REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te temsil ifadesini içeren 66 kelime bulundu...

abd-i külli / abd-i küllî / عَبْدِ كُلِّي

  • Bütün varlıkların ibadetlerini kendi şahsında temsil eden kul.
  • Umum kâinatın ibadetlerini temsil eden kul.

amele-i mümessil / عَمَلۀِ مُمَثِّلْ

  • Temsilci işçi.
  • Temsilci işçi (melek).

amr

  • Eski fetva metinlerinde erkeği temsil etmek için kullanılan umumi isimlerden birisi.

avrupalılaşmak

  • Avrupalıların fikirlerini ve yaşayış tarzını benimsemek. Türkiye'de batılılaşma olarak kullanılmaktadır. Avrupa zamanımızda ilim ve teknikte ilerlemiş olmakla beraber inanışları, ahlâkları, felsefeleri ve yaşayış tarzı ile geri bir düşünüşü temsil eder. Avrupaya, batıya özenmek, eşkiyanın gasbettiği

azazil

  • Şeytan. (İblisin bir adı) Şerlerin temsilcisi.

başmurahhas

  • Baş temsilci.
  • Baştemsilci.

bayraktar

  • Bayrak taşıyan, temsilci.

beşr

  • Eski fetva metinlerinde erkeği temsil eden isimlerden biri.

bila teşbih vela temsil / bilâ teşbih velâ temsil

  • Benzetme ve temsil olmaksızın; Allah'ın zâtını hiçbir şeye benzetmemekle beraber.

cumhuriyet

  • Devlet reisi, millet veya Millet Meclisleri tarafından seçilen hükümet şekli. Demokraside temsili hükûmet şekli. Halkın hür olarak seçtiği temsilciler (Millet vekilleri ve senatörler) aracılığı ile egemenliğini, (hâkimiyetini) kullanmasına dayanan hükûmet şekli. Cumhuriyetin birbirinden farklı üç ta

devlet

  • Sınırları belli olan bir memleketin sahibi olan insanların kurduğu siyasî, hukukî, idarî mahiyetteki merkezî teşkilât. Devlet, teşekkül tarzı, takip ettiği esas siyaset, temsil ettiği hâkimiyet ve iktidarın mahiyeti bakımından çeşitlere ayrılır:1- Kapitalist Devlet: İktisadî siyasete, şahsî mülkiyet

dramatik

  • yun. Drama benzer. Heyecan verici, acıklı.
  • Temsil yapılmak üzere yazılan heyecan verici veya acıklı tiyatro eseri. Acıklı olanına Trajedi, gülünç olanına da Komedi denir.

ektad

  • Cemaatler, topluluklar, kalabalıklar, bölükler, takımlar.
  • Misaller, temsiller, örnekler.

hak tarikatler / hak tarîkatler

  • Ehl-i sünnet anlayışını benimseyen, İslam'ın temel esaslarını uygulayan ve mânevî bir silsileye sahip mürşidler tarafından temsil edilen tarîkatler.

hatice / hatîce

  • (Hadîce) Vakitsiz ve erken doğan kız çocuğu.
  • Fetva metinlerinde kadını temsil eden umumi isimlerden birisi. (Ötekiler: Hind, Fâtıma ve Zeyneb'dir.)

hey'et-i temsiliye

  • Temsil hey'eti.
  • Tar: Erzurum Kongresinde Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ismini alan cemiyetin nizamnamesi iktizasınca seçilen şahıslardan teşekkül etmiş olan hey'et. (6 Ağustos 1919)

hilafet-i kübra / hilâfet-i kübrâ

  • En büyük halifelik; insanların Allah tarafından bütün varlıkların üzerinde bir temsilci kılınması.

hilafet-i muhammediye / hilâfet-i muhammediye

  • Hz. Muhammed'den (a.s.m.) sonra onun dâvâsının temsil edilmesi.

hind

  • Hindistan'ın kısa adı.
  • Bir kadın adı. (Asr-ı saadette Hazret-i Hamza'nın ciğerlerini yiyen kadın, Ebu Süfyan'ın karısı.)
  • Fetva metinlerinde kadını temsil etmek üzere kullanılan umumi isimlerden birisi. Diğerleri: Fatıma, Hatice, Zeyneb.

hisse senedi

  • Sermayesi paylara bölünebilen ticaret şirketlerinde, ortalıkdan doğan hakları ve sermaye payını temsil eden değerli evrak.

hitabet beratı

  • Eskiden vazifeli cami hatiblerine, hatibliğe tayin olduklarına dair verilen vesika. (Osmanlı İmparatorluğu zamanında yan zamanda halife olan padişahı temsil eden, cuma ve bayram hutbelerine çıkan bu hatiblere pek fazla ehemmiyet verilirdi. Hitabet beratı olmayan hatibler, cuma ve bayramlarda hutbe o

istiare-i temsiliye

  • Temsilî istiare; istiarenin, teşbih unsurlarından "benzetilen" ögesi ile yapılan, benzeyenin teferruatlı olarak tasvir edildiği istiare çeşididir. Temsilî istiarede anlatılan kavram bütün manzumeye veya yazıya işlenmiştir.

kinaiyat / kinâiyat

  • Bir şeyi temsille ve dolaylı olarak anlatan sözler.

kinaiyyat

  • (Tekili: Kinâye) Temsillerle anlatılan imalı ve dokunaklı sözler.

kıssa-i temsiliye

  • Temsil tarzındaki kıssa, ibretli hikâye.

kisve-i ilmiye

  • İlmi temsil eden elbise.

kıyas-ı temsili / kıyas-ı temsilî

  • Temsil tarzında yapılan mukayese.

la müşahhate fi't-temsil / lâ müşâhhate fi't-temsîl

  • Temsilde tartışma olmaz.

müddei-yi umumi / müddei-yi umumî

  • Milletin umum haklarını korumak üzere muhakemede hazır bulunan vazifeli, hukuk tahsilini bitirmiş hükümet memuru. Adliye bakanlığına bağlı, icra kuvvetini birlik halinde temsil eylemek üzere teşekkül eden, adlî idare makamında bulunan şahıs. Savcı.

mukaddime-i temsiliye

  • Temsilden oluşan giriş.

mümessel

  • Temsil edilmiş.
  • Benzetilmiş.
  • Tab olunmuş, basılmış.
  • Temsile konu olan, haklarında kıyaslama tarzında benzetme yapılan.
  • Temsil getirilen.

mümessel-i leh

  • Hakkında temsil getirilen.

mümessil / ممثل / مُمَثِّلْ

  • Vekâlet eden. Bir şahsı bir topluluğu veya şahs-ı mâneviyi temsil eden.
  • Benzeten.
  • Kitap bastıran.
  • Vekil.
  • Rol temsil eden. Aktör.
  • Temsilci.
  • Temsilci.
  • Temsilci. (Arapça)
  • Sınıf temsilcisi. (Arapça)
  • Temsilci.

mümessil-i din

  • Dini temsil eden.

mümessil-i leh

  • Kendisi hakkında, lehinde mümessillik yapılmış, vekâlet edilmiş. Lehinde temsil edilmiş.

mümessilat / mümessilât

  • Temsilciler.

mümessilat-ı habise / mümessilât-ı habise

  • Pis ve kötü temsilciler.

müsül

  • Misaller, temsiller.

müsül-i faraziye

  • Farazî temsiller, hikâyeler.

müsül-ü faraziyye

  • Farazî temsiller, hikâyeler.

müteşabih

  • Birbirine benzeyenler.
  • Fık: Mânası açık olmayan âyet ve hadis. Kur'an-ı Kerim'in ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri. "Muhkem" olmayan âyet veya hadis.
  • Zâhirî mânası kastedilmeyen ve teşbih ve temsil yoluyla hakikatlerin beyanında kullanılan ifade.

müteşabihat / müteşâbihât

  • Kur'ân ve hadîste temsil ve benzetmelerle açıklanan, anlaşılması zor, çok yüksek hakikatler.

müteşabihat-ı kur'aniye / müteşabihât-ı kur'aniye

  • Beşer lisanının, lügatını vaz etmediği, sezip düşünemediği, misalini göremediği hakikatların teşbih ve temsiller ile anlatıldığı âyet-i kerimeler.

müteşabihat-ı kur'aniyye / müteşabihat-ı kur'âniyye

  • Kur'ân'da temsil ve benzetmelerle açıklanan, anlaşılması zor olan yüksek hakikatler.

naşir-i efkar / nâşir-i efkâr

  • Fikirleri neşreden, yayan temsilci.

pres ateşeliği

  • Bir ülkenin yabancı ülkede kendini temsil için açtığı büyükelçilik bünyesinde bulunan Basın Ateşeliği.

sa'di / sa'dî

  • (M. 1193-1291) Şiraz'da doğmuş büyük bir İran şâiridir. Gülistan ve Divan'ında bol bol temsilî hikâyeler kullanmıştır.
  • Saadete, uğura mensub.

sahib-i arz / sâhib-i arz

  • Devleti temsil eden zât.

şeytan

  • İblis. (Cenab-ı Hakk'ın emrine isyan ettiğinden rahmetinden kovulmuş, şerleri ve muzır şeyleri temsil eder ve ateşten yaratılmıştır. Bütün melekler Cenab-ı Hakk'ın emriyle Hazret-i Âdem'e secde ettiği halde Şeytan: "O, topraktan yaratılmıştır, ben ateşten yaratıldım. Ben ondan daha kıymetli ve yükse

suver-i misaliye

  • Temsilî ifadeler, misalî şekiller, suretler.

suver-i müteşabihe

  • Müteşâbih ifadeler; Kur'ân-ı Kerimde mânâsı kapalı olan ve yorumlara açık olan suretler, temsiller.

tac

  • Hükümdarların başlarına giydikleri mücevherli ve kıymetli taşlarla süslü başlık.
  • Müslümanların, Peygamberimizin sünnetine uygun olarak veya onu temsilen başlarına sardıkları örtü; sarık, imame.
  • Gelinlerin başlarına koydukları cevahirli süslü başlık.
  • Kuşların başındaki

temsil-i cüz'i / temsil-i cüz'î

  • Bireysel, ferdî bir temsil.

temsilat / temsilât

  • Temsiller; kıyaslama tarzında benzetmeler.
  • (Tekili: Temsil) Temsiller, örnekler.
  • Temsiller.

temsilat-ı hakikiye / temsilât-ı hakikiye

  • Hakikate götüren temsiller.

temsilat-ı kur'aniye / temsilât-ı kur'âniye

  • Kur'ân'ın verdiği temsiller, misaller.

temsilat-ı sitte / temsilât-ı sitte

  • Altı temsil.

temsili / temsilî / temsîlî / تَمْثِيلِي

  • Temsile dair ve müteallik. Bir şeyi göz önünde canlandıran.
  • Temsile dair.
  • Temsile ait.

tiyatro

  • yun. Dram, komedi ve sair piyeslerin temsil edildiği yer.
  • Sahneye konulan oyun ve bu gibi temsilleri oynama san'atı.

vafid

  • (Çoğulu: Vüffed - Evfâd - Vüfud) Elçi, temsilci.

vekil

  • Yardımcı, temsilci.

vilayat-ı şarkiye namına / vilâyat-ı şarkiye namına

  • Doğu illeri adına, doğu illerini temsilen.

vüffed

  • (Tekili: Vâfid) Temsilciler, elçiler.

vüfud

  • Erişme, gelme.
  • (Tekili: Vâfid) Elçiler, temsilciler.

zeyd

  • Eski fetva metinlerinde erkeği temsil etmek için kullanılan isimlerdendir. (Diğer isimler: Amr, Bekir, Beşir, Hâlid)

zeyneb

  • Eski fetva metinlerinde kadını temsil eden isimlerden biri.
  • Gül.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın