşerek seferler tertipleyen, milyonlarca insanın canına kıyan, devletlerin yıkılmasına sebeb olan hıristiyan milletler topluluğu, haçlılar, hıristiyanlar.

harab / harâb / خراب

  • Yok olma, yıkılma.
  • Yıkık, harap. (Arapça)
  • Fitil gibi sarhoş. (Arapça)
  • Harâb etmek: Yıkmak, bozmak, tahrip etmek. (Arapça)
  • Harâb olmak: Yıkılmak, bozulmak, kırılmak. (Arapça)

harabiyet

  • (Harabî) Yıkılma. Yıkılış. Parçalanıp dağılış. Zillet ve sefalet içinde

harabiyet-i alem / harabiyet-i âlem

  • Âlemin yıkılması.

harap olmak

  • Yıkılmak.

hedde

  • Duvarın yıkılmasından çıkan gürültü.

helak / helâk

  • Yıkılma, bitme, mahvolma.
  • Harislik ve pek düşkünlük.
  • Azab. Korku, havf.
  • Fakr.
  • Mahvolma, yıkılma.

helaket / helâket

  • Yıkılma. mahvolma. Felâket.
  • Helâk olma, yıkılma.

hevr

  • Birisini itham etmek, töhmet. Zan. Takdir ve tahmin etmek.
  • Binayı yıkmak, yıkılmak.
  • Sulu, ağaçlı yer.
  • Koyun sürüsü.

inhicam

  • (Bina) çöküp yıkılma.

inhidam / inhidâm / انهدام / اِنْهِدَامْ

  • Çökme, yıkılma. Viran olma.
  • Yıkılma, harab olma.
  • Yıkılma.
  • Yıkılma. (Arapça)
  • Yıkılma.

inkıdad

  • Yıkılma.
  • Perakende olup dağılma.
  • Kuş havadan süzülüp inme.

kagşar

  • Yıkılmak üzere. Yıkılıp harabolmaya yüz tutmuş.

kaimen

  • Ayakta durarak. Yıkılmamış.
  • Canlı olarak.

lakaf

  • Duvar yıkılmak.

mahkum-u inkıraz / mahkûm-u inkıraz

  • Yıkılmaya, yok olmaya mahkûm.

mahv

  • Harab olma. Yıkılma. Ortadan kalkma. Çökme. Bozulma.
  • Tas: Beşeri noksanlıklardan kurtuluş hâli.

mahv olma

  • Yıkılma, dağılma, yok olma.

mahv ü perişan

  • Yıkılma ve perişan olma.

mail-i inhidam / mâil-i inhidam / mâil-i inhidâm

  • Yıkılmaya meyilli, yıkılmaya uygun, müsait.
  • Yıkılmağa yüz tutmuş.

meyyal-i inhidam / meyyal-i inhidâm

  • Yıkılmak üzere bulunan. Neredeyse göçecek durumda olan.

münhedim

  • Münhedim olmak: Yıkılmak, yok olmak.

munkarız

  • Munkarız olmak: Yıkılmak, çökmek, sönmek.

müşrif-ül harab / müşrif-ül harâb

  • Harab olmağa ve yıkılmağa yüz tutmuş.

sedd-i kur'ani / sedd-i kur'ânî

  • Kur'ân'ın yıkılmaz seddi, kalesi.

sedd-i sedid

  • Yıkılması zor olan, sağlam sed. Yıkılmayacak derecede sağlam sedd.

suret-i zaife-i vahiye / sûret-i zaife-i vâhiye

  • Zayıf ve yıkılmaya mahkum görüntü, şekil.

tahrib / تخریب

  • Yıkma, harap etme. (Arapça)
  • Tahrîb edilmek: Yıkılmak, bozulmak, harap edilmek. (Arapça)
  • Tahrîb etmek: Yıkmak, bozmak, harap etmek. (Arapça)

takavvuz

  • Ayrılmak. Dağılmak.
  • Yıkılmak.

tebah / tebâh / تباه

  • Yok olmuş. (Farsça)
  • Yıkılmış. (Farsça)
  • Bozulmuş, çürümüş. (Farsça)
  • Tebâh etmek: (Farsça)
  • Yok etmek. (Farsça)
  • Yıkmak. (Farsça)
  • Bozmak, çürütmek. (Farsça)
  • Tebâh olmak: (Farsça)
  • Yok olmak. (Farsça)
  • Yıkılmak. (Farsça)
  • Bozulmak, çü (Farsça)

tehadüm

  • Yıkılmak.

teheddüm

  • (Çoğulu: Teheddümât) Yıkılma.

telehhüf

  • Mahzun olmak. Hasret ve kederle yanıp yıkılmak. Ah çekmek.

viran / vîrân / ویران

  • Yıkık, harap olmuş. (Farsça)
  • Yıkıntı, harabe. (Farsça)
  • Vîrân etmek: Yıkmak, harap etmek. (Farsça)
  • Vîrân olmak: (Farsça)
  • Yıkılmak, harap olmak. (Farsça)
  • Perişan olmak. (Farsça)

virane

  • Harabe. Yıkılmağa yüz tutmuş eski yapı. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın