LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te uya kelimesini içeren 77 kelime bulundu...

adem-i inzar

  • Uyarmama, ikaz etmeme.

agah / âgâh / آگَاهْ

  • Uyanık, aklı başında.
  • Uyanık, basiretli haberdar.
  • Uyanık.

akıl / âkıl

  • Uyanık. Aklı başında. Tedbirli. Düşüncesi sağlam. Huşyâr.

alem-i sahve / âlem-i sahve

  • Uyanıklık âlemi, yeniden kendine geliş hâli.

alem-i yakaza / âlem-i yakaza

  • Uyanıklık âlemi.

ayık

  • Uyanık.

bermucib-i / bermûcib-i / برموجب

  • Uyarınca, gereğince. (Farsça - Arapça)

bi-dari / bî-darî

  • Uyanıklık. Dikkatlilik.

bidar / bîdâr / بيدار

  • Uyanık. (Farsça)

bidar-dil / bîdar-dil

  • Uyanık, aydın. (Farsça)

bil-imtisal

  • Uyarak, imtisal ederek.

dehadar

  • Uyanıklık, zeki ve çok akıllı oluş. (Farsça)

ders-i ikaz

  • Uyarı dersi.

ders-i intibah

  • Uyandırma dersi.

ehl-i sahv

  • Uyanık iken hakikatlere görerek ulaşan Allah dostları.

esher

  • Uyanık kimse.

halet-i yakaza / hâlet-i yakaza

  • Uyanıklık hali.

huşyar

  • Uyanık.

hüşyar / hüşyâr

  • Uyanık, akıllı, zeki. Ayık. Uslu.
  • Uyanık.
  • Uyanık.

ihtar / ihtâr / اخطار

  • Uyarı, hatırlatma. (Arapça)
  • İhtâr edilmek: Uyarılmak, hatırlatılmak. (Arapça)
  • İhtâr etmek: Uyarmak, hatırlatmak. (Arapça)

ihtarname / ihtarnâme

  • Uyarı yazısı.

ikaz / îkaz / îkâz / ايقاظ

  • Uyandırmak. Gafletten kurtarmak. Tenbih.
  • Uyarı.
  • Uyarma. Tenbih etme.
  • Uyarma.

ikaz edici

  • Uyarıcı.

ikaz etmek

  • Uyarmak.

ikazat / ikazât / îkazât

  • Uyarılar.
  • Uyarılar.

ikazkar / ikazkâr / îkazkâr

  • Uyarıcı, dikkat çeken.
  • Uyarıcı.

ikazname / îkaznâme

  • Uyarma yazısı.

iktida eden / iktidâ eden

  • Uyan.

ıktıdaen

  • Uyarak, ıktıda ederek, tâbi olarak.

iktidaen / iktidâen

  • Uyarak, tâbi' olarak.
  • Uyarak.
  • Uyarak.

imtisalen / imtisâlen

  • Uyarak, tabi olarak.

intibah / intibâh / انتباه / اِنْتِبَاهْ

  • Uyanma.
  • Uyanma.
  • Uyanış. (Arapça)
  • Uyanma.

intibaha düşen

  • Uyanan.

intibaha gelen

  • Uyanan.

intibahkarane / intibahkârâne / intibâhkârâne

  • Uyanıklık içinde olarak.
  • Uyanmışçasına.

inzar

  • Uyarma, korkutma.

ittibaen / ittibâen / اتباعا

  • Uyarak.
  • Uyarak, izleyerek, ardından giderek. (Arapça)

kar-agahi / kâr-âgâhî

  • Uyanıklık, iş bilirlik. (Farsça)

kar-dani / kâr-danî

  • Uyanıklık, iş bilirlik. (Farsça)

medar-ı intibah / medâr-ı intibah / مَدَارِ اِنْتِبَاهْ

  • Uyanma sebebi.
  • Uyanma sebebi.

muktedi / muktedî / مقتدی

  • Uyan. (Arapça)
  • Muktedî olmak: Uymak. (Arapça)

münebbih / منبه

  • Uyandıran, tenbih eden, dalgınlıktan kurtaran. Uyuşukluğu gideren.
  • Uyandıran, dalgınlıktan kurtaran.
  • Uyarıcı, uyandırıcı. (Arapça)

münebbihat / münebbihât

  • Uyandıranlar. Tenbih edenler. Uyuşukluğu giderici olanlar.

müntebih

  • Uyanık, intibah eden. Agâh ve habir olan. Gafletten ayrılmış olan.
  • Uyanık olan.
  • Uyanık.

müntehib

  • Uyanık.

müraaten / mürââten

  • Uyarak.

mutabık / مطابق

  • Uyan, uyumlu. (Arapça)

mütenebbih / مُتَنَبِّهْ

  • Uyanmış, tenbih ile uyarılmış olan. Bir şeyden ders alıp aklını başına toplayan.
  • Uyanmış, uyanık.
  • Uyanmış.
  • Uyanmış, uyanık.

müteyakkız / متيقظ / مُتَيَقِّظْ

  • Uyanık, uyanmış, tetikte, gözü açık olan.
  • Uyanık.
  • Uyanık bulunan,tetikte gözü açık olan.
  • Uyanık.
  • Uyanık, teyakkuz durumunda olan. (Arapça)
  • Uyanık.

müteyakkızane / müteyakkızâne

  • Uyanık ve dikkatlice, göz açıklığı ile. (Farsça)

riayeten

  • Uyarak, gözeterek.

sahid

  • Uyanık.

sahv

  • Uyanıklık, aklı başında, şuuru yerinde olma hâli, sekr hâlinin zıddı. Tasavvufta kendini kaybetme hâlinden kurtulup, ayılma hâli. Fenâdan sonraki bekâ hâli.

sahve

  • Uyanıklık hâli.

sühad

  • Uyanıklık.

sühud

  • Uyanıklık.

sühüd

  • Uyanıklık.

sühur

  • Uyanık olmak.

tabi / tâbi

  • Uyan.

tabi' / tâbi' / تَابِعْ

  • Uyan.

tebaiyyeten / تبعية

  • Uyarak. (Arapça)

tebe'an / تبعا

  • Uyarak. (Arapça)

tebean

  • Uyarak.

tekdir

  • Uyarma, azarlama.

tekdirat / tekdirât

  • Uyarmalar, azarlamalar.

tenbih

  • Uyarma, nasihat.

tenbihat / tenbîhât / تنبيهات

  • Uyarılar, tembihler. (Arapça)

tenebbüh

  • Uyanmak. Kendine gelmek. Aklını başına getirmek.
  • Uyanış; filizlenip hayat belirtisi kazanma.
  • Uyanış.

tenevvür-ü intibah

  • Uyanışdaki nurlanma, aydınlanma.

tesehhüd

  • Uyanıklık.

teyakkuz / تيقظ / تَيَقُّظْ

  • Uyanıklık.
  • Uyanıklık, tedbir.
  • Uyanıklık.
  • Uyanıklık. (Arapça)
  • Uyanık olma.

yakaza / يَقَظَه / یقظه

  • Uyanıklık, dikkatli olma, uyku ile uyanıklık arasındaki hal.
  • Uyanıklık hali.
  • Uyanıklık.
  • Uyanıklık. (Arapça)

yakazaten / يَقَظَةً

  • Uyanık olarak.
  • Uyanık olarak.

yakza

  • Uyanıklık. Dikkatte olma.

yakzan / yakzân / يَقْظَانْ / یقظان

  • Uyanık.
  • Uyanık.
  • Uyanık.
  • Uyanık. (Arapça)

yakzaten

  • Uyanık olarak. Şuurlu ve dikkatli surette.

yoldaş-ı hüşyar

  • Uyanık yoldaş.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın