LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te veyi ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

abt

  • Deveyi ve koyunu hastalanmadan sağ iken boğazlamak.
  • Kazılmamış yeri kazmak.
  • Yarmak.

acc

  • Yüksek sesle haykırma,
  • Gürültü çıkarma. Deveyi döğme.

arus

  • Süslenmiş gelin, güveyi.
  • Güneş. Gök.
  • Kim: Kükürt.

ca'caa

  • Değirmen sesi.
  • İsteklerde zorluk vermek.
  • Devenin çökermesi.
  • Çökmüş deveyi kaldırmak.

ce'cee

  • Geri durdurmak.
  • Deveyi suya çağırmak.
  • Eşek boncuğu denilen bir boncuk.

ceey

  • Su içmesi için deveyi çağırmak.

damad / dâmâd / داماد

  • Damat, güveyi. (Farsça)

dirase

  • Kitab okumak.
  • Elbiseyi eskitmek.
  • Gizli yol.
  • Harmanda buğday döğmek.
  • Uyuz olan deveyi katranlamak.

hadi / hadî

  • Birinci.
  • Mazluma yardım eden.
  • Deveyi şarkı söyleyerek süren.

he'he'

  • Deveyi yulafa çağırmak.
  • Gülegen adam.

he'hee

  • Deveyi yulafına çağırıp hey hey demek.

heyha

  • Deveyi yulafa çağırmak.

hic / hîc

  • Deveyi azarlama ve zecir sesi.

hıms

  • Üç gün deveyi susuz bırakıp, dördüncü günü su vermek.
  • Alaca yemeni bez.

ibrak

  • Deveyi çökertmek.

içgüvey

  • (İçgüveyi, içgüveysi) Kayınpederinin evine alınan dâmat. Karısı tarafının evinde oturan dâmat. (Türkçe)

iğde

  • Kızılcığa benzer bir meyve ve bu meyveyi veren ağaç ve çiçeği.

ıh

  • Deveyi çökertmek için kullanılır sestir.
  • Yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermeği tasvir eder.

ıhlamak

  • Ih diyerek deveyi çökertmek.
  • Ih diyerek yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermek.

ısdar

  • (Sudur. dan) Çıkarma, çıkarılma, sudur ettirme.
  • Deveyi sudan geri döndürmek.
  • Rücu ettirmek, geri döndürmek, vazgeçirmek.

kabise

  • Üveyik kuşu.

karen

  • (Çoğulu: Akrân) Ok mahfazası.
  • Kılıç.
  • Ok.
  • İki deveyi biribirine çattıkları ip. Başka deveye çatılmış deve.
  • Çatık kaşlı olmak.
  • "Yakınlık" mânâsına mastar.
  • Necid ahâlisinin mikâtı olan mevzi.

kulkulani

  • Üveyik kuşuna benzer bir kuş.

nahnaha

  • Deveyi çökertmek.

nahr

  • Kurbanlık deveyi göğsü üstünden (evdâcını yâni iki büyük damarını) kesmek.

nükaf

  • Deveyi öldüren bir verem.

rehv

  • (Çoğulu: Rahâ) Yüksek mekân, yüksek yer.
  • Alçak, çukur yer, (içinde su toplanır)
  • Mahalle içinde, yağmur suyu ve çeşme suyu akan ark.
  • Üveyik kuşu.
  • Arası açılmış ve ayrılmış.

resalet

  • Saçı salıverme.
  • Deveyi eşkin yürütme.

reym

  • Alçak yer.
  • Kabir.
  • Derece.
  • Deveyi boğazlayıp taksim ettikten sonra kalan kemik.
  • Ziyâde çok, fazla.

sulsul

  • (Çoğulu: Salâsıl) Üveyik kuşu.

te'bil

  • Deveyi katarıyla getirmek.

terhim

  • Atmak.
  • Kolaylaştırmak, âsân etmek.
  • Deveyi sebepsiz kesmek.
  • Yumuşak ve ince etmek.
  • Bir ismi kısaltma.

tesrib

  • (Sürub. dan) (Asker) gönderme, yollama.
  • Atı ve deveyi bölük bölük edip yollamak.

tezbib

  • Bir şeyin içine kuru üzüm koyma.
  • Yaş meyveyi kurutma.