LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te takli ifadesini içeren 108 kelime bulundu...

anonim

  • yun. Yapıcısının adı belirtilmeyen eser.
  • Sermayesi hisselere bölünerek, her ortağın mes'uliyet ve salâhiyeti sermayedeki hissesiyle orantılı bulunan ortaklık, şirket.

asri / asrî

  • Devre, modaya ve israflı fantaziyelere uyan. Taklitçi. Zamana uygun. Bir devreye, asra âit ve müteallik.

avam / avâm

  • Amme'nin çoğulu, halk, topluluk.
  • Müctehid (âyet ve hadîslerden şer'î yâni dînî hükümler çıkaran İslâm âlimi) olmayan, mukallid (yâni mezhebinin usûl ve kâidelerini anlayıp taklîd eden).
  • Dînî ilimlerden haberi olmayan câhiller.
  • Olgunlaşmamış, irşâda (öğrenip, aydınlanmaya) muht

avrupazade / avrupazâde

  • Avrupayı taklit eden.
  • Avrupa'dan doğan. Avrupa te'siri ile olan. Avrupalıyı taklid eden. (Farsça)

behreberi / behreberî

  • Ortaklık, şeriklik. (Farsça)

ber-vech-i iştirak / ber-vech-i iştirâk

  • Ortaklıkla, iştirak ederek.

bezaga

  • Ortaklık, şirket.

ca'li / ca'lî

  • Uydurma, samimi olmayan, sahte, düzme ve taklid.

çirkab / çirkâb

  • Çirkin su, pis su, çirkef, bataklık.

çirkab-ı hayat-ı maddiye / çirkâb-ı hayat-ı maddiye

  • Maddî hayattaki çirkef, bataklık.

cüret

  • Ataklık, kendini bilmezlik.

cüz'i / cüz'î / جُزْؤ۪ي

  • Lafzında ortaklık kabûl etmeyen.

cüz'i-yi müşahhas / cüz'î-yi müşahhas / جُزْئِي يِ مُشَخَّصْ

  • Şahsı belirli olup başkalarıyla ortaklık kabûl etmeyen şey.

cüz'iyyat

  • Cüz'î olan şeyler. Ufak tefek şeyler. Mânası düşünüldüğünde zihinde ortaklık kabul etmeyen şeyler. Mânası başka şeylere şâmil olmayanlar.

daş

  • İsimlerin sonlarına eklenerek eşlik, refakat ve ortaklık bildirir. Meselâ: Arka-daş : Refik.

ekolali

  • yun. Psk: Sesleri taklit etme, yansıtma. Çocuk dünyaya geldiği zaman çevresinde konuşulan dilin seslerini çıkaramaz. Kendine mahsus sesleri çıkarır. Çevrede konuşulan dilleri dinleye dinleye çevredeki sesleri taklid etmeye başlar, bu taklid edebildiği sesleri sık sık tekrar eder. Meselâ: ba, ba, ba

Emzik / Bibs / Kidful

  • About Page template By Adobe Dreamweaver CC
    sample

    Bibs Kauçuk Emzik


    Söz konusu emzik olunca, BIBS Colour gerçek bir klasik. Yaklaşık 40 yıldır Danimarka'da tasarlanıp üretilen BIBS Colour emzikler, %100 doğal kauçuk ucuyla, hava akışı sağlayan delikleri ve cilt tahrişini önlemek için geliştirilen hafif eğimli yapısı ile gerçek bir efsane! BIBS Colour, yuvarlak ve yumuşak kauçuk uç kısmı ile anne memesine en yakın forma sahip olduğundan, çocuklar tarafından kolay kabul ediliyor. Anne memesini taklit ederek, emiş sırasında hava akışı sağlıyor. Ultra hafif ve sağlam yapısı ile bebeğinizi yormuyor. BPA, PVC ve phthalates gibi zararlı maddeler içermiyor ve dünyaca geçerli EN 1400 standardına göre üretiliyor. Hiçbir emzik markasında göremeyeceğiniz kadar fazla renk çeşitine sahip olan BIBS Colour, klasikleşen zamansız tasarımı ve elegant duruşu ile tasarım ve işlevselliği birleştiriyor. BIBS Colour, bir emzikten beklenen tüm detaylara sahip olmasının yanısıra; bir emzikten beklenmeyen güzellikte tasarımı ile, tüm dünyada hem anneleri hem çocukları kendine hayran bırakıyor…

    https://www.kidnkind.com/bibs

sample

Kidful Bitkisel Boyalı Emzik Askısı


KIDFUL Emzik Askıları, çocuk ürünlerinde kullanıma uygun olan, en kaliteli %100 gerçek deriler kullanılarak EN 12586 standartlarına göre üretilir. KIDFUL'un organik serisinde kullanılan boyalar tamamen bitkiseldir ve kimyasal madde içermez. KIDFUL'un özel olarak üretilen metal klipsi kurşun ve krom içermez. Metal klipsin kıyafetlere zarar vermemesi için, klips içerisinde plastik aparatı bulunur. KIDFUL emzik askısını, güçlü lastik ve güçlü bağlantı yapısı ile, uzun seneler yıpranma sorunu yaşamadan kullanabilirsiniz...
https://www.kidnkind.com/kidful


Kidnkind Emzik Anne Bebek ve Tekstil Ürünleri Ticaret Limited Şirketi


Web sitesi :www.kidnkind.com

Telefon : 0(216) 606 21 06

(www.kidnkind.com)

enbazi / enbazî

  • Şeriklik, ortaklık. (Farsça)

eyke

  • Sık ve birbirine karışmış ağaç.
  • Yumuşak.
  • Ağaç bitiren bataklık.

frenk sakalı

  • Eskiden frenkleri taklid suretiyle bırakılan sakal hakkında kullanılan bir tabirdi. Çeneye gelen kısım uzunca bırakılıp, yukarı tarafları kısa kesilen veya traş edilen sakal demektir.

frenkmeşrep

  • Avrupalıları taklit edenler.

garplılaşma

  • Batılılaşma, Avrupa medeniyetini taklid etme.

halab

  • Çamur, bataklık. Bataklık arâzi. (Farsça)

harifane

  • Esnafça. Herkes kendi masrafını, hissesine düşeni vermek suretiyle, ortaklıkla yapılan. (Farsça)

hatai

  • Tezhib ıstılahlarındandır. Resim gibi tabiatı taklid ederek yapılmayıp, san'atkârlar arasında kabul edilen çeşitli gül şekli gibi irili ufaklı yapılan şekiller.
  • Türkistan'da Hatay şehrinde imal edilen bir cins dayanıklı kâğıt.

hem-desti / hem-destî

  • Berâberlik, birlik. (Farsça)
  • Ortaklık, şeriklik. (Farsça)

hey'atın feletatı / hey'atın feletâtı

  • Birini taklit eden kimsenin taklitçiliğini gösterip ilân eden sürçmeleri, falsoları. Kemalât-ı ruhiye veya mükemmelliğin iktizası olan umum ahvaldeki fıtrîlik ve müvazeneyi o seviyede olmayanın sun'î taklitteki gayr-ı fıtrîliği.

hiss-i taklidi / hiss-i taklidî

  • Taklit hissi, duygusu.

hulta

  • Ortaklık, şirket.

iktida / iktidâ

  • Tâbi olmak, uymak. Taklid etmek.

iman-ı tahkiki / iman-ı tahkikî

  • İmana aid bütün mes'eleleri yakînî surette tedkik ile bilmek ve yaşamak ve tahkikî iman derslerini veren ve taklidî imanı tahkike tebdil eden eserleri sadakatla okumak neticesinde hâsıl olan sağlam, sarsılmaz iman. (Mü'minin kalbi tasdik nuru ile o derece münevver olmasıdır ki, o nur bütün letaif-i

iman-ı taklidi / iman-ı taklidî

  • Araştırmaksızın, taklide dayanan iman.
  • Az şüphelere mağlup olabilen, başkalarını takliden olan iman. Tahkik ehline ait olmayan, câhillere mahsus iman.

ırk-ı taklit

  • Taklit damarı; taklitçilik.

istifraş

  • Yataklık yapma. Odalık alma. Yatağa alıp beraber yatma.
  • Haremi ile beraber yatma.

iştirak / iştirâk / اشتراک

  • Ortaklık, katılma.
  • Ortak olmak. Ortaklık etmek. Bir işde yer almak. Hissedâr olmak.
  • Bir lâfızda çok mânalar müşterek olması. Meselâ: "Ayn" kelimesi. Hem göz, hem de kaynak mânasına gelir.
  • Ortaklık.
  • Katılım. (Arapça)
  • Ortaklık. (Arapça)

iştirak-i a'mal / iştirâk-i a'mâl

  • Sevap kazandıran işlerde ortaklık.

iştirak-i emval / iştirak-i emvâl

  • Mal ortaklığı.

iştirak-ı lisan

  • Lisan ortaklığı. Aynı dili konuşma keyfiyeti.

iştirak-i mesai

  • İş ve emek ortaklığı.

iştirak-i san'at

  • San'at ortaklığı.

iştiraki / iştirakî

  • Ortaklığa ait, ortaklıkla alâkalı.
  • Komünist.

izale-i şüyu'

  • Ortaklığı giderme.

kabil-i taklit

  • Taklidi mümkün.

kalp

  • t. Hileli. Sahte. Taklit.
  • Yalandan cesaret satan korkak adam.
  • Yalancı. Kendisine güvenilmez olan.

külli / küllî / كُلّ۪ي

  • Lafzında ortaklığı kabûl eden kavram.

limited

  • Mes'uliyetleri, koydukları sermayeye göre hudutlu olan ortaklık.

meddah

  • (Mübalâga ile) Çok çok medheden, sena eden.
  • Edb: Taklidli hikâyelerle halkı eğlendiren hikâyeci.

men-i iştirak

  • Ortaklığı kabul etmemek.

merzaga

  • Bataklık, çamur.

merzagi / merzagî / مرزغى

  • Bataklık. (Arapça)

mübeddil

  • Değiştiren. Tebdil eden.
  • Taklid edici olan.

mudarebe şirketi / mudârebe şirketi

  • Ortaklardan bir kısmının sermâye vermesi, bir kısmının da iş yapmayı üzerine alması üzerine anlaşma yapılarak kurulan şirket, ortaklık.

müfavaza

  • Ortaklık, işbirliği.
  • Eşitlik, müsavilik.

müfavazaten

  • Ortaklıkla, işbirliği yaparak.
  • Eşitlikle, müsavilikle.

muhakat / muhâkât

  • Müşabehet eylemek. Bir kimseyi taklid etmek.
  • Birbirine hikâye söylemek.
  • Taklit etme.

mühakat

  • Benzerini yapma, taklit.

mukalled

  • (Kald. dan) Boynuna gerdanlık takılmış.
  • Padişah tarafından nişan takılan kimse.
  • (Taklid. den) Taklid edilen. Örnek tutulan. Misal alınan.

mukallef

  • Kalafatlanmış, taklif edilmiş.

mukallid / مقلد

  • Taklitçi, taklid eden, başkasına özenerek onun gibi olmaya çalışan.
  • Benzemeye veya benzetmeğe çalışan. Taklid eden.
  • Bir şeyi boynuna takan, asan.
  • Kuşatan.
  • Taklitçi.
  • Taklitçi. (Arapça)

mukallidane / mukallidâne

  • Benzetmeğe, taklide özenircesine. Taklid edercesine. Benzemeğe çalışırcasına. (Farsça)

mukallidin / mukallidîn

  • (Tekili: Mukallid) Taklidçiler. Örnek ve misâl alanlar.
  • Takınanlar. Boyuna takanlar.

mukallidin-i maddiyyun / mukallidîn-i maddiyyun

  • Materyalistlerin taklitçileri, taklitçi materyalistler, maddeciler.

mukallit

  • Taklitçi.

müsakat şirketi / müsâkât şirketi

  • Bağda üzüm, bahçelerde meyve ve bostanlarda sebze yetiştirmek için, toprak sâhibi ile çalışacak kimse arasında yapılan şirket, ortaklık.

müşareket / müşâreket

  • Birbirine ortak olmak, ortaklık. Beraber olup bir iş yapmak.
  • Gr: İkili tarafın da isteğini bildiren fiil.
  • Karşılıklı anlaşma, birbirini anlama.
  • Ortaklık.
  • Ortaklık, ortak olma.
  • Ortaklık.

mütereccile

  • Erkekleşmiş kadın. Erkekleri taklid eden kadın.

müzarea şirketi / müzârea şirketi

  • Zirâat ortaklığı. Harman yapılan ürünleri yetiştirmek için, tarla yâni toprak birinden, çalışma, işçilik diğerinden olmak ve mahsûlü sözleşilen nisbette (miktârda) aralarında paylaşmak üzere, kurulan şirket.

nahil

  • Hurma ağaçları, hurmalık.
  • Hurma ağacı.
  • Balmumundan yapılan ağaç, yapraklı dal ve yemiş taklidi işlere denir ki, sathı altın ve gümüş yapraklarla süslenerek, eskiden gelin giderken önünde alayla götürülür ve gelin odalarına süs olarak konurdu.

nahl-bend

  • Ağaçları budayıp tanzim eden kişi. (Farsça)
  • Balmumundan taklid süs ağacı yapan, balmumcu. (Farsça)

nazıra-han / nazıra-hân

  • Bakarak taklid eden. (Farsça)

papağan

  • İtl. İnsan konuşmasını taklid edebilen bir kuş.

şahs-ı manevi / şahs-ı manevî

  • Bir şahıs olmayıp kendisine bir şahıs gibi muamele yapılan şirket, cemaat, cemiyet gibi ortaklıklar. Belli bir kişi olmayıp bir cemaatten meydana gelen manevî şahıs.
  • Bir topluluğun taşıdığı manevî kuvvet ve meziyetler.

sahte

  • Düzme, yapmacık, yalandan, taklit. (Farsça)
  • Kalp, karışık. (Farsça)

şaibe-i taklit

  • Taklit kusuru.

sanayi' şirketi / sanâyi' şirketi

  • İki veya daha fazla san'at sâhibinin başkasından iş kabûl ederek ücretini paylaşmak üzere veya fabrika kurup îmâlât kârını paylaşmak üzere kurdukları şirket, ortaklık. Şirket-i A'mâl.

sehl-i mümteni'

  • Edb: "Hem kolay, hem güç" mânasına bir tâbirdir. Yazılışı veya söylenişi kolay göründüğü hâlde taklidine kalkışınca, taklidi imkânsız eser demektir.

şeraket / şerâket / شراكت

  • Şeriklik, ortaklık.
  • Arkadaşlık, refâkat.
  • Ortaklık. (Arapça)

şevk-i taklid

  • Taklit etme şevki, isteği.

şevk-i taklit

  • Taklit arzusu.

şirket / شركت

  • Ortaklık.
  • Ortaklık, ortak olmak, iki veya daha çok kimsenin bir mala berâber sâhib olmaları. Bir şeyin birden çok kimseye âit olması, başkasına âit olmaması veya ortakların yazı ile yaptıkları akd, sözleşme.
  • Ortaklık, iş ortaklığı.
  • Huk: İki veya daha fazla şahsın emek ve malları ile müştereken, iktisadî bir gayeye erişmek için bir akidle birleşmeleri.
  • Ortaklık, ortaklaşa kurulan iş kurumu.
  • Ortaklık. (Arapça)

şirket ve kesret

  • Ortaklık ve çokluğa dayalı sistem; bir çok unsurun kurduğu ortaklık, şirket; yani bir işe birçok elin karışması.

şirket-i a'mal / şirket-i a'mâl

  • İki veya daha fazla san'at sâhiblerinin, başkasından iş kabûl ederek ücretini veya bir fabrika kurup îmâlât kârını paylaşmak üzere kurdukları şirket, ortaklık.

şirket-i maneviye / şirket-i mâneviye

  • Mânevî şirket, ortaklık.

şirket-i maneviye-i duaiye / şirket-i mâneviye-i duaiye

  • Mânevî dua şirketi, ortaklığı.

şirket-i maneviye-i uhreviye / şirket-i mâneviye-i uhreviye

  • Âhirete dönük manevî şirket, ortaklık.

taklib

  • (Çoğulu: Taklibât) (Kalb. dan) Döndürme, çevirme.
  • Bir şeyin kalıp ve şeklini değiştirme.

taklid / taklîd / تقليد

  • Taklit, öykünme. (Arapça)
  • Sahte. (Arapça)

taklid-i tufeylane / taklid-i tufeylâne

  • Küçük çocuklara yakışır şekildeki taklid.
  • Acemiler gibi taklit etme.

takliden / taklîden / تقليدا

  • Taklit ederek.
  • Taklid ederek, benzeterek.
  • Taklit ederek.
  • Öykünerek, taklit ederek. (Arapça)

taklidgah / taklidgâh

  • Taklid yeri. (Farsça)

taklidi / taklidî

  • Taklide ait. Sathî.
  • Delil ve sened istemeden kabul edilen.
  • Araştırmaksızın taklide dayanan.
  • Taklide dayalı.

taklidi iman / taklidî iman

  • Araştırmaksızın, taklide dayanan iman.
  • (Bak: İman-ı taklidî)

taklidiyet

  • Taklitçilik.

taklidkarane / taklidkârane

  • Taklit ederek.

taklitgah / taklitgâh

  • Taklit yeri.

taklitkarane / taklitkârâne

  • Taklit ederek.

tard-ı şerik

  • Ortağı, ortaklığı reddetmek.

tekalib

  • (Tekili: Taklib) Döndürmeler, çevirmeler. İçi dışa çevirmeler.

telkin

  • (Çoğulu: Telkinât) Zihinde yer ettirmek. Fikir aşılamak. Zihinde yer etmiş düşünce.
  • Yeni müslüman olana İslâm esaslarını anlatmak.
  • Ölü gömüldükten sonra imam tarafından söylenen söz. (Telkini fenden almış,Medeniyetten taklid,Hürriyet tenkid vermiş,Gururdan dalâlet çıkmış.) (L

temsir

  • (Mısır. dan) Bir yeri şehir haline getirme.
  • Taklil. Azaltma.

teşarük

  • Ortaklık etme. Birbirine ortak olma.
  • Ortaklık, birbirine ortak olma.

tevhid-i ami ve zahiri / tevhid-i âmî ve zahirî

  • Yüzeysel ve taklidî bir şekilde Allah'ın bir olduğuna inanma.

tuti

  • Dudu kuşu. Papağan. İşittiği sözleri ezberleyip, insan sesi taklidini yapan ve söyleyen bir kuş.

vahal

  • (Çoğulu: Evhâl, vuhul) Bataklık, batak çamurlu yer.

vahl-gah / vahl-gâh

  • Bataklık. (Farsça)

varta

  • Tehlikeli durum, içinden çıkılması zor olan şey, bataklık.

vuhul

  • (Tekili: Vahal) Çamurlu yerler. Bataklıklar.

yeltenmek

  • Bir şeye başlamağa niyet etmek. Teşebbüse kalkışmak. Özenmek. Taklide çalışmak. (Türkçe)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın