LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te tasma ifadesini içeren 45 kelime bulundu...

ahrac

  • (Tekili: Hırc) Hayvanların yular, tasma ve palanlarına dizilen boncuklar.

ahu-yi leng giriften

  • Topal ceylan tutmak.
  • Mc: İnsafsızlık etmek. Acizlere sataşmak.

atvak

  • (Tekili: Tavk) Tasmalar. Gerdanlıklar, boyuna takılan mücevherler.
  • Tâkatler, kuvvetler.
  • Boyundaki halka çizgiler.

bev'

  • Kulaç, kulaçlama.
  • Sataşma, musallat olma.
  • Kuytu yer.

ceyş

  • Asker, ordu. En az dörtyüz nefer süvari ve piyadeden müteşekkil bir askeri kıt'a.
  • Dolup taşmak.
  • Ses, sadâ.

cuş / cûş / جوش

  • Coşmak, kaynamak. Taşmak. Deprenmek. (Farsça)
  • Coşku. (Farsça)
  • Kaynama. (Farsça)
  • Cûş eylemek: Coşmak, coşup taşmak. (Farsça)

cuş u huruş / cûş u hurûş

  • Kaynayıp taşma. Neş'e ve âhenk. Coşup taşma. (Farsça)
  • Coşup taşma; neşe ve âhenk.

cuş-u huruş / جوش و خروش

  • Kaynayıp taşma.

cuşuhuruş / cûşuhurûş

  • Coşup taşma.

düval

  • Tasma, kayış. (Farsça)

feyezan / feyezân / فَيَضَانْ

  • Suyun çok olup taşması, çoşması. (Farsça)
  • Bolluk, fazlalık, feyiz. (Farsça)
  • Coşup taşma.
  • Taşma.

feyz

  • (Çoğulu: Füyuz) Bolluk, bereket.
  • İlim, irfan. Mübareklik.
  • Şan, şöhret.
  • İhsan, fazıl, kerem. Yüksek rütbe almak.
  • Suyun çoğalıp çay gibi taşması. Çok akar su.
  • Bir haberi fâş etmek.
  • İçindeki düşüncesini izhar etmek.

fitrak

  • Atın terkisi, terki kayışı, eyerin ardındaki tasma. (Farsça)

füyuz

  • (Tekili: Feyz) Feyizler. İnâyetler. Keremler.
  • Suyun çoğalıp taşması.
  • İnsanın içindeki gizli şeyleri saklamayıp izhar etmesi.
  • Bir haberin fâş ve şayi' olması.

galeyan / galeyân

  • Kaynayış. Çoşup taşmak. Yerinde duramamak.
  • Tuğyan ve azgınlık.
  • Coşup taşma.

halta

  • Köpeklere takılan boyun halkası. Tasma.

hasf

  • Ayakkabı dikmek.
  • Birbirine yapıştırmak.
  • Tasmalı nâlin.
  • Ağacın yaprağının dökülmesi.

hasreme

  • Üst dudağın alt dudak üzerine taşması.

ifaza / ifâza

  • Bol bol akma, taşma.

ifaze / ifâze / افاضه

  • Taşma. (Arapça)
  • Bereketlendirme. (Arapça)

imamet-i kübra / imâmet-i kübrâ

  • Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) vekâleten bütün müslümanlara imamlık ederek İslâmiyet'in emirlerinin tatbik edilmesine nezâret edip, İslâmiyet'e ve müslümanlara karşı yapılan her türlü müdâhaleye (saldırı ve sataşmaya) cevap vermek vazîfes i, hilâfet.

imtidah

  • Aşma, taşma.

işsa

  • (Teşsi') Ayakkabısına tasma takma, kayış geçirme.

istişat

  • (Şatt. dan) Çok kızma, öfkelenme, gazaba gelme.
  • Coşma, taşma.
  • (Kuş) hızla uçma.

mübagate

  • Ansızın üzerine saldırma, sataşma.

muharrece

  • Boynunda tasması olan köpek.

na'lin

  • Altı deri, üstü açık ve tasmalı ayakkabı.

neft

  • Çömleğin kaynayıp taşması ve içinde yemeğin kuruması.
  • Galeyan.

sacur

  • Köpeğin boynuna takılan tasma.

şesu'

  • Uzak.
  • Ayakkabısının tasması parçalanmış olan.

şiddet-i galeyan

  • Şiddetli coşkunluk, coşup taşma.

şis'

  • (Çoğulu: Şüsu') Nâline tasma vurmak.
  • Nâlin tasması.

sivcar

  • Tazı ve köpeğin boynuna halka geçirmek. Tasma takmak.

şüsu'

  • Uzak olma.
  • Ayakkabıya kayış tasma takma.

taarruz / تعرض

  • Bir şey veya bir kimse üzerine şiddetle saldırma. Çatma. Düşmana hücum etme. Sataşma. İlişme.
  • Saldırma, sataşma.
  • Saldırı. (Arapça)
  • Sataşma. (Arapça)

tasallut

  • Musallat olma, sataşma.
  • Sataşma.

taslit

  • Musallat olma, sataşma.

tasme / tâsme / تاسمه

  • Kayış halka. Tasma. (Farsça)
  • Tasma. (Farsça)

tavk / طوق

  • Tâkat. Güç.
  • Boyuna takılan zinet. Gerdanlık.
  • Tasma.
  • Kolye, gerdanlık. (Arapça)
  • Tasma. (Arapça)

tecavüz / tecâvüz

  • Haddini aşma. Söz veya hareketle ileri gitme.
  • Aleyhine hareket etme.
  • Zorlama.
  • Geçme.
  • Sataşma, saldırma, sarkıntılık.
  • Saldırma, sataşma.

tecavüz etmek

  • Saldırmak, sataşmak.

tecavüzat / tecavüzât

  • (Tekili: Tecavüz) Tecavüzler. Sataşmalar. Haddi aşmalar.

tezehhur

  • Denizin köpürüp taşması.

vecd

  • Tasavvuf yolunda bulunan bir kimsenin çok zikretmesi (Allahü teâlâyı anması) veya bir başka sebeb netîcesinde hâsıl olan mânevî lezzetleri tadarak rûhunun coşması, kalbinin gayr-i ihtiyârî (elinde olmadan) kendinden geçmesi, taşması hâli.

zevabe

  • (Çoğulu: Zevâib) Saç bölüğü.
  • Zülüf.
  • Kılıç tasması.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın