LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te uçta ifadesini içeren 19 kelime bulundu...

akıbet-endişane / âkıbet-endişâne

  • Âkıbetten ve sonuçtan endişe ederek.

banket

  • Bir otomobili uçtan uca kaplayan ve tek parçadan ibaret olan oturacak yer.
  • Karayollarında asfaltın her iki yanındaki balastlı kısım.

be-kef

  • Elde, avuçta olan. (Farsça)

beraet / berâet

  • Temize çıkarmak. Bir şahsın, hakkında iddia edilen suçtan uzak olduğunun veyâ işlediği söylenilen suçun gerçekte suç olmadığının anlaşılması.
  • Kurtuluş vesîkası.

binnetice / بالنتيجه

  • Sonuçta, sonuç olarak. (Arapça)

cehennem

  • Allah yerine, tabiat, madde, sebepler vb. yaratılmış şeyleri ilâh kabul eden; Allah'a kul olacaklarına, arzularına ve heveslerine, başka insanlara ve mahlukata kul olanların işledikleri cürüm ve suçtan dolayı İlâhi adaletle ceza görecekleri yer. Cehennem'in varlığını bütün geçmiş peygamberler ve onl

elhasıl / elhâsıl / الحاصل

  • Sonuçta. (Arapça)

esarir

  • Gizli sırlar.
  • Yüz ve avuçtaki çizgiler.

fail-i müşterek / fâil-i müşterek

  • Huk: İşlenmiş olan bir suçta parmağı olan. Suç ortağı.

fidye

  • Bir suçtan veya esirlikten kurtuluş parası.

keffaret-i halk

  • Hac için ihrama girip de bir özre mebni saçlarını vaktinden evvel traş ettiren kimsenin tutacağı üç günlük oruçtan ibârettir.

keran ta keran / keran tâ keran

  • Bir uçtan bir uca.

meyh

  • şefâat etmek.
  • Vermek.
  • Avuçta su tutmak.
  • Sallanarak yürümek.

netice-i mükafat / netice-i mükâfat

  • Sonuçta verilecek mükâfat.

sahur / sahûr

  • Oruçta gece yemeği.

serapa

  • Bir uçtan bir uca. Baştan ayağa kadar. (Farsça)

ta'zir-i te'dib

  • Âkıl bâliğ olduğu halde henüz mükellefiyet çağında bulunmayan bir çocuğun yaptığı bir suçtan dolayı hakkında te'dib ve ta'zib maksadıyla yapılan ta'zirdir.

ta'zir-i ukubet

  • Mükellef bir şahıs tarafından irtikâb olunup da şer'an muayyen bir cezası bulunmayan bir suçtan dolayı ukubeten yapılan ta'zirdir. Mücrimin bu hususta müslim ile gayr-i müslim; hür ile âbid; erkek ile kadın olması müsavidir.

ücra / ücrâ

  • Pek uçta ve kenarda olan. Uzak. (Bu kelime, Arapça zannedilerek "hücra" yazılması yanlıştır.) (Farsça)
  • Çok uçta ve kenarda bulunan.
  • Uzak, pek uçta.