LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tevbe ifadesini içeren 28 kelime bulundu...

be-gün

  • (Bak: Bikün tevbe) (Farsça)

berae suresi / berâe sûresi

  • Kur'ân-ı kerîmin dokuzuncu sûresi. Tevbe sûresi de denir.

bi-kün tevbe

  • Tevbe et.

bikün tevbe

  • Tevbe et.

cebbar

  • (Sıfat-ı İlahiyedendir) İstediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan. Büyüklük, azamet ve kudret sahibi. İmar eden Cenab-ı Hak. Kullarını ıslah edip tevbeye götüren Allah Teâlâ Hz.leri (C.C.)
  • Zâlim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Meselâ; Cengi

et-tevvab

  • Tevbeleri kabul edici olan Allah. Kendine tevbe ve rücu' eden kulları çok. Tevbeyi kabulde çok beliğdir. Tevbe edeni hiç günah yapmamış gibi afv u rahmeti ile bahtiyar eder.

evvab

  • (Evb. den) Rücu' eden. Geri dönen.
  • Günahlardan tevbe edip hakkı kabul eden.

evvabin / evvabîn / evvâbin

  • Tevbe edip günahlardan dönenler.
  • Tevbe edip günahtan dönenler.

gırre

  • Gaflet. Boş bir şeye aldanan.
  • Tevbeyi sonraya bırakıp, aldanan. Övünen, gururlu. Gâfil. İşe yaramaz.

harisun aleyküm / harîsun aleyküm

  • Tevbe Suresi'nin bir âyetinde geçen bu ifade, birinci derecede Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında olup ümmetini ve bütün insanları doğru yola irşadda yılmadan, büyük bir sebat ve azim ve gayretle devam etmesine işaret edilerek böylece tavsif edilmiştir.

hevd

  • Tevbe etmek.

hiyade

  • Evmek.
  • Tevbe etmek.

inabe / inâbe

  • Tevbe edip Allah'a yönelen.

istiğfar / استغفار

  • Af dileme, tevbe.
  • (Gufran. dan) Afv dilemek. Cenab-ı Hak'tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. Tevbe etmek. Yalvarmak. " Estağfirullâh" demek.
  • Tevbe.

istiğfar etme

  • Af dileme, tevbe etme.

metab

  • Tevbe etmek.
  • Rücu etmek, geri dönmek, caymak, vazgeçmek.

münib

  • Tevbe edip Allah'a yönelen.

nebiyyü-t tevbe

  • Resül-i Ekremin (A.S.M.) bir ismi. (Ümmetinin tevbelerinin kabul edileceğine işâreten bu isim verilmiştir.)

şifa ayet-i kerimeleri / şifâ âyet-i kerîmeleri

  • Kur'ân-ı kerîmdeki altı şifâ âyeti. Tevbe sûresi on dördüncü âyetinin sonu, Yûnus sûresi elli yedinci âyetinin ortası, Nahl sûresi altmış dokuzuncu âyetinin orta kısmı, İsrâ sûresi seksen ikinci âyetinin baş tarafı, Şuarâ sûresinin sekseninci âyeti, Fussilet sûresi kırk dördüncü âyetinin ortası.

taib / tâib

  • Günahlarına tevbe etmiş.

tehevvüd

  • Tevbe. Sâlih amel.
  • Yahudi olmak.

tetvibe

  • Tevbe etmek.

tevbe-i nasuh

  • Sâdık tevbe. Nasuh tevbesi. Rücu' ettiği günaha bir daha dönmemek veya tevbe eylediği günahı bir daha yapmamak için kasd ve niyet etmek ve bunda tam kararlı olmak.

tevbegah / tevbegâh

  • Tevbe etme ve bağışlanma yeri.
  • Tevbe yeri.

tevbekar / tevbekâr

  • Tevbeli, yaptığına pişman olmuş olan. (Farsça)
  • Tevbe eden.

tevbeşiken

  • Tevbesini bozan. (Farsça)

tevvab

  • (Tevbe. den) Tevbe edenlerin tevbesini kabul eden Allah (C.C.).
  • Çok tevbe eden.
  • Tevbeyi kabul eden, Allah.

tövbe

  • (Bak: Tevbe)
  • (Bak. TEVBE)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın