REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te uyg kelimesini içeren 108 kelime bulundu...

aheng / âheng

  • Uygunluk ve düzen.

ahenk / âhenk

  • Uygunluk.

ahenkdar / ahenkdâr

  • Uygun, düzgün, âhenkli, makamlı. (Farsça)

ahlak-ı ameli / ahlâk-ı amelî / اخلاق عملى

  • Uygulamadaki ahlak anlayışı.

alavefk / alâvefk / على وفق

  • Uygun olarak. (Arapça)

ameliyat / ameliyât

  • Uygulamalar, tatbikler, pratikler.

amiz-gar / âmiz-gâr

  • Uygun, münâsib, yaraşır. (Farsça)

asi

  • Uygun, elverişli.

bil'imtisal

  • Uygulayarak.

caiz / câiz / جائز

  • Uygun. (Arapça)

cevab-ı muvafık

  • Uygun cevap.

ceza-yı seza / cezâ-yı sezâ

  • Uygun ceza.

cihet-i muvafakat

  • Uygunluk yönü.

etvar-ı na-layıka / etvar-ı nâ-lâyıka

  • Uygunsuz ve münasebetsiz hareketler.

evkat-ı münasip

  • Uygun vakitler.

ferahur

  • Uygun, lâyık, münasib. (Farsça)

fırsat / فرصت

  • Uygun an, fırsat. (Arapça)

gayr-ı mülayim / gayr-ı mülâyim

  • Uygunsuz, abes.

gayr-ı mutabık

  • Uygun gelmeyen, uymayan.

gayr-ı muvafık

  • Uygun olmayan.

hem-aheng

  • Uygun, münasib, denk. (Farsça)

hüsn-ü vifak

  • Uygunluğun güzelliği, güzel uygunluk.

ibban / ibbân

  • Uygun zaman, vakit. Her şeyin mevsimi.

icra / icrâ

  • Uygulama, yapma.

icra etmek / icrâ etmek

  • Uygulamaya koymak.

icraat / icrâât

  • Uygulamalar, yapmalar.

infaz / infâz / انفاذ

  • Uygulama, yerine getirme, yapma. (Arapça)

kàbil-i tatbik

  • Uygulanabilir.

kabil-i telif

  • Uygun olan, bağdaşan.

layık / lâyık

  • Uygun.
  • Uygun, yaraşır.

lüzum-u mutabakat

  • Uygunluğun lüzumu, gereği.

medar-ı tenasüp / medâr-ı tenasüp

  • Uygunluk sebebi, kaynağı.

medeniyyet / مدنيت

  • Uygarlık. (Arapça)

mevadd-ı münasib / mevadd-ı münâsib

  • Uygun maddeler.

mevki-i münasib

  • Uygun yer ve konum.

mevki-i münasip

  • Uygun mevki, ilgili yer.

mevki-i tatbik

  • Uygulama yeri, makamı.

mevzi-i münasib

  • Uygun yer ve konum.

mevzi-i münasip

  • Uygun konum.

münasebat / münâsebât

  • Uygunluklar, ilgiler.

münasebat-ı tevafukıyet / münâsebât-ı tevafukıyet

  • Uygunluk arz eden münâsebetler, bağlantılar.

münasebet / münâsebet / مناسبت

  • Uygunluk, ilgi.
  • Uygunluk.

münasib / münâsib

  • Uygun.
  • Uygun, yakışır.

münasip / مناسب

  • Uygun.

muntabık

  • Uygun.
  • Uygun.

müntabık

  • Uygun.

muntabık / منطبق

  • Uygun, uyumlu. (Arapça)

mürevvic-i amal / mürevvic-i âmâl

  • Uygulamaya sokmaya çalışan, yapmaya teşvik eden.

müsaadesiz

  • Uygunsuz, izin vermeyen.

müsaid / مساعد

  • Uygun.
  • Uygun. (Arapça)

müsait / müsâit

  • Uygun.
  • Uygun.

mutabakat / mutâbakat / مُطَابَقَتْ

  • Uygunluk.
  • Uygunluk.
  • Uygunluk.

mutabık / mutâbık / مُطَابِقْ

  • Uygun. Muvafık. Uyan.
  • Uygun.
  • Uygun.
  • Uygun.

mütemeddin / متمدن

  • Uygar. (Arapça)

mütenasib / mütenâsib / متناسب

  • Uygun, aralarında muntazam bir nisbet bulunan, muvâfık, birbirine mensub ve müşâbih olan.
  • Uygun, birbirine yakışan.
  • Uygun, uyumlu. (Arapça)

muvafakat / muvâfakat / مُوَافَقَتْ

  • Uygunluk. Uymak. Anlaşmak. Karşılıklı anlaşma. Râzı olma. Müsâade.
  • Uygunluk; bir durumu uygun görme.
  • Uygunluk, uygun bulma.
  • Uygunluk.

muvafakat etme

  • Uygun bulma.

muvafık / muvâfık / موافق / مُوَافِقْ

  • Uygun. Yerinde. Denk.
  • Uygun.
  • Uygun.
  • Uygun.

muvafık görme

  • Uygun görme.

na-çespan

  • Uygun ve yakışık olmıyan. (Farsça)

na-sazi / na-sazî

  • Uygunsuzluk, münasebetsizlik, uymazlık. (Farsça)

namüsaid / nâmüsaid / نامساعد

  • Uygun olmayan. (Farsça - Arapça)

namuvafık / nâmuvafık / nâmuvâfık

  • Uygunsuz.
  • Uygun olmayan.

naseza / nâseza

  • Uygun olmayan.

pratik

  • Uygulama.

reva / revâ / روا

  • Uygun, lâyık.
  • Uygun, layık. (Farsça)

revadaşte

  • Uygun bulmuş. (Farsça)

saha-yı fiil / sâha-yı fiil

  • Uygulama alanı.

saha-yı tatbik / sâha-yı tatbik

  • Uygulama sahası, alanı.

şayeste / şâyeste

  • Uygun, yaraşır, lâyık.
  • Uygun, lâyık.

şayestegi / şayestegî

  • Uygunluk, liyâkat. (Farsça)

sazkar / sazkâr

  • Uygun, muvafık. (Farsça)

sazkari / sazkârî

  • Uygunluk, muvafakat. (Farsça)

sırr-ı tevafuk

  • Uygunluk, denklik sırrı.

suret-i layık / suret-i lâyık

  • Uygun biçim, şekil.

tarz-ı tatbik

  • Uygulama tarzı.

tasvib / تصویب

  • Uygun bulma, onaylama.
  • Uygun görme.
  • Uygun görme. (Arapça)
  • Tasvîb edilmek: Uygun görülmek. (Arapça)
  • Tasvîb etmek: Uygun görmek. (Arapça)
  • Tasvîb olunmak: Uygun görülmek. (Arapça)

tasvip

  • Uygun bulma.

tatbik / tatbîk / تطبيق / تَطْب۪يقْ

  • Uygulama.
  • Uygulama.
  • Uygulama. (Arapça)
  • Uygulama.

tatbik etme

  • Uygulama.

tatbik etmek

  • Uygulamak.

tatbik olunma

  • Uygulanma.

tatbik-i hareket

  • Uygun hareket.

tatbikan / tatbîkan / تطبيقا

  • Uygulayarak. (Arapça)

tatbikat

  • Uygulamalar.

tatbiki / tatbîkî / تطبيقى

  • Uygulamalı. (Arapça)

tehallüf / تخلف

  • Uygunsuzluk, uymama. (Arapça)

temeddün / تمدن

  • Uygarlık. (Arapça)
  • Temeddün eylemek: Uygarlaşmak. (Arapça)

tenasüb / tenâsüb

  • Uygunluk.
  • Uygunluk.

tenfiz

  • Uygulama, etkileme.

tensib / tensîb / تنسيب

  • Uygun görme.
  • Uygun görmek. Münasib kılmak.
  • Uygun görme.
  • Uygun görme. (Arapça)
  • Tensîb edilmek: Uygun görülmek. (Arapça)
  • Tensîb etmek: Uygun görmek. (Arapça)

tensip

  • Uygun görme, münâsip kılma.

tetabuk / tetâbuk

  • Uygunluk.

tetabukat / tetâbukât

  • Uygunluklar.

tevafuk / tevâfuk / توافق

  • Uygunluk.
  • Uygun gelme. (Arapça)

tevafuk etme

  • Uygunluk, denk gelme.

tevafukat / tevâfukat / tevâfukât

  • Uygun düşmeler, denk olmalar.
  • Uygunluklar.

tevfik / توفيق / tevfîk / تَوْف۪يقْ

  • Uygun kılma, başarılı kılma.
  • Uygun kılma.

tevfik-i hareket

  • Uygun hareket.

tevfik-i hareket eden

  • Uygun davranışta bulunan.

tevfikan

  • Uygun olarak.
  • Uygun olarak. Uyarak.

vakıa muhalif / vâkıa muhalif

  • Uygun olmayan, olması gerekenden aykırılık gösteren.

vakt-i münasip

  • Uygun zaman.

veçh-i muvafakat

  • Uygun yön.

vech-i muvafakat / vech-i muvâfakat / وَجْهِ مُوَافَقَتْ

  • Uygunluk yönü.

vech-i tatbik

  • Uygulama yönü, açısı.

veçh-i tatbik

  • Uygulama yönü.

vech-i tevfik

  • Uygunluk yönü.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın