LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te uzatmak ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

ancere

  • Dudak uzatmak.

bast

  • Genişlemek, açmak, yaymak.
  • Bir şeye el uzatmak.
  • Sevindirmek.
  • Bir mecliste haya sebebiyle olan sıkılmanın gitmesiyle açılmak.
  • Özür kabul etmek.
  • Kaplamak.
  • Tas: Allahın cemâl tecellisiyle kalbin sükûn ve huzur içinde ferahlaması. (Mukabili: "Kabz"

bast-ı yed

  • Elini bir şeye uzatmak.
  • Mc: Tasallut ve istilâ manasındadır.

galat-ı tahakkümi / galat-ı tahakkümî

  • Bir kelimenin gerek lâfzı ve gerekse mânası itibariyle herkesin kullandığı gibi kullanılmaması.Bu, başlıca üş şeyden olur:1- Nazımda vezne uydurmak için bir kelimenin telâffuzunu değiştirmek, hecesini uzatmak ve kısaltmak yahut harfini gizlemek.2- Çeşitli mânâları olan bir kelimeyi meşhur olmayan bi

hübu'

  • Uyumak.
  • Eşek gibi yürümek.
  • Boynunu uzatmak.

hütu'

  • Boyun uzatmak.
  • Çok nazar etmek, çok bakmak.

ıhlaf

  • Su aramak. Yerine halef etmek.
  • Kılıç çıkarmak için elini uzatmak.

iktisad

  • Tutum, biriktirme. Her hususta itidal üzere bulunmak. Lüzumundan fazla veya noksan sarfiyattan kaçınmak.
  • Edb: Beyit veya kasideyi birbirine vasl ile uzatmak.

imdad

  • Yardım. Yardıma yetişmek. "Yetişin, kurtarın" mânasında da kullanılır.
  • Yardıma gönderilen kuvvet.
  • Vâdeyi uzatmak. Mühlet vermek.

itale

  • Uzatmak. Sözü uzun etmek. Tatvil-i kelâm etmek.
  • Birini zemmetmek, ayıplamak.

ıtnab / ıtnâb

  • Edb: Konuşurken, fazla tafsilât vermek. Lüzumundan fazla sözü uzatmak. (Îcazın zıddı)
  • Konuşurken fazla tafsilât vermek, sözü gereğinden fazla uzatmak.

ıtnab-ı mümille

  • Lüzumsuz olarak sözü uzatmak, usanç verecek şekilde uzatmak.

ıtval

  • Uzatmak. Uzatılmak.

med

  • Uzatmak, çekmek, Kur'ânı kerîmde uzatan harflerden (elif, vav, yâ) biriyle kendilerinden önceki harfleri çekmek.

melace

  • Husumeti uzatmak, düşmanlığı çoğaltmak.

melze

  • At seğirtirken koltuklarını uzatmak.
  • Süngü ile veya gayrı nesne ile ta'n eylemek.

meşk

  • Yazı örneği. Öğretici yazı.
  • Bir şeyi uzatmak.
  • Uzun uzun yazmak.
  • Bilmeyene bir şeyi öğretmek.
  • Sür'at, hız.

mümanat

  • Uzatmak.
  • İntizar etmek, beklemek.

münavele

  • Takdim, bir şeyi el ile öne uzatmak. Sunmak, arzetmek.

mutatavil

  • Uzanan, uzun olan.
  • Uzatmak suretiyle yükselen.

seb' etmek

  • Kötülemek, dil uzatmak.

sedv

  • El uzatmak.

şetm

  • Bir kimseye dil uzatmak, sövmek, kötülemek.

şürabiye

  • Bir şeye bakmak için boyun uzatmak. (Farsça)

sütre

  • Namaz kılarken imâmın veya yalnız kılanın sol kaşı hizâsında, önüne diktiği yarım metreden uzun çubuk. Çubuğu dikmeyip, secde yerinden kıbleye doğru uzatmak veya çizgi çizmekle de olur.

ta'n etmek

  • Kötülemek, dil uzatmak.

tahv

  • Düşmek.
  • Çekip uzatmak.

teati

  • Karşılıklı alıp vermek.
  • Bir şeye el uzatıp almak. Hakkı olmayan şeye el uzatmak.
  • Fık: Pazarlıksız ve konuşmadan fiilen vâki olan mal alış verişi.

tefsie

  • Çekmek. Uzatmak.

temdid / temdîd / تمدید

  • Devam ettirmek. Uzatmak. Uzatılmak. Sürdürmek.
  • Çekip uzatmak.
  • Tecvidde: Bir harfi uzun okumak, çekmek.
  • Devam ettirmek, uzatmak, sürdürmek, süre vermek.
  • Uzatma. (Arapça)
  • Süre uzatma. (Arapça)
  • Temdîd edilmek: Uzatılmak. (Arapça)
  • Temdîd etmek: Uzatmak. (Arapça)

tenşiye

  • Beslemek, terbiye etmek.
  • Uzatmak.

tetellu'

  • Kalkmak için boynunu uzatmak.

teverrük

  • Sol yanı üstüne oturup iki ayaklarını sağ tarafından uzatmak.

tezyil

  • Eklemek. Uzatmak. Altına ilâve etmek. Zeyl yapmak.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR