LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tenki ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

akılcılık

  • (Rasyonalizm) fels. İnsanın, akılla gerçeğe uygun bilgiyi bulabileceğini, aklın doğru kabul ettiği bilginin şübhe götürmez kesinlikte doğru olduğunu kabul ettiği felsefe. Tenkitçi felsefe, deneyci felsefe, psikoloji ve sosyoloji bu felsefenin aşırı iddialarını çürütmüştür. Bugünkü ilim adamları herş

ampirizm

  • (Deneyci felsefe) Her çeşit bilginin kaynağının duyu organlarının kullanılması sonucu kazanılan tecrübe olduğunu, duyu organlarının kullanılmadan hiçbir bilginin akılda yer alamıyacağını savunan felsefe. Akılcı felsefe gibi bu felsefenin de aşırı iddiasının yanlışlığını, tenkitçi felsefe ve psikoloj

hiss-i tenkit

  • Tenkit, eleştirme duygusu.

hurdegir

  • Sözün içinde tenkid edilecek noksan arayan. (Farsça)

intikad / intikâd / انتقاد

  • İyi bilineni kötülemek.
  • Seçip ayırdetmek.
  • Kalp parayı gerçeğinden ayırmak.
  • Tenkid.
  • Fenni veya edebi eserlerin tarafsız bir nazarla incelenmesi sonunda fikir ileri sürülmesi.
  • Eleştiri, tenkit. (Arapça)

istizmam

  • Zemmetme, yerme, tenkid etme.
  • Kötü ve beğenilmeyen işler yapma.

kabil-i tenkit

  • Tenkit edilmesi mümkün, eleştirilebilir olma.

kritik

  • yun. Tenkid. Sıkışık durum, sıkıntılı.
  • Tıb: Hastalığın en kötü zamanı.
  • Tenkit, sıkışık durum.

madde-i tenkit

  • Tenkit unsuru, eleştiri noktası.

medar-ı tenkit / medâr-ı tenkit

  • Tenkite sebep olan.

mıhkan

  • (Mıhkana) Şırınga. Tenkıye âleti.

muahez

  • Muâheze olunan. Tenkid edilen, çekiştirilen.

muahezat

  • (Tekili: Muâheze) (Ahz. den) Tenkid ve itirazlar.
  • Azarlama ve paylamalar. Çıkışmalar.

muaheze

  • Azarlama. Çıkışma. Darılma. Alay eder tarzda karşısındakini küçümseme. Tenkid.
  • Azarlama, paylama, çıkışma, tenkit.

muahezekar / muahezekâr

  • Tenkid ve itiraz edici. (Farsça)
  • Azarlayıp çıkışan. Paylayan. (Farsça)

muahiz

  • (Ahz. den) Çekiştiren, muâheze eden. Tenkid edip itiraz eden.

münakkas

  • (Noksan. dan) Eksiltilmiş, azaltılmış, tenkis edilmiş.

münakkıs

  • Eksilten, azaltan. Tenkis eden.

münekkah

  • Tenkıh edilmiş, fazlalıkları atılarak düzeltilmiş, temizlenmiş.

münekker

  • Tenkir edilmiş, bilinmeyen, nekre kılınmış.
  • Belirli olmayan şeye delâlet eden.

münekkid / مُنَقِّدْ

  • Tenkid edici. Kötüyü iyiyi ayıran ve onları söyleyen, kusurları söyleyen.
  • Tenkid eden, eleştiren, değerlendiren.
  • Tenkîd eden.

münekkit

  • Tenkitçi; hadisin tahlil ve kritiğinde uzman olan hadis âlimi.

nakıd

  • Bir şeyin iyisini kötüsünden veya bozuğundan ayıran.
  • Tenkidci, ayarcı. Paranın kalbını anlayan.
  • Dinar, dirhem.

nakkad

  • (Bak: Nekkad) Nakd eden. Paranın kalbını, sağlamını ayıran.
  • Tenkidci, bir şeyin iyisini kötüsünü ayıran.
  • İmam, hatib.
  • Tenkitçi; hadîsin tahlil ve kritiğinde uzman olan hadîs âlimleri.

nassi / nassî

  • Nass'a ait. Her türlü şübhe ve tereddüdün ve tenkidin üstünde tutulacak şekilde olan kesinlik, kat'ilik, açıklık. Bedahet.
  • Âyet ve hadisle doğruluğu sâbit olan.

nassiye

  • (yun: Dogmatizm) Fls: Bir görüşün doğruluğuna peşin olarak inanan ve bu inanışlarını tenkide tabi tutmayanların düşünüş tarzı. Son heceleri .. izm ile biten görüşler, taraftarlarınca peşin olarak kabul edildiklerinden birer dogmatik görüş örneğidir. Meselâ; komünizm, materyalizm, darvinizim, birer d

taklil

  • Azaltma. Azaltılma. İndirme. Tenkis.

tarizat-ı zımniye / târizat-ı zımniye

  • Üstü kapalı ve dolaylı ifadelerle saldırma, tenkit etme.

telkin

  • (Çoğulu: Telkinât) Zihinde yer ettirmek. Fikir aşılamak. Zihinde yer etmiş düşünce.
  • Yeni müslüman olana İslâm esaslarını anlatmak.
  • Ölü gömüldükten sonra imam tarafından söylenen söz. (Telkini fenden almış,Medeniyetten taklid,Hürriyet tenkid vermiş,Gururdan dalâlet çıkmış.) (L

tenkid / tenkîd / تنقيد

  • Bir kimse veya şeyin iyi veya kötü taraflarını bulup meydana çıkarmak.Tenkid yapıcı veya yıkıcı olabilir. Tenkitten maksat, doğrunun ve yanlışın iyi niyetle ortaya konulması, hakikate ulaştıracak yolun ve imkânların gösterilmesidir. Sadece yanlışı söylemek, doğruyu göstermemek yıkıcı bir tenkiddir.
  • Eleştiri. (Arapça)
  • Tenkîd edilmek: Eleştirilmek. (Arapça)
  • Tenkîd etmek: Eleştirmek. (Arapça)

tenkidat / tenkidât

  • Tenkitler.

tenkidat-ı siyaset

  • Siyaset eleştirileri, tenkitleri.

tenkidat-ı ukala / tenkidât-ı ukalâ

  • Akıllıların tenkitleri, eleştirileri.

tenkilat / tenkilât

  • (Tekili: Tenkil) Örnek olacak biçimde cezâlandırmalar.
  • Düşmanları tepelemeler.
  • Uzaklaştırmalar.

tenkiş

  • (Çoğulu: Tenkişât) (Nakş. dan) Nakşetme, nakışlama, işleme, resim yapma.

tenkisat / tenkisât

  • (Tekili: Tenkis) Tenkisler, eksiltmeler, indirmeler, azaltmalar.

tenkitkar / tenkitkâr

  • Tenkit eden, eleştiren.

tenkitkarane / tenkitkârâne

  • Tenkit edercesine.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın