LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sihir ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

adih / âdih

  • Sihirbaz.
  • Soktuğu saat öldüren yılan.

afsun

  • (Efsun) Büyü, sihir, tılsım. (Büyücülük yapmak ve büyücülere uymak, Müslümanlıkta yasak ve günahtır.) (Farsça)

asa-yı musa / asâ-yı musâ

  • Hz. Mûsânın (A.S.) Asâsı.
  • Kafir sihirbâzları Cenab-ı Hakkın izniyle mağlub eden ve taşa vurduğunda hemen Cenab-ı Hakkın izni ile su çıkaran Hz. Mûsânın (A.S.) mucizeli değneği. Bu mucizeye teşbih olarak, her bir zerrede ve her şeyde Allahın (C.C.) varlığını, birliğini ve kudsi sıfatl

azime

  • (Çoğulu: Azâim) Büyük iş, fevkalâde ve çok mühim iş.
  • Tılsım, efsun, sihir.
  • Sebat. Verilmiş olan kararda kat'ilik.
  • Kasdetmek, yemin etmek.

bad-herze

  • Büyü, sihirbazlık. (Farsça)
  • Letâfet, güzellik. (Farsça)

büyü

  • Sihir. İlme, fenne uymayan gizli sebebler kullanarak garib işler yapmayı sağlayan ilim.

cadu-fenn

  • Büyücü, sihirbaz. (Farsça)

cadu-ger

  • Büyücü, sihirbaz. (Farsça)

cadu-suhen

  • Sihirlercesine söz söyleyen. (Farsça)

cazu / cazû

  • Cadı. Büyücü, sihirbaz. (Farsça)

efsa

  • Sihirbaz. Efsuncu. İnsanı teshir edici. (Farsça)

efsun / efsûn

  • Sihir, büyü, üfürük. Sihirbazların tuzağı. Hile ile yapılan kötü işler. (Efsun İslâmiyetçe men'edilmiş ve büyük günâhlardan sayılmıştır.) (Farsça)
  • Sihir, büyü.

efsunger

  • Büyücü, sihir yapan. Efsun yapan kimse. (Farsça)

ferhest

  • Büyü, sihir, sihirbazlık. (Farsça)

füsunger

  • Sihirbaz. (Farsça)

habil

  • Sihirbaz, efsuncu, büyücü.
  • Kement ile yakalanan canavar.

harut / hârût

  • Sihir belleten iki melekten birinin ismi.

hayal-i fener

  • Sihirbaz feneri denilen ve resimli camları olan ve bu resimleri duvara aksettiren fenere benzer bir âlet.
  • Mc: Son derece vücutça zayıf olan kimseler için kullanılır.

innin / innîn

  • İhtiyârlık, tenâsül hastalığı veya sihir sebebi ile cimâ yapamayan. İktidârsız erkek.

ızahet

  • (Çoğulu: Izât) Dikenli büyük ağaç.
  • Yalan, sihir, bühtan.

ızat

  • Yalan. Sihir. Bühtan.
  • Dikenli büyük ağaç.

marut / mârût

  • Sihir belleten iki melekten biri.

meftun / meftûn

  • Sihirlenmiş, fitneye düşmüş.
  • Gönül vermiş, tutkun, vurgun.
  • Hayran olmuş, şaşmış.

meshur

  • Büyülenmiş, kendine sihir yapılmış.
  • Büyülü gibi tutkun.

mesrud

  • Sihir, efsun, büyü. (Farsça)

muakkıd

  • Düğümleyen, sihir yapan, cadı.

müla

  • Çok sihirbaz.

müsahhar

  • (Sihr. den) Büyülenmiş, büyü ile aldatılmış, kendisine sihir yapılmış.

neffas

  • Sihir yapan, üfüren, üfürükçü.

nüşre

  • Sihir, efsun.

ra'b

  • Doldurmak.
  • Efsun, (sihir yapanlar okurlar.)

ri'be

  • (Çoğulu: Riâb) Sihir.

ri'ye

  • (Çoğulu: Riin) Sihir.

ru'b

  • Korku, havf. Korkudan dolayı iş ve hareketten kesilmek. Korkutmak.
  • Kesmek.
  • Sihir, büyü, efsun.

sahir / sâhir

  • Büyücü, büyü yapan, sihir yapan.
  • Sihirbaz.
  • Büyü ve sihir yapan.
  • Büyücü, büyü eden, sihirbaz.

sahir-pişe

  • Sihirbazlığı meslek edinmiş olan. (Farsça)

sehera / seherâ

  • Sihirbazlar (söz san'atının ustaları).

sehhar / sehhâr / سَحَّارْ

  • (Sihir. den) Büyü gibi bir kuvvetle çeken. Büyü yapan.
  • Çok aldatıcı.
  • Sihirbaz, büyücü.
  • Büyüleyici, sihirli.

sihir-amiz / sihir-âmiz

  • Sihir gibi tesir eden, büyüleyici. (Farsça)

sihr / سحر

  • (Sihir) Büyü, gözbağıcılık, büyücülük, hilekârlık.
  • Aldatmak.
  • Haktan uzaklaşmak. Bâtıl şeyi hak diye göstermek.
  • Lâtif ve dakik olan şey. Büyü kadar te'siri olan şey.
  • Şiir ve güzel söz söyleme gibi, insanı meftun eden hüner.
  • Sihir, büyü. (Arapça)

sihrbaz / sihrbâz / سحرباز

  • Sihirbaz. (Arapça - Farsça)
  • Büyücü. (Arapça - Farsça)

teshir

  • Büyüleme, sihir yapma, aldatma.
  • Yemek ve içmeğe muhtaç etme.
  • Büyüleme, sihir yapma, aldatma.
  • Zaptetme, hakim olma. Zorla ele geçirme. İtaat ettirme. Hakîr ve zelil etmek.

tevle

  • Sihir, efsun.

tivele

  • Bir kadına kocası buğzedip (gizli düşmanlık edip) kendisinden soğuduktan sonra, kadının, kocasının sevgisini tekrar celbetmek (çekmek) için mutlak te'sir edeceğine inanarak sihir yapması.

tufa

  • Sihir, efsun.

uhz

  • Sihir, efsun.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR