LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te trol ifadesini içeren 29 kelime bulundu...

ab'ab / ab'âb / عبعاب

  • Vantrolog. (Arapça)

ahterbin / ahterbîn / اختربين

  • Astrolog, yıldızbilimci. (Farsça)

anot

  • yun. Pozitif elektrot. Bir elektrolitte, elektrik akımının içeri girdiği iletken uç.

bina emini

  • İnşaatı kontrol eden.

borsa

  • (Ticarette) Vasıfları belli ölçülere uyan yani standartlaştırılabilen malların örnekleri üzerinden alım satımının yapıldığı devlet kontrolü altında teşkilâtlanmış pazar yeri.

hiyerarşi

  • Mevkilerin, salâhiyeterin ve rütbelerin önem sırası. (Fransızca)
  • Sıra gözetilerek yapılan herhangi bir tasnif. (Fransızca)
  • Huk: Aynı teşkilâta bağlı kişiler arasında yukarıdan aşağıya bir kontrol imkânı veren ve bu suretle astı üste bağlayan alâka. (Fransızca)

idare fitili

  • Eskiden geceleyin yatak odalarını aydınlatmak için zeytinyağı konmuş küçük bir tabağın içinde yakılan bir çeşit fitilin adıdır. Küçük petrol lâmbalarına da idâre denildiği için bunların fitillerine de bu ad verilir.

istiktab

  • Söyleyip yazdırma. Dikte ettirme.
  • Yazısını kontrol etmek için bir kimseye bir kaç satır yazı yazdırma.

lüks

  • Lât: Aşırı süs.
  • Işık ölçü birimi.
  • Kuvvetli ışık veren bir nevi petrol lâmbası.

lüküs

  • Kuvvetli ışık veren, petrol veya gazla yanan bir tür lamba.

muayene

  • Zâhir ve âşikâre olmak, görünmek, belli olmak.
  • Gözden geçirme, yoklama, kontrol etmek.

mübaşir

  • Müjdeleyen.
  • Mahkemede kapıcılık edip şâhid ve maznunların ismini çağırarak mahkemeye yardım eden kişi.
  • Geçici bir vazife alarak merkezden bazı emirleri götüren, icrâ salâhiyeti olan.
  • Müfettiş. Kontrolör.

müfettiş / مُفَتِّشْ

  • Etraflıca araştıran, kontrol eden.

müneccim / منجم

  • Astrolog, yıldızların konum ve hareketlerinden mânâ çıkaran.
  • Yıldız falına bakan, astroloji ile uğraşan.
  • Yıldızların hareketlerini gözetleyerek geleceğe dâir haber verdiğini iddiâ eden, yıldız falına bakan kimse. Astrolog.
  • İlm-i nücûm yâni astronomi ilmiyle uğraşan kimse. Astronom.
  • Yıldızbilimci, astrolog. (Arapça)

murakabe / murâkabe / مُرَاقَبَه

  • Kontrol etmek. İnceleyip vaziyeti anlamak. Teftiş etmek.
  • Kendini kontrol etmek. İç âlemine bakmak. Gözetmek.
  • Hıfz etmek.
  • Beklemek. İntizar.
  • Dalarak kendinden geçmek.
  • Tas: Kendisini tamamen nâfile ibâdet ve itaate vermek için mâbede kapanmak.
  • Gözetim, kontrol.
  • Kontrol etmek, inceleyip vaziyeti anlamak.
  • Kulun, bütün hâllerinde Allahü teâlânın kendini gördüğünü bilmesi ve O'nu unutmaması.
  • Nefsi kontrol etmek, ondan gâfil olmamaktır.
  • Teftîş ve kontrol etme.

murakıb

  • Murakabe eden. Teftiş ve kontrol eden kimse.
  • Hıfzeden.
  • Allah'a (C.C.) bağlanmış olan.

murakıp

  • Denetleyen, kontrol eden.

müşahede

  • Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek.
  • Muayene, kontrol.

nakh

  • Teftiş etmek, kontrol etmek.

nazır / nâzır

  • Gören, görücü.
  • Vakfın işlerini, dînin emirlerine uygun olarak idâre etmek üzere vâkıf (vakıf yapan) veya hâkim tarafından tâyin edilen mütevellînin vakıf işlerindeki tasarruflarını murâkabe (kontrol) etmesi ve gerektiğinde ona re'yleri (görüşleri) ile yardımcı o lması için vazîfelend

nefs muhasebesi / nefs muhâsebesi

  • İnsanın, dâimâ kötülük ve günâh işlemek istiyen nefsini hesâba çekip, kontrol etmesi ve gerektiğinde onu cezâlandırması

nefti / neftî / نفتى

  • Petrol yeşili. (Farsça)

nekabet

  • Muayyen zümrelerin başları.
  • Bir topluluğun vaziyetlerine nezâret etmek, kontrol.

nekib

  • (Çoğulu: Nukabâ) Halkın iyisi.
  • Kâhya.
  • Kefil.
  • Müfettiş, kontrolcü.

nezzare

  • Seyirci, seyreden, bakan. Nezaret eden, müfettiş, mürakabe ve kontrol eden. Vekillik eden.

rakib

  • (Rekabet. den) Daima görüp kontrol eden, gözeten.
  • Bekçi.
  • Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri. Rekabet edenlerin beheri.
  • Esma-i Hüsna'dandır.
  • Başka biri ile aynı şeyi isteyen.
  • Bir işte çalışanlarla yarış ederek ileri geçmek isteyenlerden her biri.
  • Murakabe eden, kontrol eden.

sansür

  • Yayınlanacak bir şeyin kontrol edilmesi.
  • Neşr olacak şeylerin (kitap, film veya mektubların) hükümetçe kontrol edilmesi işi. (Fransızca)

teceyyür

  • Teftiş etmek, kontrol etmek.

teftiş

  • Kontrol etmek. İşlerin alâkalı vazifeliler tarafından ele alınıp iyi ve tamam yapılmasına çalışmak.
  • Sormak.
  • Ayırmak.
  • Kontrol.
  • Kontrol etme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın