LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te uzman ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

alim / âlim

  • Bilen, ilim sâhibi.
  • Her şeyi bilen mânâsına Allahü teâlânın sıfatlarından biri.
  • Zamânın fen ve edebiyât bilgilerinde yetişmiş, Kur'ân-ı kerîmin ve yüzbinlerce hadîs-i şerîfin mânâsını ezberden bilen, İslâm'ın yirmi ana ilmi ve bunların kolları olan seksen ilminde mütehassıs (uzman),

büleğa

  • Belâgatçılar; belâgat ilminin inceliklerini bilen söz ve ifade uzmanları.

ehil / اَهِلْ

  • Uzman, becerikli, sahib.

ehl-i belağat / ehl-i belâğat

  • Edebiyatçılar, söz ve ifade uzmanları.

ehl-i ihtisas / ehl-i ihtisâs / اَهْلِ اِخْتِصَاصْ

  • Sahasında uzman olan kimseler.
  • Mütehassıslar, uzmanlar.

ehl-i ihtisas ve müşahede

  • Görünmeyen âlemlere ait hakikatleri bizzat gözleyen ve bu konuda uzmanlaşan kimseler.

ehl-i tetkik ve tenkid

  • İnceden inceye araştıran ve kritik eden uzmanlar.

el-hafız / el-hâfız

  • Hadîs ilminde uzman olan ve en az yüz bin hadîs-i şerifi, o hadîsleri aktaranların bilgileriyle beraber ezbere bilen hadîs âlimi.

erbab-ı belağat

  • Belağatçılar; belağat ilminin inceliklerini iyi bilen söz ve ifade uzmanları.

erbab-ı fesahat

  • Dilin doğru, düzgün, açık ve akıcı şekilde kullanılması noktasında uzman olanlar.

erkan-ı harp / erkân-ı harp

  • Askerlik ilminde uzman kimse, kurmay.

fen yobazı

  • Fen bilgisinde mütehassıs (uzman) olmadığı hâlde, kendisini fen adamı ve müslüman olarak gösterip müslümanların dînini, îmânını bozmağa, İslâmiyet'i içerden yıkmağa çalışan kimse.

hatt-şinas

  • Yazı uzmanı, yazıdan anlayan. (Farsça)

hazakat / hazâkat

  • Uzmanlık.
  • Ustalık, uzmanlık.

hazık / hâzık

  • İşinin ehli, becerikli, tecrübeli, uzman.
  • İşini iyi bilen, uzman.

hekim-i hazık / hekîm-i hâzık

  • Uzman doktor.

icma-ı manevi / icmâ-ı mânevî

  • Mânevi olarak görüş birliğine varma; uzmanların aynı konuyu faklı tarzlarda belirtmeleriyle veya susmak sûretiyle onu tasdik etmeleriyle görüş birliğine varmaları.

ihtisas / ihtisâs / اختصاص

  • Uzmanlık.
  • Uzmanlık.
  • Özellik kazanma, uzmanlaşma.
  • Uzmanlık. (Arapça)

ihtisasat

  • Uzmanlıklar.

ihtisasca

  • Uzmanlık bakımından.

karşinas / kârşinâs / كارشناس

  • Uzman, işten anlayan. (Farsça)

mümarese / mümârese

  • Uzmanlaşma.

münekkit

  • Tenkitçi; hadisin tahlil ve kritiğinde uzman olan hadis âlimi.

mütehassıs / متخصص / مُتَخَصِّصْ

  • İhtisas sahibi, uzman.
  • İhtisas sahibi, uzman.
  • İhtisas sâhibi, uzman. Bir işin hakîkatini, iç yüzünü çok iyi bilen, bir ilim dalında veya meslekte mâhir olan.
  • Uzman, işin ustası.
  • Uzman. (Arapça)
  • Uzman.

mütehassıs olmak

  • İhtisas sahibi olmak, uzmanlaşmak.

nahvi / nahvî / نحوی

  • Arapça dil bilimci, uzman.
  • Gramerci, nahiv uzmanı. (Arapça)

nakkad

  • Tenkitçi; hadîsin tahlil ve kritiğinde uzman olan hadîs âlimleri.

nakkad-ı muhaddisin / nakkad-ı muhaddisîn

  • Hadîsin tahlil ve kritiğinde uzman olan hadîs âlimleri.

pedagog

  • Eğitim bilimi uzmanı, eğitimci.

sahib-i ihtisas

  • İhtisas sahibi, söz sahibi, uzman.

sosyolog

  • Toplum bilimi uzmanı, toplum bilimci.

tabib-i müslim-i hazık / tabîb-i müslim-i hâzık

  • Mütehassıs (uzman) ve açıkça günâh işlemeyen müslüman doktor.

tebahhur / تبحر

  • Göllenme. (Arapça)
  • Derin bilgi sahibi olma, uzmanlaşma. (Arapça)
  • Tebahhur etmek: Buharlanmak. (Arapça)

tefennün etmiş

  • İhtisaslaşmış, ayrı ayrı uzmanlık dallarına ayrılmış.

ulema / ulemâ

  • Âlimler, ilim sâhibleri; zamânın fen ve edebiyât bilgilerinde yetişmiş, Kur'ân-ı kerîmin ve binlerce hadîs-i şerîfin mânâsını ezberden bilen, İslâm'ın yirmi ana ilim ve kolları olan seksen ilimde mütehassıs (uzman), tasavvufun (evliyâlığın) en yüksek derecesine ulaşmış, yetişmiş ve yetiştirebilen, i

umera-i belagat / umera-i belâgat

  • Belâgat ilminde ileri gelen ve yön veren uzmanları, prensleri.

zat-ı nakkad / zât-ı nakkad

  • Ehl-i tahkik; kiritik uzmanı, eleştirmen.