LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te toplum ifadesini içeren 89 kelime bulundu...

adalet-i izafiye / adalet-i izâfiye

  • Göreceli adalet; toplumun selâmeti için birey hukukunun feda edilmesini öngören adalet.

adalet-i nisbiye

  • Zamanın şartlarına göre değişebilen, toplumun selâmeti için ferdin feda edilmesini öngören göreceli adalet.

adat-ı içtimaiye / âdât-ı içtimaiye

  • Toplum örf ve âdetleri.

adet / âdet

  • Usul, görenek, alışılmış davranış. Huy, tabiat. Toplumda nesiller boyunca uyulan ve kamuoyunda (umumî efkârda) saygı ve müeyyideye sahip hareket kaideleri (Sosyoloji). İslâm cemiyetinde âdetler de İslâmî olur, İslâma uygun olur. Müslüman, İslâma aykırı âdetlere uymaz. Cemiyetin yabancı âdetlerle boz

ahlak-ı içtimaiye / ahlâk-ı içtimaiye

  • Toplum ahlâkı.

akvam

  • (Tekili: Kavim) Kavimler. Milletler. Toplumlar.

akvam-ı beşer / akvâm-ı beşer

  • İnsan toplumları. İnsan kavimleri.

bid'at

  • (Bid'a) Sonradan çıkarılan âdetler.
  • Fık: Dinin aslında olmadığı hâlde, din namına sonradan çıkmış olan adetler. Meselâ: Giyim ve kıyafetlerde, cemiyet (toplum) hayatındaki ilişkilerde, terbiye ve ahlâk kurallarında, ibadet hayatında yani dinin hükmettiği her sahada, dine uygun olmaya

camia / câmia

  • Toplum.

cemaat-i islamiye / cemaat-i islâmiye

  • İslâm cemaati, toplumu.

cemiyat / cemiyât

  • Cemiyetler, toplumlar.

cemiyet / جمعيت

  • Toplum.
  • Topluluk, toplum. (Arapça)

cemiyyet

  • Cemiyet, toplum, genişlik.

ders-i içtimai / ders-i içtimaî

  • Toplumu ilgilendiren ders.

etnoloji

  • yun. Kavimleri, ayrı dil ve ırktan toplumların hayat ve özelliklerini inceleyen ilim. Önce hristiyan misyonerleri dinlerini yaymak için kavimlerin özelliklerini öğrenme ihtiyacını duymuşlar ve onların zayıf damarlarından faydalanmayı düşünmüşlerdir. 19.yy.dan itibaren ilmî gaye ile araştırmalar yapı

eyyühe'l-eşraf

  • Ey toplumun en önde gelenleri!.

fikr-i ihtilal / fikr-i ihtilâl

  • İhtilâl düşüncesi; toplumun dengelerini bozacak düşünce.

fitne-i azime / fitne-i azîme

  • Ahlâkta ve toplum düzeninde büyük çaplı azgınlık ve bozgunculuğun çıkması.

fitne-i mühimme

  • Ahlâkta ve toplum düzeninde büyük çaplı azgınlık ve bozgunculuğun çıkması.

garp cemiyeti

  • Batı toplumu; Avrupa.

hayat-ı içtimaiye / hayat-ı içtimâiye

  • Toplum hayatı.

hayat-ı içtimaiye medresesi

  • Toplumsal hayat medresesi, hayat okulu.

hayat-ı içtimaiye ve dünyeviye

  • Toplumsal ve dünyaya ait hayat.

hayat-ı içtimaiye ve ticariye

  • Toplumsal hayat ve ticaret hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i ehl-i iman / hayat-ı içtimâiye-i ehl-i iman

  • Mü'minlerin toplumsal hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i insaniye

  • İnsanlığın toplum hayatı.

hayat-ı içtimaiye-i siyasiye / hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye

  • Toplumun siyasal hayatı.

hayat-ı siyasiye ve içtimaiye

  • Siyasî ve toplumsal hayat.

heyet-i beşeriye

  • Toplumsal yapı.

heyet-i ictimaiye / heyet-i ictimâiye / هيئت اجتماعيه

  • Toplum.

hitabet-i umumiye

  • Bütün toplumu muhatap alarak seslenme; kamuoyuna hitap etme.

ictima' / ictimâ' / اجتماع

  • Toplanma, bir araya gelme, toplantı. (Arapça)
  • Toplum. (Arapça)
  • İctimâ' etmek: Toplanmak, bir araya gelmek. (Arapça)

ictimai / ictimâî

  • Toplumla ilgili.

içtimai / içtimaî

  • Sosyal, toplumsal.

ictimai / ictimâî / اجتماعى

  • Toplumsal, sosyal, toplumbilimsel. (Arapça)

içtimai bünye / içtimaî bünye

  • Toplumsal yapı.

ictimai hayat / ictimaî hayat

  • Toplumsal hayat.

içtimai nizam ve intizam / içtimaî nizam ve intizam

  • Toplumsal düzen ve düzenlilik.

içtimai sistem / içtimâi sistem

  • Sosyal sistem, toplumsal düzen.

içtimaiyat-ı beşeriye uleması

  • Toplum bilimciler, sosyologlar.

içtimaiyat-ı islamiye / içtimaiyat-ı islâmiye

  • İslâmî toplum bilimi, İslâm sosyolojisi; Müslümanların yaşadığı şartlar ve gelişmeler.

içtimaiye-i beşeriye

  • İnsanlığın toplum hayatı.

ictimaiyyat / ictimâiyyât / اجتماعيات

  • Sosyoloji, toplumbilim.
  • Sosyoloji, toplumbilim. (Arapça)

ictimaiyyatçı / ictimâiyyâtçı

  • Sosyolog, toplumbilimci. (Arapça - Türkçe)

ictimaiyyun / ictimâiyyûn

  • Toplumbilimciler.

içtimaiyyun

  • Toplum bilimciler, sosyologlar.

ictimaiyyun / ictimâiyyûn / اجتماعيون

  • Sosyologlar, toplumbilimciler. (Arapça)

ideoloji

  • Toplumu etkileyen fikir ve düşünce sistemi.

iktisad / iktisâd

  • Ekonomi. Toplumun tutumluluğu.

inkılab-ı azim-i içtimai / inkılâb-ı azîm-i içtimaî

  • Toplum hayatında meydana gelen büyük değişim.

islam cemiyeti / islâm cemiyeti

  • İslâm toplumu; Müslümanlar.

istirahat-i amme / istirahat-i âmme

  • Toplumun rahatı.

istirahat-i şahsiye ve umumiye

  • Şahsın ve toplumun rahatı.

kabile

  • Topluluk, toplum.

kafkas

  • Kafkaslar'da yaşayan toplumlar.

kalb-i külli / kalb-i küllî

  • Genele ait kalp, toplumun duyguları.

kalb-i umumi / kalb-i umumî

  • Genele ait kalp, toplumun ortak yüreği.

kitleler mabeyni

  • Toplumlar arası.

komünizm

  • Komünizm (Latince kökenli communis - ortak, evrensel); üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir. (Fransızca)

mahlukatın hukuku / mahlûkatın hukuku

  • Hukuk-u ibâd; kul hakları; toplum bireyleri arasında birlikte yaşamaktan doğan, yükümlünün irade ve tercih hakkının bulunduğu haklar; mülkiyet, sağlık, alışveriş, borç gibi.

maraz-ı hayat-ı içtimai / maraz-ı hayat-ı içtimaî

  • Toplumsal hayattaki hastalık.

maşer / معشر

  • Toplum. (Arapça)

maslahat-ı içtimaiye

  • Toplumsal fayda.

maslahat-ı vasia-i içtimaiye / maslahat-ı vâsia-i içtimaiye

  • Geniş toplumsal yarar, geniş sosyal fayda.

materyalizm

  • Allahü teâlâyı inkâr ve maddeyi her şeyin esâsı kabûl eden görüş, düşünce; toplum hayâtını ve fertler arasındaki münâsebetleri ve davranışları belirleyen tek faktörün madde olduğunu savunan felsefe akımı; maddecilik.

medeniyet-i faside

  • Bozuk olan; insanları ve toplumları ifsad eden Batı medeniyeti.

menba-ı hayat-ı içtimaiye

  • Toplumsal ve sosyal hayatın kaynağı.

menfaat-ı umumiye

  • Toplumun genelini ilgilendiren fayda.

mevki-i içtimaiye

  • Toplumsal hayattaki mevki, makam.

muhabbet-i umumiye

  • Toplum genelinde meydana gelen sevgi.

nizam-ı içtimai / nizam-ı içtimaî

  • Toplumsal, sosyal düzen.

revabıt-ı hayat-ı içtimaiye

  • Toplum hayatını sağlayan bağlar.

ruh-u cemaat

  • Cemaat ruhu; toplumu meydana getiren ruh.

siyaset-i içtimaiye

  • Toplumsal siyaset.

siyasetü'l-medine

  • Şehir yönetimi, toplum yönetimi.

solcu

  • solculuğu benimseyen, ilerici düşünceler taşıyan, toplumcu, ilerici (kimse, görüş).

sosyal

  • İçtimaî, topluma ait.

sosyalist / صُوسُيَالِستْ

  • Sosyalizme inanan, toplumcu.
  • Şahsî mülkiyeti kaldırıp her şeyi topluma mal eden sistemi savunan kişi.

sosyalizm

  • Toplumculuk, bütün malları devlet elinde toplamak isteyen bir anlayış.

sosyolog

  • Toplum bilimi uzmanı, toplum bilimci.

şuubat-ı heyet-i içtimaiye / şuubât-ı heyet-i içtimâiye

  • Sosyal yapının dalları, toplumsal yapıyı oluşturan kesimler.

tabaka-i havass / tabaka-i havâss

  • Toplumun üst seviyesini meydana getiren seçkinler tabakası.

tabakatın musalahası / tabakatın musalâhası

  • Toplumsal sınıfların barışı, barış içinde olması.

tarz-ı hayat-ı içtimaiye

  • Toplum hayatının şekli.

tavaif / tavâif

  • Taifeler, toplumlar.

türk cemiyeti

  • Türk toplumu.

ümmetler

  • Toplumlar.

vicdan-ı içtimaiye

  • Toplumun vicdanı, kamu vicdanı.

vicdan-ı umumi / vicdan-ı umumî

  • Bütün toplumun vicdanı, kamu vicdanı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR