LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sivri ifadesini içeren 63 kelime bulundu...

ahnes

  • Burnu basık ve sivri olan adam.

anofel

  • yun. Sıtma mikrobunu taşıyan ve aşılayan sivrisinek.

azde

  • Boyalı, boyanmış. (Farsça)
  • Ucu sivri olan bir âletle delinmiş. (Farsça)

azide

  • Ucu sivri bir aletle delinmiş olan. (Farsça)

bakka

  • Sivrisinek.
  • Tahtabiti.

bauda / baûda

  • (Baûza) Sivrisinek. Sinek.
  • Sivrisinek.
  • Sivrisinek.

bauze

  • Sivrisinek.

bergaş

  • (Çoğulu: Berâgiş) Sivrisinek.
  • Tahta biti.

biuza / biûza

  • Sivrisinek.

duzene

  • Sivrisinek, arı gibi haşeratın iğnesi. (Farsça)

enf

  • Burun. Koku ve teneffüse mahsus âzâ.
  • Bir şeyin ucu veya evveli veya en şiddetlisi.
  • Bir şeyin sivri yeri.
  • Bir şeyin en şerefli olan yeri.

evrak

  • (Çoğulu: Vuruk) Sivri ve uzun dişli.
  • Yüzü renkli güvercin.
  • Siyahı beyazına galip olan at ve deve. (Müe: Vürka)

gülle

  • Top mermisi. (Vaktiyle demirden veya taştan yuvarlak olarak yapılırdı. Şimdi çelikten, silindir biçiminde ve ucu sivri olarak yapılmaktadır.)
  • Eskiden demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi.

hadd / hâdd / حاد

  • Hudut. Çizgi. Sınır.
  • Cürüm.
  • Salahiyyet.
  • Şeriatça verilen ceza.
  • Derece. Son derece. Münteha.
  • İnsana ârız olan şiddet ve titizlik.
  • Def etme. Men etmek.
  • Keskin. Sivri.
  • Sert. Gergin.
  • Man: Üç tasavvurdan ibaret olan kıyas.
  • Keskin. (Arapça)
  • Sivri. (Arapça)
  • Dar. (Arapça)

hadiye / hâdiye

  • Değnek, asâ, sopa.
  • Su içinden sivrilerek yükselen kaya.

hamuş

  • Sivrisinek.

hancer

  • Ucu sivri, iki tarafı keskin büyük bıçak. Halk dilinde hançer şeklinde kullanılır. Divan edebiyatında şâirler, güzellerin kaşlarını hancere benzetirlerdi.

inhidad

  • (Hadde. den) Keskinleşme, incelme, sivri olma.
  • Basılıp ezilme, haddeden geçme.

irsa'

  • Mızrak gibi sivri bir şeyle dürtme.

kabsa

  • Başı büyük ve sivri olan kadın.

kalem

  • (Çoğulu: Aklâm) Kamış. Yazı için ucu inceltilen bir nevi ince ve sert kamış.
  • Yazı yazmak için kullanılan her türlü âlet.
  • İfâde. Üslub.
  • Mâden, taş ve tahta üzerinde oymak için ucu sivri çelik âlet.
  • İnce boya, fırçası.
  • Yazı enva'ı.
  • Resim. Nakış.<

kama

  • İki tarafı keskin, ucu sivri ve enli bıçak.
  • Duvara veya keresteye çakılan büyük tahta çivi.
  • Ağaç, kütük ve sâireyi yarmak için kullanılan ucu ince, arka tarafı kalın ağaç veya demir takoz.

kuhe

  • Dağ. (Farsça)
  • Hücum, saldırma. (Farsça)
  • Dağ tepesi gibi kubbeli ve sivri olan şey. (Farsça)
  • Deve hörgücü. (Farsça)
  • At eyeri. (Farsça)

külah / külâh

  • Tepesi sivri başlık.

kurne

  • Sivri veya tümsek şey.
  • Hamam kurnası. Kurna.

litat

  • Dağın sivri ve yüksek olan yeri.

maavil

  • (Tekili: Mi'vel) Taş, kaya parçalamakta kullanılan sivri kazmalar.

mahruti / mahrutî

  • Mahrut şeklinde olan. Altı daire ve üstü sivrilerek bir noktada birleşen, huni şeklinde olan. Konik.

makalim

  • (Tekili: Maklem) Ucu budanmış ve sivrilmiş şeyler.

men'af

  • (Çoğulu: Menâif) Dağın sivri tepesi.

menaif

  • Dağların sivri tepeleri.

mı'vel

  • (Çoğulu: Meâvi) Sivri külünk ve balta.

mi'vel

  • (Çoğulu: Meâvil) Büyük taşları ve kayaları parçalamaya yarıyan sivri kazma.

mil

  • İğne gibi ince ve uzun bir âlet.
  • Göze sürme çekecek âlet.
  • Ucu sivri çelik kalem.
  • Sivri dağ tepesi.
  • Bir çarkın, üzerinde döndüğü mihver, eksen.
  • Elektromotordan iş tezgâhına kuvvet nakleden uzun çelik çubuk.
  • Selin bıraktığı en verimli münbit topr

mızrak / mızrâk

  • Ucu sivri uzun saplı harp âleti. Kargı.
  • Ucu sivri savaş aleti.

müşevvek

  • (şevk. den) Dikenli. Diken şeklinde sivri olan.

nasl

  • Okun ucundaki sivri demir. okun uçmasına yardım eden kanatlar.

nasreddin hoca

  • (Mi: 1208 -1284) Mizahlı, güldürücü sözleri ile meşhur bir zâttır. Akşehir, Sivrihisar Medreselerinde okumuş, Selçuklular zamanında yaşamıştır.

nevk

  • Sivri uç. (Farsça)

nisal

  • (Tekili: Nasl) Ok ve kargı gibi şeylerin uçlarındaki sivri demirler.

nuk

  • Okun ucu, temren. Kuş gagası. (Farsça)
  • Gaga gibi sivri uçlu olan şey. (Farsça)

nusul

  • Huruç etmek, çıkmak.
  • Dühul etmek, girmek. (Ezdaddandır)
  • (Tekili: Nasl) Mızrakların uçlarındaki sivri demirler. Temrenler.

ok

  • Yay veya keman denilen kavis şeklinde bükülmüş bir ağaç çubuğa gerili kirişe takılarak uzağa atılan ucu sivri demirli ince ve kısa değneğe verilen addır. Ok, silâhın icadından evvel insanlar tarafından kullanılmış ise de, en büyük mahareti Türkler, Araplar göstermişlerdir.

örs

  • Üzerinde demir gibi madenlerin dövüldüğü çelik yüzeyli, kalın ve bir tarafı sivri alet.

peşşe / پشه

  • Sivrisinek. (Farsça)
  • Sivrisinek. (Farsça)

peykan

  • Okun ucundaki sivri demir.

ra'n

  • (Çoğulu: Ruun-Riân) Ahmaklık.
  • Sarp dağ.
  • Önüne sivrilmiş dağ burnu.

reyde

  • (Çoğulu: Ruyud) Dağın sivri ve yumru tarafı.
  • Yavaş ve yumuşak esen rüzgâr.

rişbüz

  • Keçi sakalı gibi sivri olan sakal. (Farsça)

sakur

  • Sivri burunlu büyük balta. Külünk.

savm'aa

  • Tepesi sivri yüksek bina. (Minarelere de verilen addır). İslâmiyetten önce hıristiyanların manastırlarına ve sabiaların zaviyelerine verilen ad.

serhas

  • Sivri uçlu bitki.

sertiz

  • Baştarafı sivri olan, ucu sivri, keskin. (Farsça)

şinak

  • (Çoğulu: Eşnâk) Sivri başlı kimse.
  • Kırba bağladıkları ip.
  • Başı büyük olan at.
  • Kuş tuzağı.

temeyyüz / تميز

  • Kendini gösterme, sivrilme, ayrıcalık kazanma. (Arapça)
  • Temeyyüz etmek: Kendini göstermek. (Arapça)

teşhiz

  • (Çoğulu: Teşhizât) (Şahz. dan) Sivriltme, keskinleştirme.
  • Bileme.
  • Gücünü, kuvvetini artırma.
  • Uyandırma.

tişe / tîşe

  • Muharebede kullanılan başı sivri ve keskin balta, keser. (Farsça)

tısyar

  • Arslan.
  • Sivri sinek.

tıysar

  • Sivrisinek.
  • Arslan.

tiz / tîz / تيز

  • Keskin. (Farsça)
  • Sivri. (Farsça)
  • Çabuk tez. (Farsça)

vahz

  • Sivri bir şey batırarak acıtma.
  • Çimdikleme.
  • Isırma.
  • Sokma.

yeşk

  • Köpek dişi adı verilen sivri diş. (Farsça)

zekun

  • Sivri ve sarkık enekli.