LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sokma ifadesini içeren 55 kelime bulundu...

boykot

  • (Boykotaj) Bir şahıs veya devlete karşı alış-verişi, münasebetleri kesmek. Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyla onunla her türlü ilgiyi kesme. (Fransızca)
  • Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama. (Fransızca)

dahs

  • Koyunun derisiyle eti arasına yüzmek için elini sokmak.
  • Fesad, ifsâd.

derc

  • İçine alma, sokma.

dercan / dercân

  • Canına sokma, içine alma.

eber

  • Hurmanın budaklanması ve ıslah edilmesi.
  • Akrep sokması.

fedh

  • Bir kimseyi borca sokmak.
  • Ağır işe giriftar etmek.

gall

  • Girmek, sokmak, akmak.
  • Boynunu, elini zincir ile bağlamak.
  • Hâinlik yapmak. Hıyanet etmek.
  • Ganimet malından hırsızlık etmek.

garz

  • Batırma, sokma. İğne sokma.

haben

  • Kısaltma, azaltma, kasma.
  • Edb: Aruzda "fâilâtün" den "ât" hecesini atarak, nazmı "fâilün" veznine sokma.

idhal / idhâl / ادخال

  • Dâhil etmek. İçine almak. Sokmak.
  • İçeri alma, sokma. (Arapça)
  • Yurt dışından getirme, dışalım, ithal. (Arapça)
  • İdhâl edilmek: (Arapça)
  • İçeri alınmak, sokulmak. (Arapça)
  • Dışalım yapılmak. (Arapça)
  • İdhâl etmek: (Arapça)
  • İçeri almak, sokmak. (Arapça)
  • Yurt dışın (Arapça)

idlal / idlâl

  • Dalâlete sokma, sapıtma.

ifrag

  • Bir halden başka bir hale sokma. Kalıba dökmek. Şekil vermek.
  • Boşaltmak. Akıtmak. Dökmek. Câri kılmak.

ifrağ / اِفْرَاغْ

  • Bir halden başka bir hale sokma, kalıba dökme.

ifrağ etmek

  • Bir şekil ve keyfiyete sokmak.

igal

  • Acele ile bir kimseyi bir yere sokma.
  • Uzaklara gitme.

iglaf

  • (Gılaf. dan) Kınına sokma, kılıfa koyma.

igmad

  • Kınına sokma, kılıfına koyma.
  • Birçok şeyleri bir yere tıkma.

igmad-ı seyf

  • Kılıcı kınına sokma.

ilac

  • İçeri sokma, idhal etme, girdirme.

inhirat

  • Bilmediği bir işe danışmadan girişme.
  • Zarar verme, ziyana sokma.
  • İpliğe boncuk dizme.
  • Beden çelimsizlenip zayıflama.
  • Bir yola süluk etme, girme.

intihak

  • Zayıflatma, gücünü azaltma, kuvvetsizlendirme.
  • İşe yaramaz bir hale sokma.

isam

  • Günaha sokmak, günaha sokulmak.

islak

  • (Silk. den) Düzenleme, sıraya koyma.
  • Yola getirme.
  • Diziye geçirme.
  • Mesleğe sokma, sokulma.

ızrar / ızrâr / اضرار

  • Zarar verme, zarara sokma. (Arapça)
  • Izrâr etmek: Zarar vermek, zarara sokmak. (Arapça)

ledg

  • (Teldag) Yılan veya akrep sokması.
  • Mc: Sözle birini incitmek.
  • Ekşilik.

les'

  • Yılan ve akrep gibi hayvanların sokması.

me's

  • İnsanların arasını bozmak, araya fesad sokmak.

mesh / مَسْخْ

  • Şeklini değiştirip çirkin bir hâle sokma.

mest

  • Adamın elini deve karnında yavrunun yattığı yere sokması.
  • Bağırsak içinde iken sıvayıp çıkarmak.

meth

  • Yerinden koparmak ve çıkarmak.
  • Cima. Tohum bırakmak için çekirgenin kuyruğunu yere sokması.
  • Vurmak ve uzaklaştırmak.

mürevvic-i amal / mürevvic-i âmâl

  • Uygulamaya sokmaya çalışan, yapmaya teşvik eden.

nehs

  • Kabzetmek, almak.
  • Yılan sokması.
  • Eti ön dişiyle almak.

nehş

  • Yılan sokmak.
  • Almak, kabzetmek.
  • Ön dişiyle bir nesneyi ısırır gibi tutmak.
  • Et almak.

nehur

  • Burnuna vurmayınca veya burnuna parmak sokmayınca sütünü salıvermeyen deve.

nekz

  • Vurmak.
  • Kovmak, def'etmek.
  • Yılan sokmak.
  • Azalmak.
  • Suyun, yer tarafından emilmesi.

neşt

  • Yılan sokmak ve ısırmak.
  • Bir yerden bir yere gitmek.
  • Çözmek.
  • Çıkarmak.
  • İpi bağlamak.

reşn

  • Köpeğin, başını kaba sokması.

sanayi

  • San'at, zanaat, beceri, hüner; ham maddeleri işleyerek mamul madde haline sokmak için uygulanan işlem ve araçların bütünü; endüstri.

selk

  • Çekmek veya çekilmek.
  • Gitmek.
  • İthal etmek, içeri sokmak, girdirmek.

sevm

  • Satılık bir şeye kıymet takdir etme, paha biçme.
  • Su-i kasd. Zulüm ve minnete giriftar etmek. Derde sokmak.
  • Dağlamak.
  • Başına buyruk olup istediği yere gitmek.
  • Kuş havada dolaşmak.
  • Satışa arzetmek.
  • Satın almak istemek.
  • Fâide yetiştirmek.<

şeym

  • Çok soğuk su.
  • Kılıç çıkarmak.
  • Kınına sokmak.

şezz

  • Çuval kulpuna ağaç sokmak. (O ağaca "şizâz" derler.)

taglif

  • (Gılaf. dan) Kınına koyma, kılıfına sokma.
  • İyi kokulu nesneler yapmak.

tahsir

  • (Hasar. dan) Zarara sokma, ziyana uğratma.

tahvil / tahvîl / تَحْو۪يلْ

  • Başka hâle sokma.

takhim

  • İthal etmek, içeri sokmak, girdirmek.

tecnis

  • İki şeyi birbirine benzer şekle sokma.
  • Edb: Cinas yapma. İki mânalı söz söyleme.

tedvir

  • Devrettirmek, döndürmek. Çevirmek.
  • İdare etmek, yönetmek.
  • Daire şekline sokmak.
  • Edb: Bir mısradaki kelimelerin yerini değiştirmekle veznin ve mânanın bozulmamasıdır.
  • Kur'an-ı Kerim kıraatında: Tahkik ile hadr ortasında bir okuma usulüdür. Her iki yönde meşru m

teftin / teftîn / تفتين

  • Fitne sokma. (Arapça)
  • Meftun etme. (Arapça)

tehzil

  • (Çoğulu: Tehzilât) Zayıflatma.
  • Alaya alma. Alay şekline sokma.

tenşib

  • Saplama, sokma.
  • Rüzgâr esme.

vaftiz

  • (Vaftis) (Rumcadan) Hristiyanlarca çocuğun ve hristiyanlığa yeni girenin dine girme şartı sayılan, suya sokma merasimi.
  • Hıristiyanların dine gireni kutsal suya sokma merasimi.
  • Hıristiyanlığa yeni girenin ve çocuğunun dine girmesi için gerekli sayılan, suya sokma töreni.

vahz

  • Sivri bir şey batırarak acıtma.
  • Çimdikleme.
  • Isırma.
  • Sokma.

vek'

  • Akrep sokmak.

zagt

  • Bir şeyi bir yere zorla sokma, girdirme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın