LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te usve ifadesini içeren 50 kelime bulundu...

beratil

  • (Tekili: Birtîl) Hediyeler, rüşvetler.

bertal

  • Rüşvet almak.

beyaz

  • Aklık, beyazlık.
  • Aydınlık.
  • Yumurta akı.
  • Müsveddenin temize çekilmesi.

bırtıl

  • (Çoğulu: Berâtıl) Rüşvet.
  • Meşru olmayarak, kanunen bir iş gördürmek için vazifeli olan kimseye rüşvet olarak verilen şey ki, para vesair menfaatlardır.

bürtule

  • (Çoğulu: Bürtul) Kalpak dedikleri keçe takke.
  • Rüşvet.

ciale

  • Rüşvet.

erş

  • Fesat, niza, ihtilaf, rüşvet.
  • Fışkırmak.
  • Tırmalamak.
  • Fık: Yaralanan veya kesilen bir uzuvdan dolayı verilmesi lâzım gelen diyet.

gaşve

  • (Gışâve-Guşve) Perde, hicap, örtü.
  • Göz kararmak.

iffetli

  • (İffetlü) Namus, hayâ ve iffet sahibi kadın.
  • Doğru, rüşvet yemez, haram yemez, istikametli kimse.
  • Eskiden kadınlara yazılan mektub hitabı.

irşa'

  • Rüşvet verme.

irtikab / irtikâb

  • Bir işe girişmek.
  • Kötü bir iş işlemek. Rüşvet almak gibi çirkin bir şey yapmak.
  • Bir makamı âlet ederek, hakkı olmayan para veya malı hile ile almak.
  • Kötü bir iş işleme.
  • Rüşvet yeme.

irtişa / irtişâ / ارتشا

  • Rüşvetçilik.
  • Rüşvet yeme. (Arapça)

irtişa'

  • Rüşvetçilik. Rüşvet almak.

istirşa'

  • Bir işi yapmak için bir şey isteme.
  • Rüşvet isteme.

itave

  • (Çoğulu: Etâvâ) Rüşvet verme.

kisve

  • Elbise. Kılık. Hususi kıyafet. Küsve. Kisbet.

mal-ı habis / mâl-ı habîs

  • Zor ile gasb edilen ve rüşvet olarak alınan, çalınan mallar ve kendine emânet olan mallar, izinsiz ticârette kullanılarak elde edilen kârlar ve dâr-ül-harbde yâni kâfir memleketlerine gidenin (tüccârın, seyyâhın), kafirlerden, rızâsı olmadan aldığı mallar.

mübeyyiz

  • Müsveddeleri temize çeken kimse.
  • Temize çeken. İlk yazılan müsvedde sahifeyi temizce tekrar yazan.

mübeyyizin / mübeyyizîn

  • (Tekili: Mübeyyiz) Müsveddeleri temize çeken kâtibler.

münşee

  • (Çoğulu: Münşaât) Müsvedde yazılan kâğıt.
  • Yelkeni çekilmiş gemi.

mürtekib

  • (Rukub. dan) İrtikab eden, kötü iş yapan.
  • Rüşvet alan ve yiyen.

mürtekibin / mürtekibîn

  • (Tekili: Mürtekib) İrtikâb edenler. Kötü iş yapan kimseler.
  • Rüşvet alan ve yiyen kişiler.

mürteşi / mürteşî / مرتشى

  • (Rişvet. den) Rüşvet alan, irtişa eden.
  • Rüşvetçi.
  • Rüşvetçi, rüşvet yiyen. (Arapça)

musanea

  • Rüşvet.
  • İyilik etmek.

müsevvid / مُسَوِّدْ

  • Müsvedde yapan, ilk nüshaları yazan, temize çekilecek olan yazıyı yazan.
  • Resmi dairede kâtip.
  • Müsveddeyi yazan.
  • Müsveddeyi yazan.
  • Müsvedde yazan.

müsevvidin / müsevvidîn

  • (Tekili: Müsevvid) Müsevvidler. Müsvedde yapanlar.
  • Kâtipler.

müsterşi

  • (Rüşvet. den) Rüşvet isteyen.

müsterşiyane

  • Rüşvet istercesine. (Farsça)

müsveddat

  • (Sevvad. dan) Müsveddeler, karalamalar, taslaklar.

müsvedde-i asli / müsvedde-i aslî

  • Asıl müsvedde, asıl yazı, ilk yazılan.

müsvedde-i evvel

  • İlk müsvedde, ilk karalama.

müsvedde-i ula / müsvedde-i ûlâ

  • Birinci müsvedde.

müteşair / müteşâir / متشاعر

  • Şair geçinen, şair müsveddesi. (Arapça)

neşve

  • (Nişve - Nüşve) Sevinç, keyif.
  • Büyümek ve yetişmek.
  • Koklamak.
  • Rayiha.
  • Bir şeyi tekrarlamak.
  • Mest ve sarhoş olmak.
  • İyice duyup vâkıf olmak.

raiş

  • Huk: Rüşvet veren kimse ile rüşvet alan arasında vasıtalık eden kimse.

raşi

  • Rüşvet veren.

reşv

  • Rüşvet almak.

rişa

  • (Tekili: Rişvet) Rüşvetler.

rişvet / رشوت

  • Rüşvet.
  • Rüşvet. (Arapça)

rişvet-har / rişvet-hâr

  • Rüşvet yiyen. (Farsça)

rüşa

  • (Tekili: Rişvet) Rüşvetler.

rüşvet / رشوت

  • Rüşvet. (Arapça)

rüşvet-i manevi / rüşvet-i mânevi

  • Mânevî rüşvet.

rüşvet-i mutlaka

  • Her istenileni vermek, sınırsız rüşvet.

rüşvet-i umumi / rüşvet-i umumî

  • Genel rüşvet.

tebyiz

  • Temizce yazma. Müsveddeden daha iyice bir kâğıda yazma.
  • Ağartma, beyazlatma.

tebyiz etmek

  • Müsveddeyi temize çekmek.

tesvid / tesvîd / تسوید

  • Karartma. Yazı ile karalama. Yazmak, müsvedde yapmak.
  • Bir yazıyı, daha sonra temize çekmek üzere, karalama olarak yazma, müsvedde.
  • Müsvedde yazma.
  • Karartma. (Arapça)
  • Müsvedde yazma. (Arapça)

üşabe

  • Irkı, nesebi karışık adam.
  • Karışık cemaat.
  • Rüşvet ve hırsızlık gibi yollarla elde edilen kazanç.

üsve

  • (Bak: ÜSVET)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın