LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tesaduf ifadesini içeren 28 kelime bulundu...

a'raz

  • (Tekili: Araz) Arazlar, işaretler, nişanlar, alâmetler.
  • Tesadüfler.
  • Hastalık alâmetleri.
  • Kazalar, felâketler, musibetler.

a'razi

  • Ârızî, tesâdüfî, rastgele.

abes

  • Oyuncak kabilinden faydasız ve boş amel. Lüzumsuz ve gayesiz iş. Tesadüfi.

araz / عرض

  • İşâret, alâmet.
  • Tesâdüf, rast gelme.
  • Kaza. Felâket. Zâtî olmayan hâl ve keyfiyet.
  • Fls. Herhangi bir cevherin varlığı için zaruri olmayan vasıf. Meselâ: Şekerin beyaz rengi şekerin varlığı için zaruri değildir.
  • İşaret, alâmet.
  • Tesadüf.
  • Kaza, felaket.
  • Kendi kendine vücut bulmayıp başka bir cevherle meydana gelen hal ve keyfiyet.
  • İşaret, belirti. (Arapça)
  • Tesadüf. (Arapça)

arazan

  • Rastgele, tesadüfen, tevafukan.

arızan / ârızan

  • (Ârız. dan) Geçici olarak.
  • Tesadüfen, tevafukan, rast gele.

avineten

  • Ara sıra, tesadüfen.

azrail

  • Ölüm meleği. Dört büyük melekten biridir, ölenlerin ruhlarını almak görevi vardır. Diğer bir ismi de "melek-ül mevt: Ölüm meleği"dir. Yeryüzünde hayatın var olması, insanın yaratılışı tesadüfle açıklanamıyacağı gibi, ölüm de tesadüfle açıklanamaz. Hayatı yaratan ölümü de yaratmıştır. Hayat gibi ölüm

ezkaza / ezkazâ / ازقضا

  • Tesadüfen. (Farsça - Arapça)

ictima-i a'zam

  • Ast: Bir çok gezegenin burç mıntıkalarının aynı noktasına tesadüf etmiş gibi görünmeleri.

ittifaken / ittifâken / اتفاقا

  • Tesadüfen, rastgele. (Arapça)

ittifaki / ittifakî / ittifâkî / اتفاقى

  • Rastgele, tesadüfle.
  • (İttifakiyye) Birleşmeye, sözleşmeye, ittifaka veya uyuşmaya ait. Tesadüfle, rastgele.
  • Tesadüfî. (Arapça)

ittifakiyyat

  • Tesadüfle olan şeyler.

kazaen

  • Kaza olarak, tesadüfen. İstemiyerek. Bilerek değil. Beklenmedik halde.

kazara / kazârâ / قضارا

  • Tesadüfen. (Arapça - Farsça)

maddiyyun

  • (Maddiyun) Maddeciler. Her şeyin esası madde olduğunu iddia edip, ruhaniyatı inkâr eden dinsizler. Her şeyi madde ile ölçenler. Masnuât-ı İlâhiye olan mahlukatı ve zerrelerin muntazam hareketini, tesadüf eseri gibi kabul ve tevehhüm edip dinsizliğe yol açmağa çalışanlar.

müsadefet

  • (Suduf. dan) Rast gelme. Tesâdüf etme.

müsadif

  • Tesadüf eden, rastlayan.
  • Rastlayan, tesadüf eden.

mütesadif / متصادف

  • Tesadüf eden, rastgelen. Karşılaşan.
  • Rastlayan, tesadüf eden. (Arapça)

mütesadifin / mütesadifîn

  • (Tekili: Mütesadif) Rastgelenler, tesadüf edenler.

muvarede

  • (Çoğulu: Muvâredât) (Vürud. dan) Girip gelme.
  • İki şâirin, birbirlerinden habersiz olarak, tesâdüfen aynı beyitleri söylemeleri.

tabiatperest

  • Her şeyin kendi kendine olduğunu veya tabiatın meydana getirdiğini kabul eden. Allah'tan (C.C.) gaflet edip, kâinatın tesadüfen olduğunu zu'meden. (Farsça)

tasaddi

  • Bir işe başlamak.
  • Taarruz etmek.
  • Yüz döndürmek.
  • Tesadüf etmek.
  • Vuku bulmak.

tesadüf / tesâdüf / تصادف

  • Rastlama. (Arapça)
  • Rastlantı. (Arapça)
  • Tesâdüf edilmek: Rastlanmak. (Arapça)
  • Tesâdüf etmek: Rastlamak. (Arapça)

tesadüf-ü amya / tesadüf-ü amyâ

  • Kör tesadüf.

tesadüfat

  • Tesadüfler, rastlantılar.

tesadüfen

  • Tesadüf olarak, rastgele.

tesadüfi / tesadüfî

  • Tesadüfle ilgili, rast gele.
  • Rastgele. Tesadüf olarak. Tedbirsiz meydana gelmek suretiyle.
  • Rastgele, tesadüfen.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR