LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te somu ifadesini içeren 37 kelime bulundu...

abus / abûs / عبوس

  • Somurtan, surat asan.
  • Asık yüzlü, somurtkan.
  • Somurtkan. (Arapça)

adalet-i ictimaiyye / adâlet-i ictimâiyye

  • Sosyal adâlet; Herkesin; çalışması, bilgi ve kâbiliyeti, gördüğü iş nisbetinde ve derecesinde hakkını alması; hiç kimsenin ezilip sömürülmemesi.

cıvata

  • Arkası iri başlı ve ucu somun geçmek üzere yivli vida. Başlıca potrelleri, demir ve tahtaları birbirine bağlamaya yarar.

cüz'i-yi müşahhas / cüz'î-yi müşahhas

  • Somut bir fert, birey.

emperyalist

  • Sömürgeci.

esir devri

  • Feodalizm, sömürgecilik dönemi.

gayr-ı muhassal

  • Sonuçlanmamış, somutlaşmamış, elde edilmemiş.

haricen

  • Somut ve maddî olarak.

işaret-i hissiye

  • Somut işaret; hislere, duygulara hitap eden işaret.

isti'mar

  • Bir yeri imar etmek. Bir yerin mâmurluğunu istemek.
  • Müstemleke yapmak, sömürgeleştirmek. İstimlak etmek.

istismar

  • Menfaatine âlet etmek. İşletmek.
  • Kıymetlendirmek. Sömürmek.
  • Sömürü, sömürme.

kasavet-i mücesseme

  • Tecessüm etmiş kasavet; cisim gibi somut hâle gelmiş kalp katılığı.

manda

  • Sömürge, camız.

misal-i mücessem / misâl-i mücessem

  • Somut örnek.

misal-i müşahhas / misâl-i müşahhas

  • Somut örnek, şahıs gibi somut hâle gelmiş misâl.

mukmehun

  • Elleri boyunlarına bağlı veya boyunlarından zincir takılı olarak azab çekenler.
  • Başı yukarı kalkmış, gözleri bir yere dikilmiş ve etrafa bakamayan somurtmuş kimseler.

müşahhas / مشخص / مُشَخَّصْ

  • Somut, maddî varlığa sahip.
  • Şahıslanmış, somut.
  • Somut. (Arapça)
  • Şahıslaştırılmış, somut.

müsta'mer

  • Muhacir yerleştirilerek imar edilen yer.
  • Müstemleke, sömürge.

müsta'merat / müsta'merât

  • (Tekili: Müstâ'mere) (Umrân. dan) Sömürgeler, müstemlekeler.

müsta'mere / مستعمره

  • Sömürge. (Arapça)

müsta'mir

  • İsti'mar eden, bir yere muhacir yerleştirerek orasını mâmur hâle getiren.
  • Müstemlekeci. Sömürgeci.

müstemlekat / müstemlekât

  • Sömürgeler.
  • Sömürgeler.

müstemlekat nazırı / müstemlekât nâzırı

  • Sömürgelerden sorumlu bakan.

müstemleke / مستملكه / مُسْتَمْلَكَه

  • Başka bir devletin idaresi altında bulunan memleket, yer, sömürge.
  • Başka bir devletin idaresi altında bulunan memleket. Hicret etmişlerle iskân edilmiş yerler. Sömürge.
  • Sömürge.
  • Sömürge, koloni. (Arapça)
  • Sömürge.

müstemlekeci

  • Sömürgeci.

müstemlekecilik

  • Sömürgecilik.

şecaat-ı mücessem

  • Somut hâle gelmiş cesurluk, yiğitlik.

sosyal adalet / sosyal adâlet

  • Herkesin, bilgi ve kâbiliyeti ve gördüğü iş nisbetinde çalıştığının karşılığını alması, başkaları tarafından sömürülmemesi.

sümud

  • Taganni eylemek.
  • Eğlenmek.
  • Kibirlenip somurtmak.
  • Kafa tutmak.
  • Sersem olmak.

sumut

  • Susma, sükut.
  • Somurtma.

taabbüs

  • (Çoğulu: Taabbüsât) Yüz ekşitme, somurtma, surat asma.

tebessül

  • Somurtma, surat asma. Yüzünü ekşitme.

tecessüm-ü maani / tecessüm-ü maânî

  • Mânâların cisimleşmesi, somutlaşması.

tedbir-i mücessem

  • Somut hâle gelmiş tedbir ve idare.

timsal-i müşahhas

  • Maddi yapı ve şahsiyet kazanmış nümune, somut örnek.

ubuset

  • Yüz ekşiliği. Çehre çatıklığı. Somurtkanlık.

zat-ı müşahhas / zât-ı müşahhas

  • Somut ve gerçek varlığa sahip birisi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR