LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tembellik ifadesini içeren 24 kelime bulundu...

atalet / atâlet / عطالت

  • (Utlet) Boş durma. Tembellik. İşsizlik. Hurma salkımı.
  • Tembellik, hareketsizlik.
  • Hareketsizlik, tembellik.
  • İşsizlik, tembellik, durgunluk.
  • Durgunluk. (Arapça)
  • Tembellik. (Arapça)

atalet-i mutlak / atâlet-i mutlak

  • Mutlak tembellik, işsizlik.

ateme

  • Gecenin ilk üçte bir bölümü. Yatsı namazı vakti.
  • İşsizlik, tembellik, atalet, üşengeçlik.
  • Akşam vaktine kadar hayvanın memesinde bâki kalan süt.

betalet / betâlet

  • Tembellik, işsizlik.

fedame

  • Yorgunluk.
  • Tembellik.

fesh

  • Bozmak. Hükümsüz bırakmak. Kaldırmak.
  • Zayıf olmak.
  • Bilmemek. Cehil.
  • Re'y ve tedbiri ifsad eylemek.
  • Zaif-ül akıl. Zaif-ül beden.
  • Tembellik yüzünden gayesine erişemeyen.
  • Unutmak.
  • Tıb: Beden âzalarının mafsallarını yerinden çıkarıp ayırmak

kasar

  • Üşenme, tembellik etme.
  • Güç ve kuvvetin son sınırı.
  • Boğazı tutup nefes aldırmayan bir zahmet.

kasr

  • Kısa olmak. Kısa kesmek.
  • Birisini bir hususa, bir işe tahsis etmek.
  • Bir işte tembellik etmek.
  • Akşamlamak.
  • Hapseylemek.
  • Yekpâre taş.
  • Beyazlatmak.
  • Gevşetmek.
  • Noksanlaştırmak.

kesalet / kesâlet / كسالت

  • Tembellik. Üşenmek. Uyuşukluk. Rehâvet.
  • Uyuşukluk, tembellik.
  • Tembellik, uyuşukluk.
  • Tembellik, gevşeklik. (Arapça)

kesel

  • Tembellik. Uyuşukluk.
  • Yorgunluk.
  • Ağırlık.
  • Tembellik, ağırlık, uyuşukluk.
  • Tembellik, gevşeklik, uyuşukluk.

keselan

  • Tembellik. Yorgunluk. Uyuşukluk.

meskenet

  • Miskinlik. Tembellik. Uyuşukluk. Bitkinlik. Beceriksizlik. Fakirlik. Yoksulluk.

metrukat / metrûkât

  • Özürsüz, tembellikle kılınmayan, terk edilen namazlar.
  • Vefât eden kimsenin geriye bıraktığı şeyler. Mîrâslar, terikeler.

mütekasilin / mütekâsilîn

  • (Tekili: Mütekâsil) (Kesl. den) Üşenenler, tembellik yapanlar.

rehavet / rehâvet / رخاوت

  • Tembellik, gevşeklik, pörsüklük, ihmalkârlık.
  • Tembellik, gevşeklik.
  • Tembellik, gevşeklik.
  • Gevşeklik. (Arapça)
  • Tembellik. (Arapça)

süsti / süstî

  • Gevşeklik, uyuşukluk, tembellik. (Farsça)

tekasül / tekâsül / تكاسل / تَكَاسُلْ

  • Tembellik.
  • Üşenmek. Gevşeklik. İhtimamsız davranmak. Tembellik.
  • Üşenme, tembellik.
  • Üşengeçlik, tembellik. (Arapça)
  • Tembellik.

tekasül etme / tekâsül etme

  • Tembellik yapma.

tekasülat / tekâsülât

  • (Tekili: Tekâsül) Tembellikler, üşenmeler. İlgisizlikler.

tekasüli / tekâsülî

  • Gevşeklik ve uyuşukluğa âit. Tembellikten gelen.
  • Tembellikle ilgili, tembellikten gelen.

tesakul

  • Ağırdan alma, oyalanma, tembellik etme.

teseyyüb

  • Üşenme, kayıtsızlık, tembellik.

teseyyüp

  • İhmalcilik, kayıtsızlık, tembellik.

tevani

  • İşde tembellik etmek. (Farsça)
  • Kusur işlemek. Usançlık, bezginlik göstermek. (Farsça)