LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tib kelimesini içeren 103 kelime bulundu...

a'ma-i elvan / a'mâ-i elvan

  • Tıb: Renk körlüğü, renkleri ayırt edememe hastalığı. Akromatopsi.

adale

  • Tıb: Bedenin hareketini icra eden ve birbirinden, ince bir perde ile ayrılan sinirli et kısımlarından her biri. Hepsine birden et (Lahm) tâbir edilir.

adrenalin

  • Tıb: Böbrek üstü salgısından çıkarılan bir hormon. Sentetik olarak da yapılır. Damar daraltmak ve kanamayı önlemekte kullanılır. (Fransızca)

afazi / afazî

  • Tıb: Organlarda bir işleme bozukluğu olmadığı halde, fikri kelime ile anlatamamak hâli. (Fransızca)

ağtabaka

  • Tıb: Görme sinirlerinin göz yuvarlağı içinde dağılmasından meydana gelen zar.

akromatopsi

  • Tıb: Renk körlüğü.

albümin

  • Tıb:Nebat ve hayvanların etli ve sulu kısımlarında bulunan karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt bileşiği gıdalı madde. (Fransızca)

andem

  • Tıb: Kanı durdurmak için kullanılan bir çeşit reçine.

asdagan

  • Tıb: Kollarımızdaki nabız damarları.

aselbent

  • Tıbda ve kokuculukta kullanılan bir reçinedir ve aynı adla anılan ağacın kabuklarının çizilmesiyle elde edilir.

atardamar

  • Tıb: Kanın, kalbden vücudun her tarafına (akciğerlere de) gitmesine yarayan damar. Şiryan.

azm-i acz

  • Tıb: Sağrı kemiği. Kuyruk sokumu kemiği.

azm-i adesi / azm-i adesî

  • Tıb: Mercimek kemiği.

azm-i adud

  • Tıb: Pazı kemiği.

azm-i akab

  • Tıb: Ökçe kemiği.

azm-i enfi / azm-i enfî

  • Tıb: Burun kemiği.

azm-i kasaba

  • Tıb: Baldır kemiği.

azm-i kitf

  • Tıb: Kürek kemiği, omuz kemiği.

azm-i ku'bere

  • Tıb: Kolumuzun ön tarafında bulunan önkol kemiği. (Önkol kemiğinin arkasında dirsek kemiği bulunur).

azm-i terkova

  • Tıb: Köprücük kemiği.

azm-i us'us

  • Tıb: Kuyruk kemiği.

azm-i veceni / azm-i vecenî

  • Tıb: Elmacık kemiği.

azm-i zend

  • Tıb: Dirsek kemiği.

azm-i zıfri / azm-i zıfrî

  • Tıb: Tırnaksı kemik.

bademcik

  • Tıb: Boğazın iki tarafında, badem biçimindeki bezler.

basala

  • Tıb: Vücudun her hangi bir yerinde yaradılıştan olan kabartı.

bazıa

  • Tıb: Derisi kopmak üzere olan yara.

bazile

  • Tıb: Göğüs veya karnın içinde husule gelen gaz veya su şişlerinin mahfazasını delmeye mahsus ve boru içinde mahfuz bir mil.

berde

  • Tıb: Mide dolgunluğu.

bere

  • Tıb: Ezilme veya kılcal damarların kopması sonunda kanın, dokular içinde birikmesi ve bundan dolayı meydana gelen morluk. (Türkçe)

bevliye

  • Tıb: İdrar yolları ve böbrek hastalıkları. Bu hastalıkların teşhis ve tedavisiyle uğraşan tıp dalı. (Üroloji)

biyoterapi

  • Tıb: Bazı hastalıkların tedavisinde canlı varlıklardan faydalanma usûlü.

bücul / bücûl

  • Tıb: Topuk kemiği. Aşık kemiği. (Farsça)

bürda

  • Tıb: Sıtma hastalığı.

cümle-i asabiye

  • Tıb: Sinir sistemi.

da-ül-kalb / dâ-ül-kalb

  • Tıb: Kalb hastalığı, yürek çarpması.

dahamet-i kebed / dahâmet-i kebed

  • Tıb: Karaciğer büyümesi.

damiye

  • Tıb: Kanı akan yara.

dıl'-i kazib / dıl'-i kâzib

  • Tıb: Göğüs kemiğine dayalı beş adet küçük kaburga kemiği.

dümel

  • Tıb: Büyük kan çıbanı.

düztaban

  • Tıb: Ayak tabanı düz olan kimse. Böyle kişiler çabuk yorulurlar ve hızlı yürüyemezler. (Türkçe)

erk

  • Tıb: Uykusuzluk hastalığı.

ev'iye-i şa'riyye

  • Tıb: Siyah ve kırmızı kan damarları arasındaki gayetle ince olan damarlar.

ev'iye-i veridiyye

  • Tıb: Siyah kan damarları.

fenn-i teşrih

  • tıb: Bir cesedin, canlı vücudunun iç yapısını öğrenme bilgisi. (Anatomi)

fıkarat-ı kataniye / fıkarât-ı kataniye

  • Tıb: Bel omurları.

fıkarat-ı rakabiye / fıkarât-ı rakabiye

  • Tıb: Boyun omurları.

gariziye / garîziye

  • Tıb: Yaratılışa âit. Yaşamaya âit. Doğuştan. Normal.

gışa-yı tabli / gışa-yı tablî

  • Tıb: Kulak zarı.

gudde

  • Tıb: Bez. Vücudun muhtelif yerlerinde, hususan boyunda bir nevi vücuda lazım su çıkaran depocuk. Şiş.

gudde-i nekfiyye

  • Tıb: Kulak memesinden çeneye kadar olan kısımda bazan ufak ufak meydana gelen bezler.

gudruf-u halkavi / gudruf-u halkavî

  • Tıb: Kıkırdak halka.

hafş

  • Tıb: "Tavuk karası" adı verilen bir göz hastalığı.

hasat-ı bevliyye / hasât-ı bevliyye

  • Tıb: Sidik yollarında ve böbreklerde meydana gelen taş.

hasat-ı mesane / hasât-ı mesane

  • Tıb: Sidik kesesinde meydana gelen taş.

hasele

  • Tıb: Karnın göbek ile kasık arasındaki kısmı.

havye

  • Tıb: Yaranın etrafındaki kabarık etler.

hayza

  • Tıb: Kolera denilen hastalık.

hazaze

  • Tıb: Bulaşıcı, müzmin bir cilt hastalığı olup sonradan bağırsaklara geçerse öldürücü olur.

helile / helîle

  • Tıb: Tohumları tıbda müshil olarak kullanılan bir bitki.

heyne

  • Tıb: Kolera hastalığı.

hicab-ı müstabtın

  • Tıb: Plevra.

hımye

  • Tıb: Hastanın, hekim tarafından verilen ilaçlarla kanaat edip ve tavsiyelerine uyup o hududun dışına çıkmaması.

humevi / humevî

  • Tıb : Sıtmaya ait.

hunnak

  • Tıb: Boğaz hastalıkları.

hurac

  • Tıb: Bedenin çeşitli yerlerinde çıkan çıbanlar.

ibad

  • Tıb: Bacaklarda diz mafsalının iç kısmındaki büyük damar.

icne

  • Tıb : Yanak kemiği.

ilel-i müstevliye

  • Tıb: Salgın hastalıklar.

ilel-i sariye / ilel-i sâriye

  • Tıb: Bulaşıcı hastalıklar. Sâri illetler.

iltihab-ı a'ver

  • Tıb: Körbağırsağın iltihabı.

iltihab-ı edeme

  • Tıb: Cildin iltihablanarak katılaşması.

iltihab-ı kebed

  • Tıb: Karaciğer iltihabı.

iltisak-ı ecfan

  • Tıb : Ağrı ve sızıdan dolayı gözkapaklarının birbirine bitişmesi.

iltiva-yi em'a / iltiva-yi em'â

  • Tıb: Bağırsağın kendi üzerine helezoni biçimde kıvrılması.

insidad-ı em'a / insidad-ı em'â

  • Tıb: Bağırsakların birbirine dolanması neticesinde tıkanması.

insidad-ı halime

  • Tıb: Meme başlarının tıkanması.

irhem yareb

  • Tıb: Bağırsak tıkanması veya dolanması.

kabakulak

  • Tıb: Daha ziyade tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

karha-i akile / karha-i âkile

  • Tıb: Etrâfını yiyip, genişleyerek büyüyen yara.

kelab

  • Tıb: Kudurma. Kuduz hastalığı.

kemne

  • Tıb: Karasu adı verilen bir göz hastalığı.

kübad

  • Tıb: Karaciğer iltihabı.

kulunç

  • Tıb: Şiddetli bağırsak ağrısı. Omuzlarda ve vücutta bir ağrı.

küre-i ayn

  • Tıb: Göz yuvarlağı.

küzaz

  • Tıb: Tetanos. Sinir gerilmesi.

ma's

  • Tıb: Adalelerin tutulması, kasların büzülmesi. Kramp.

madde-i musavvire

  • Tıb: Kanın küreciklerinden başka gıda maddesinden olup, azot ve sair maddeleri içine alan sulu cisim. Canlı hücrelerin vücudunu teşkil eden ve içinde çoğunun çekirdek bulunan albüminli madde. Protoplazma.

mafsal

  • Tıb: Vücuddaki kemiklerin ekli olan oynak yerleri. Eklem.

mafsal-ı müteharrik

  • Tıb: Oynar eklem.

maraz-ı sari / maraz-ı sârî

  • Tıb: Bulaşıcı hastalık.

mecdur

  • Tıb: Çiçek çıkarmış kimse.

mesamm-ül cild

  • Tıb: Cilt üzerindeki küçük delikler.

nevroz

  • Tıb: Sinir sistemi bozukluğu. Sinirlilik hastalığı. (Fransızca)

psikoz

  • Tıb: Akıl hastalıklarının umumi adı. (Fransızca)

sadid

  • Tıb: Yaradan akan sarı su. İrin.

sar'a

  • Tıb : Bir nevi baygınlık hastalığı.

seha'

  • Tıb: Beyin zarı.

tansiyon

  • Tıb: Kanın damarlara içerden yaptığı tazyik, basınç. (Fransızca)

tebehhür

  • Tıb: Kısa ve sık nefes alma.

tekattu'

  • Tıb: Sıtma nöbetinin muntazam vakitlere ayrılması.

tetahhul

  • Tıb: Dalak şişmesi.

vakt-i tefrih

  • Tıb: Çiçek hastalığı aşısının yapılmasından te'sirini gösterinceye kadar geçen zaman.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın