LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te yönet ifadesini içeren 91 kelime bulundu...

adem-i merkeziyet-i siyasiye

  • Siyasî olarak yerinden yönetim; bir ülke sınırları dahilinde bulunan eyâlet ve bölgelerin tek merkezden değil, yerel yönetimler tarafından idare edilmesi.

ameliyat-ı dahiliye

  • İç operasyon, sıkı yönetim uygulamaları.

amir / âmir

  • Emreden, yöneten, Allah.

amir-i hatadar / âmir-i hatâdar

  • Hâtâlı idareci, yönetici.

amiriyet / âmiriyet

  • Âmirlik, yöneticilik.

amiriyet-i mutlaka / âmiriyet-i mutlaka

  • Sınırsız ve tam bir âmirlik, yöneticilik.

arş-ı ilahi / arş-ı ilâhî

  • Cenâb-ı Hakkın büyüklük ve yüceliğinin tecelli ettiği yer (kâinatın egemenlik ve yönetim merkezi).

beylik

  • Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emirlik, emaret, mirlik.

cumhuriyet

  • Devlet başkanı yönetilenler tarafından seçilen yönetim biçimi.

daire-i hükumet / daire-i hükûmet

  • Yönetim dairesi.

daire-i tedbir

  • Tedbir, idare ve yönetim dairesi.

daire-i vahid

  • Tek daire, tek merkez (merkezî yönetim).

demokrasi

  • Yöneticilerin halk tarafından seçildiği idare şekli.

desatir-i hükumet / desâtir-i hükûmet

  • Hükümetler ve yönetimler tarafından konulan yasalar.

dest-i tasarruf-u kudret

  • Allah'ın herşeyi dilediği gibi kullanan ve yöneten kudret eli.

devlet

  • Ülkeyi yönetmek için örgütlenmiş siyasî topluluk.

divan-ı harb

  • Sıkıyönetim Mahkemesi.

divan-ı harb-i örfi / divan-ı harb-i örfî / dîvân-ı harb-i örfî / د۪يوَانِ حَرْبِ عُرْف۪ي

  • İttihad ve Terakki hükûmeti zamanında kurulan ve oldukça sert kararlar alan sıkıyönetim mahkemesi.
  • Sıkı yönetim mahkemesi.

ehl-i hall ü akit

  • Bir ülkeyi yönetme, bir devlet başkanını seçme veya azletme yetkisine sahip kişiler, millet vekilleri.

ehl-i hüküm

  • Yöneticiler, idareciler.

ehl-i hükumet / ehl-i hükûmet

  • Hükümette olanlar yöneticiler.

emaret / emâret

  • Amirlik, yöneticilik.

eyyühe'r-ruus ve'r-ruesa / eyyühe'r-ruûs ve'r-ruesâ

  • Ey başlar ve başkanlar, ey yönetici ve idareciler.

hakim olma / hâkim olma

  • Hükmetme, karar verme, yönetme, egemen olma.

hakim-i azam / hâkim-i âzam

  • En büyük yönetici.

halife-i arz

  • Yeryüzünün halifesi, yöneticisi.

hayyü'l-kayyüm

  • Her an diri olan, yöneten, düzenleyen.

hazine-i amire / hazine-i âmire

  • Tar: Para işlerini yönetmek üzere kurulmuş olan müesseselerden birinin adı. Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrelerinde para işleri "Beytülmal" denilen ve "Defterdar" adı verilen bir memurun idaresinde iken, sonraları teşkil olunan yeni idarelere göre çeşitli adlar verilmiştir. Hazine-i âmire, devlet k

heyet-i idare

  • İdare heyeti, yönetim kurulu.

hospodar

  • Osmanlı İmparatorluğunca XV. yy.dan 1866-1881'e kadar Boğdan ve Eflak'ı yönetmekle vazifelendirilen Romen prenslerinin ünvanı.

hükmeden

  • Yöneten, hakimiyeti altında bulunduran.

hükumet / hükûmet

  • İdare, yönetim.

hükumet-i müstebide / hükûmet-i müstebide

  • Ülkeyi istibdatla, dikta ile yöneten hükûmet.

hürriyetin başı

  • Meşrûtiyet yönetiminin ilk ilân edildiği dönem.

hüsn-i idare / حسن اداره

  • İyi yönetim, iyi idare. (Arapça - Farsça)

icra-yı hükumet / icra-yı hükûmet

  • Yönetmek, idare etmek.

idare / idâre / اداره

  • Yönetim.
  • Yönetme, yönetim.
  • Yönetme.
  • Döndürme. (Arapça)
  • Çekip çevirme, yönetme. (Arapça)
  • Devlet dairesi. (Arapça)
  • Yönetim. (Arapça)

idare-i hazıra / idare-i hâzıra

  • İçinde bulunulan dönemdeki yönetim.

idare-i millet

  • Milleti idare etme, yönetme.

idare-i mutlaka

  • Bir hükümdarla idare. Bir hükümdarın idare ve yönetimi altında bulunan devlet. Mutlakiyet idaresi.

idare-i örfiye

  • İcabında devletin bir yerde mülki idareye ait nizamları tatil ile kanunen kurduğu askerî idare. Örfi idâre, sıkıyönetim.

idare-i örfiyye / idâre-i örfiyye / اداره عرفيه

  • Sıkıyönetim.

idare-i ruhiye ve diniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine / idâre-i ruhiye ve dîniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine

  • Kendi ruhu, dini, şahsı, ailesi ve köyü ile ilgili idare ve onları yönetme.

idare-i şahsiye ve beytiye ve diniye

  • Kendi şahsı, ailesi ve dini ile ilgili idare ve bunları yönetme.

idarehane / idârehâne / اداره خانه

  • Yönetim bürosu. (Arapça - Farsça)

idari / idârî / اداری

  • Yönetimsel. (Arapça)

iktidar / iktidâr / اقتدار

  • Güçlülük, kudret. (Arapça)
  • Görev başındaki yönetim. (Arapça)

inkılab-ı hükumet / inkılâb-ı hükûmet

  • Hükûmet inkılâbı, yönetim değişimi.

inkılab-ı zaman / inkılâb-ı zaman

  • Zamanın değişimi; yönetimdeki değişim süreci.

istibdad

  • Baskıcı yönetim.

koloni

  • Bir ülkenin, sınırları dışında işgal ettiği ve yönettiği ülkeye sıkı bağlarla bağlı arazi. (Fransızca)
  • Başka bir memlekete yerleşmeğe giden göçmen topluluğu veya bir topluluğun yerleştiği yer. (Fransızca)
  • Bir memlekette bulunan yabancılar topluluğu. (Fransızca)

kongre

  • Çeşitli memleketlerden yöneticilerin, elçilerin ve delegelerin katılmasıyla yapılan toplantı. (Fransızca)

kudsi rejim / kudsî rejim

  • Dinî yönetim; İslâmın ve Kur'ân'ın mukaddes hükümlerinin uygulandığı yönetim.

mahalli hükumet / mahallî hükûmet

  • Yerel yönetim, valilik.

mekteb-i mülkiye

  • Siyaset ve yönetim biliminin okutulduğu okul; Siyasal Bilgiler Fakültesi.

merkez-i hükümet

  • Yönetim merkezi.

meşrutiyet / meşrûtiyet

  • Devletin bir hükümdarın başkanlığı altındaki millet meclisi tarafından idare edildiği yönetim biçimi.

meşrutiyet-i meşrua / meşrutiyet-i meşrûâ

  • Dine uygun olan meşrutiyet, yönetim şekli.

meylü'l-amiriyet / meylü'l-âmiriyet

  • Âmirlik, başkalarını yönetme meyli.

müdir-i dahili / müdir-i dahilî

  • İç işleri yöneten.

muhtariyet

  • Özerklik, otonomi; bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı.

mukaddes rejim

  • Dinî yönetim; İslâmın ve Kur'ân'ın kutsal hükümlerinin uygulandığı yönetim.

mülkiye

  • Yönetim daireleri ve kadroları.

müsemma-i meşrutiyet / müsemmâ-i meşrutiyet

  • Meşrutiyetle isimlendirilen yönetim, devlet.

mütevelli / mütevellî / متولى

  • Bir vakfın üst yöneticisi. (Arapça)

örfi idare / örfî idare / عرفى اداره

  • Sıkıyönetim.
  • (İdare-i örfî) Askerî kuvvete ihtiyacı gerektiren ve cemiyet hayatında zuhur eden müşkil hallerde vaktin icablarına göre ve vaziyet düzelinceye kadar sivil idare yerine askeri idare konması. Sıkı yönetim.
  • Sıkıyönetim.

rejim

  • Yönetim şekli, biçimi.
  • Bir devletin yönetim biçimi.

sahib-i tasarruf

  • Her şeyi dilediği gibi kullanma ve yönetme kabiliyetine sahip olma.

saltanat alemi / saltanat âlemi

  • Bir ülkenin hakimiyeti ve yönetimiyle ilgili alan.

saltanat-ı hind

  • Hindistan otoritesi, yönetimi.

siyaset-i şer'i / siyaset-i şer'î

  • İslâm'ın öngördüğü siyaset ve yönetim anlayışı.

siyasetü'l-medeniyye

  • Kamu yönetimi.

siyasetü'l-medine

  • Şehir yönetimi, toplum yönetimi.

sultan / sultân

  • Hükümdâr, yönetici.
  • Her şeyin hâkimi olan Allah.

ta'limat-name

  • Yönetmelik. (Farsça)

ta'limatname / ta'lîmatname / تعليمات نامه

  • Yönetmelik. (Arapça - Farsça)

tabaka-i hükumet / tabaka-i hükûmet

  • Yönetim tabakası.

tabaka-yı ulya / tabaka-yı ulyâ

  • Yüksek tabaka; zengin, aydın ve sosyal statüsü yüksek tabaka; zenginler, yöneticiler ve saire.

tabakat-ı hükumet / tabakat-ı hükûmet

  • Yönetim katmanları, hiyerarşisi.

taht-ı tedbir

  • Yönetim ve idaresi altında tutulan alan.

tasarruf-u hakiki / tasarruf-u hakikî

  • Gerçek anlamda dilediği gibi kullanma ve yönetme.

tasarrufat-ı rububiyet / tasarrufât-ı rububiyet

  • Allah'ın her şeyi dilediği gibi kullanması ve yönetmesi.

teb'a

  • Uyruk, bir idarecinin yönettiği halk.

tedvir / tedvîr

  • Devrettirmek, döndürmek. Çevirmek.
  • İdare etmek, yönetmek.
  • Daire şekline sokmak.
  • Edb: Bir mısradaki kelimelerin yerini değiştirmekle veznin ve mânanın bozulmamasıdır.
  • Kur'an-ı Kerim kıraatında: Tahkik ile hadr ortasında bir okuma usulüdür. Her iki yönde meşru m
  • İdare etmek, yönetmek, döndürmek, çevirmek, devrettirmek. Kur'ân kırâetinde orta süratle okuma tarzı.
  • Döndürme, yönetme.

tedvirü'l-menzil

  • Ev yönetimi.

ulü'l-emir

  • İş idare eden, idareci, yönetici ve siyasetçiler.

ulü'l-emr

  • Emir sahipleri, buyruk sahipleri, kadılar, idareciler, yöneticiler.
  • İdareciler, devlet yöneticileri.

ümera

  • Emirler, beyler, yöneticiler.

ummal / ummâl / عمال

  • Görevliler. (Arapça)
  • Yöneticiler. (Arapça)

vahdet-i tedbir

  • Bir elden yönetme.

yed-i tasarruf

  • Tasarruf eli; yönetimi ve hakimiyeti altında tutma.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR