LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te teze ifadesini içeren 40 kelime bulundu...

han

  • Okuyan, okuyucu, çağıran manasına gelir. Meselâ: Duâ-hân : (Niyaz ve tazarrukârane bir tezellül ile) duâ okuyan. (Farsça)

huşu'

  • Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.

hutun

  • (Hutunet) Evlenme, tezevvüc, teehhül.
  • Damatlık, damat olma.

ihsa'

  • Hayvan tezeği yakma.

ihtizaz

  • Alçalma, tezellül.

kepaze

  • İtibarsız, âdi, mübtezel, kıymetsiz kimse. Haysiyetsiz, şerefsiz, rezil. Hürmet ve saygıya müstahak olmıyan.
  • Tâlim için kullanılır yay.

kunu'

  • Kanaat etme, kâfi bulma.
  • Suâl ve tezellül.

layetezelzel

  • Sarsılmaz. Tezelzül etmez. (Tahkikî iman sâhibleri, lâyetezelzel bir itikada sâhibdirler.)

meder

  • Tezek, toprak tezeği.
  • Çakıl. Kuru çamur. Kuru balçık.
  • Köy, mahalle.

mehn

  • Hizmet.
  • Mübtezellik, değersizlik.

müdekkir

  • Teemmül eden. Düşünen, Mütezekkir.

muhbit

  • Alçak gönüllü, mütevazi. Mütezellil.

mutazarrı'

  • Tazarru eden. Alçak gönüllülük eden.
  • Bir şeye gizlice varıp yaklaşan.
  • Can ve gönülden tezellül ile yalvaran.
  • Noksan ve kusurlarını bilerek kibirden, büyüklenmekten çekinip tevazu eden.

mütezebzib

  • Tezebzüb eden, kararsız, mütereddit.

mütezehhid

  • (Çoğulu: Mütezehhidîn) Dine son derece bağlı olan.

mütezehhidin / mütezehhidîn

  • (Tekili: Mütezehhid) Zâhid olanlar, dine çok bağlı bulunanlar.

mütezekki

  • Temize çıkan, tezekki eden.

mütezekkir

  • Hatırlayan, tezekkür eden.
  • Bir işe dair söz söyliyen.

mütezellil

  • Tezellül eden. Alçalan, zillete katlanan. Kendini zelil gösteren.

mütezelzil / متزلزل

  • Sarsılan. (Arapça)
  • Mütezelzil olmak: (Arapça)
  • Sarsılmak. (Arapça)
  • Bozulmak. (Arapça)

mütezelzile

  • (Bak: MÜTEZELZİL)

mütezemmil

  • Tezemmül eden. Elbiseye, örtüye bürünen.

mütezevvic

  • (Çoğulu: Mütezevvicîn) (Zevc. den) Evli, evlenmiş, evlenen.

mütezevvid

  • (Çoğulu: Mütezevvidîn) (Zâd. dan) Yanına azık veya erzak alan.

mütezevvidin / mütezevvidîn

  • (Tekili: Mütezevvid) Yanlarına azık, erzak alanlar.

nekh

  • (Nikâh) (Çoğulu: Enkihe) Tezevvüc, evlenme, cimâ etme.
  • Akit.

paçek

  • Tezek, mayıs. (Farsça)

revse

  • Pislik.
  • Fışkı, tezek.

serfüru

  • Baş eğme. Söz dinleme. İtaat, inkıyad. (Farsça)
  • Mütezellil olan. (Farsça)

taziyane / tâziyâne / تازیانه

  • Kırbaç. (Farsça)
  • Tezene. (Farsça)

teke

  • Keçilerin erkeği. Sürü önünden giden kösemen. (Farsça)
  • Bir cilt defter. (Farsça)
  • Tezek. (Farsça)

tezehhür

  • (Çoğulu: Tezehhürat) Çiçeklenme.
  • Yıldıramak, parlamak.

tezekkürat / tezekkürât

  • (Tekili: Tezekkür) Tezekkürler.

tezellülat / tezellülât

  • (Tekili: Tezellül) Alçalmalar, küçülmeler, zillete katlanmalar.

tezevvüc

  • (Çoğulu: Tezevvücât) (Zevc. den) Evlenme, kadın eş alma, zevce edinme.

tezevvücat / tezevvücât

  • (Tekili: Tezevvüc) Evlenmeler, zevce edinmeler.

tezevvuk

  • (Çoğulu: Tezevvukat) (Zevk. den) Tad alma, zevk alma. Tatma.

tezeyyün-ül ezhar / tezeyyün-ül ezhâr

  • Çiçeklerin tezeyyünü, ziynetlenmeleri.

tezeyyünat / tezeyyünât

  • (Tekili: Tezeyyün) Süslenmeler, ziynetlenmeler.

zahme / زخمه

  • Vuruş. (Farsça)
  • Yara. (Farsça)
  • Tezene, mızrap. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın