LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tut kelimesini içeren 91 kelime bulundu...

asen

  • Tütün, duhan.

bajurnal / bâjurnal / باژورنال

  • Tutanak ile. (Farsça - Fransızca)

bamazbata / bâmazbata / بامضبطه

  • Tutanak ile. (Farsça - Arapça)

behur

  • Tütsü. (Dilimizde buhur şeklinde kullanılır)

bidare

  • Tutkun, âşık, düşkün. (Farsça)

buhur / buhûr / بخور

  • Tütsü.
  • Tütsü. (Farsça)

buhur-dan / buhur-dân

  • Tütsülük. (Farsça)

buhurdan / بخوردان

  • Tütsülük, tütsü kabı. (Farsça)

duçar / dûçar

  • Tutulmuş, yakalanmış.

duhh

  • Tütün.

esaret / esâret / اسارت

  • Tutsaklık. (Arapça)

esir / esîr / اسير

  • Tutsak. (Arapça)

esiran / esîrân / اسيران

  • Tutsaklar. (Arapça - Farsça)

evrak-ı tevkifiye

  • Tutuklanmayı gerektiren belgeler.

farza / farzâ / فرضا

  • Tut ki, diyelim ki. (Arapça)

garam / garâm / غرام

  • Tutku, aşk. (Arapça)

gira-gir / gîra-gir

  • Tutan tutana. (Farsça)

giriftar / giriftâr / گِرِفْتَارْ

  • Tutulmuş. Yakalanmış. (Farsça)
  • Tutulmuş, yakalanmış.
  • Tutulmuş.
  • Tutulmuş.

giriftar olan

  • Tutulan, yakalanan.

hapishane / حبس خانه

  • Tutukevi, mahpushane. (Arapça - Farsça)

hubse

  • Tutuk mânâsına bir isim.

ibtila / ibtilâ / ابتلا

  • Tutkunluk, müptelalık, düşkünlük. (Arapça)

ictimar

  • Tütsülenme, buhurlanma.

iktisad / iktisâd / اِقْتِصَادْ

  • Tutumluluk.
  • Tutum, harcamada aşırıya kaçmama, ekonomi.
  • Tutumlu olma.

iktisat

  • Tutumluluk.

iktisatçı

  • Tutumlu kimse.

iktisatsızlık

  • Tutumlu olmamak.

iktiyad

  • Tutup götürme veya götürülme.

inhisaf

  • Tutulma.

inkıbaz / inkıbâz

  • Tutulma, tutukluk.
  • Tutukluk.

inkisaf

  • Tutulma.

iş'al / iş'âl

  • Tutuşturma.

iştial / iştiâl

  • Tutuşma, parlama.

kabız / kâbız

  • Tutan, sıkan, kavrayan.

kabz / قبض

  • Tutma, alma, tutukluk.
  • Tutma, kavrama. (Arapça)

keramet-i iktisadiye

  • Tutumlu olmanın ortaya çıkardığı keramet.

kuvve-i iktisadiye

  • Tutumluluk, iktisat gücü.

lakişe / lâkişe

  • Tutmaç aşı.

lut'e

  • Tutmaç aşı.

mahpus

  • Tutuklu.

mazbata / مضبطه

  • Tutanak.
  • Tutanak. (Arapça)
  • Mazbata tanzim etmek: Tutanak düzenlemek. (Arapça)

mazbut / mazbût

  • Tutulan, derli toplu.

meblağ

  • Tutar, miktar.

meclub / meclûb

  • Tutkun, aşırı bağlı.

meclubiyet

  • Tutkunluk, meclubluk.

meclup / meclûp

  • Tutkun, aşırı bağlı.

meftun / meftûn / مفتون / مَفْتُونْ

  • Tutkun, düşkün.
  • Tutkun, vurgun.
  • Tutkun.
  • Tutkun, aşık. (Arapça)
  • Meftûn etmek: Aşık etmek. (Arapça)
  • Meftûn olmak: Aşık olmak, tutulmak. (Arapça)
  • Tutkun.

meftun olma

  • Tutulma, bağlanma.

meftuniyet / meftûniyet / مفتونيت / مَفْتُونِيَتْ

  • Tutkunluk. Aşıklık.
  • Tutkunluk, vurgunluk.
  • Tutkunluk. (Arapça)
  • Tutkunluk.
  • Tutkunluk.

mevkufen

  • Tutuklu olarak.
  • Tutularak, durdurularak.

mevkufiyet

  • Tutukluluk.

muhafazakar / muhafazakâr / محافظه كار

  • Tutucu. (Arapça - Farsça)
  • Tutucu. (Arapça - Farsça)

muhafazakarlık / muhafazakârlık

  • Tutuculuk. (Arapça - Farsça - Türkçe)

muktesid / مقتصد

  • Tutumlu, iktisatlı.) (Arapça)

muli'

  • Tutkun, düşkün, ihtiraslı.

mümsike

  • Tutan, yapışan.
  • Tutan, yapışan, sıkı tutan.
  • Tutan güç, tutucu güç.

müncezib

  • Tutulmuş.

münkesif

  • Tutulmuş.

mutaassıb

  • Tutucu, bağnaz, körü körüne bağlanan.

mutaassıbane / mutaassıbâne

  • Tutucu, inanç ve geleneklerine aşırı derecede sahip çıkarak.

mütevakkıd

  • Tutuşan, tutuşup yanan.

nar-ı mukade / nâr-ı mûkade

  • Tutuşturulmuş ateş.

pürnar / pürnâr

  • Tutuşmuş, yanan.

şevaz

  • Tütünsüz ateş.

şeyda / şeydâ

  • Tutkun.

şu'legir

  • Tutuşan, alevlenen, alev alan. (Farsça)

taht-ı tevkif / taht-ı tevkîf / تَحْتِ تَوْق۪يفْ

  • Tutuklama altında.

taht-ı tevkife alınmak

  • Tutuklanmak.

te'cic

  • Tutuşturup alevlendirme.

teeccüc

  • Tutuşma, alevlenme.

temadi-i mevkufiyet / temâdi-i mevkufiyet

  • Tutukluluğun devam etmesi.

temessük

  • Tutunma, yapışma.

tevakkud

  • Tutuşup yanma.

tevkif / tevkîf / تَوْق۪يفْ

  • Tutuklama.
  • Tutuklama.

tevkif etmek

  • Tutuklamak.

tevkifat

  • Tutuklamalar.

tevkifhane / tevkifhâne

  • Tutukevi, hapishane.

tevkifname

  • Tutuklama metni, yazısı.
  • Tutuklama yazısı.

tiryaki

  • Tutkun, bağımlı.

urve

  • Tutulacak yer, kulp.

urvet-ül-vüska / urvet-ül-vüskâ

  • Tutunulacak en sağlam kulp.
  • İslâmiyet veya Kur'ân-ı kerîm.
  • Dinde güvenilir, kendisine uyulacak büyük âlim mânâsına, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğlu olan Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî'nin lakabı.

üsera / üserâ / اسرا

  • Tutsaklar, esirler. (Arapça)

zabıt

  • Tutanak.

zabıt varakası / ضَبِطْ وَرَقَه سِي

  • Tutanak.

zabıtname / zabıtnâme / ضَبِطْنَامَه

  • Tutanak.
  • Tutanak.

zabt / ضَبْطْ

  • Tutanak.

zabtname / zabtnâme / ضبط نامه

  • Tutanak, zabıt yazısı. (Arapça - Farsça)

zabturabt

  • Tutma ve bağlama, disiplin.

zapt

  • Tutma, alma, yazma.

zaptedilen

  • Tutulan, ele geçirilen.

zaptetmek

  • Tutmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın