LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te teşvik ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

ahiret alimi / âhiret âlimi

  • Dünyâlığa, mala, mevkiye kıymet vermeyen, ilim ile dünyâlık elde etmeye çalışmayan, âhireti dünyâya tercih eden, ilmiyle amel eden, işi sözüne uyan, ibâdet ve tâate teşvik eden, ilmi âhiretine faydalı olan tevâzu sâhibi âlim.

bi-teşvik

  • Kışkırtarak, teşvik ederek.

bittahrik

  • Hareket ettirerek, oynatarak.
  • Kışkırtarak, teşvik ederek.

dest-i teşvik

  • Teşvik eli.

devai

  • (Tekili: Dâiye) Batından, içten gelen bir duyguyu teşvik edici hâlât.

egare

  • Kandırma, kışkırtma, teşvik etme. (Farsça)

ehl-i salib / ehl-i salîb

  • Haç sâhipleri. Târihte papalığın teşvikiyle müslümanlara karşı birleşerek seferler tertipleyen, milyonlarca insanın canına kıyan, devletlerin yıkılmasına sebeb olan hıristiyan milletler topluluğu, haçlılar, hıristiyanlar.

ela / elâ

  • Arabçada söze başlarken kullanılır. İstiftah harfi tâbir edilir. Beş vecih üzere bulunur: 1 - Tevbih ve tenbih, 2 - İnkâr, 3 - İstifham-ı anin-nefiy, 4 - Arz, 5 - Teşvik ve rağbet ettirme, makamlarında.

emr-i bi-l-maruf, nehy-i anil-münker

  • Dinin emirlerini, Kur'âni ve İslâmi hakikatleri neşretmek ve bildirmek, men'edilen şeyleri de yaptırmamak. İyiliği, İslâmi hususları emretmek ve teşvik etmek, kötülüğü men'edip yaptırmamağa sevketmek. (Fakat bu kudsi vazifeyi âdabına itaat ve riâyet ederek ifâ etmek lâzımdır, zirâ bu itaat da dinimi

enfal / enfâl

  • Devlet reîsinin, herkesin elde ettiği kendisinin diyerek, harbe teşvik için gâzilere (İslâm askerlerine) ganîmet hisselerinden fazla olarak verdiği mallar. Tekîli nefeldir. Gâzileri böyle teşvik etmeye tenfîl denir.

fettan

  • Fitne ve fesada teşvik eden, ayartan.
  • Cazibeli, gönül alıcı, oynak kadın.

hasis

  • Çabuk. Çok aceleci.
  • Ayartılan, tergib ve teşvik edilen.

hass

  • Tergib. Teşvik. Bir kimseyi bir şey için iknâ etmek.

hiss-i şaika

  • İnsanları bir hedefe teşvik eden, şevklendiren, duygu.

igare

  • Yağma etmek, hücum etmek.
  • Teşvik etmek. Gayrete getirmek. Acele etmek.

igra

  • Rağbetlendirmek. Teşvik etmek. Hırsını tahrik etmek.

ihsas

  • Kandırmak, tergib, teşvik etmek.

kamçı-yı teşvik

  • Teşvik kamçısı, unsuru.

kötü din adamı

  • İlmini dünyâ kazancına, mala, mevkîye kavuşmaya vâsıta eden, ilmi ile amel etmeyen, insanları ibâdete ve âhirete yönelmeye teşvik etmeyen din adamı.

medar-ı teşvik / medâr-ı teşvik

  • Şevklendirme sebebi, teşvik nedeni.

mudill

  • İdlâl edici, yoldan çıkaran, eğri yola teşvik edici.

muharrik

  • Harekete getiren. Hareket veren. Tahrik eden. Teşvik eden. Ayaklandıran.

muharriz

  • Kışkırtan. Teşvik ve tahriz eden.

mürevvic-i amal / mürevvic-i âmâl

  • Uygulamaya sokmaya çalışan, yapmaya teşvik eden.

mürevvic-üş-şeria / mürevvic-üş-şerîa

  • İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendî'nin lakabı.

müşevvik / مُشَوِّقْ

  • Teşvik edici.
  • İsteğini arttıran. Gayrete getiren, şevk veren, teşvik eden.
  • Teşvik eden, isteklendiren.
  • Teşvik eden.

müşevvik-i imtisal

  • Dinin emirlerine sıkı sıkıya bağlanmaya ve yerine getirmeye teşvik eden unsur.

müşevvikane / müşevvikâne

  • Şevk vermek suretiyle, teşvik ederek, sevdirerek. (Farsça)
  • Teşvik eder bir şekilde.
  • Teşvik edercesine, isteklendirircesine.

mütesakıl

  • Üşenip ağırlaşan.
  • Muhârebeye girmeye teşvik edilmiş iken oyalanıp kalan.

nefs-i emmare

  • İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.

nüfus-u emmare / nüfus-u emmâre

  • İnsana daima kötülüğü emreden, yasak zevk ve isteklere teşvik eden nefisler.

nümune-i teşvik

  • Teşvik nümunesi, örneği.

sebeb-i teşvik

  • Teşvik eden sebep.

sebeb-i teşvik ve kanaat

  • Teşvik etme ve inandırma sebebi.

sefahet-i medeniyet

  • Batı medeniyetinin teşvik ettiği yasak zevk ve eğlenceye düşkünlük.

taziyane-i teşvik / tâziyâne-i teşvik

  • Teşvik kamçısı.

tergibat

  • Teşvikler, istek uyandırıcı ifadeler.

teşci / teşcî

  • Cesaretlendirme, teşvik etme.

teşçi etme / teşçî etme

  • Teşvik etme, cesaretlendirme.

teşci-i gavs-ı azam / teşci-i gavs-ı âzam

  • Abdülkadir Geylanî'nin (k.s.) teşviki.

teşvik / teşvîk / تشویق

  • Şevklendirme. (Arapça)
  • Teşvîk edilmek: Şevklendirilmek. (Arapça)
  • Teşvîk etmek: Şevklendirmek. (Arapça)

teşvikat / teşvîkât / تشویقات

  • Teşvikler.
  • (Tekili: Teşvik) İsteklendirmeler, şevke getirmeler. Kışkırtmalar.
  • Teşvikler. (Arapça)

teşvikkarane / teşvikkârâne

  • Teşvik ederek.

üslub-u müzeyyen / üslûb-u müzeyyen

  • (Ziynetli ve parlak üslub) Bu üslub tergib ve terhib (teşvik etme ve sakındırma) gibi hususları tazammun eder. Hitabiyat ve iknaiyatta kullanılır.
  • Süslü, parlak üslûp (Bu üslûp teşvik etme ve sakındırma gibi özellikleri ihtiva eder.).

vasıta-i teşvik

  • Teşvik etme vasıtası.

vesile-i teşvik

  • Teşvik vesilesi, motive etme vasıtası.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR