LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sessiz ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

asude / âsûde

  • Sessiz, dingin, huzurlu.

atim

  • Yavaş, sessiz, ağır.

etmeseh

  • Karanlık, sessiz gece.

evn

  • Yab yab yürümek.
  • Vakarlı, sessiz ve ciddi olmak.
  • Heybenin bir gözü.
  • Denk.

girifte-leb

  • (Çoğulu: Giriftelebân) Dudağı tutulmuş. (Farsça)
  • Mc: Sessiz, sakin (kimse). (Farsça)

hafi okumak / hafî okumak

  • Namazda sessiz okumak. İmâmın öğlen, ikindi ve üç ve dört rek'atlı namazların üç ve dördüncü rek'atlarında sessiz okuması.

hamid

  • Alevi sönen ateş.
  • Ölü, ölmüş. Sönmüş. idrâksiz. Sâkit ve sessiz. Ölü gibi halsiz olan.

hamuş / hâmûş / خاموش

  • Susmuş. Sessiz. Sâkit. (Farsça)
  • Sessiz, susmuş.
  • Suskun, sessiz. (Farsça)

hamuşan

  • Mevlevi tâbirlerindendir. Konya'da Mevlâna'nın türbesi haricinde ve kıble cihetindeki büyük kabristana verilen isimdir.
  • Sessizler, susmuş olanlar, uykuda olanlar.

hamuşane

  • Sessizce, ses çıkarmadan. Sessizliği andırır bir şekilde. (Farsça)

hamuşi / hamuşî

  • Susma, sükut etme. Sessizlik, sükunet. (Farsça)

hedne

  • Sükun, sessizlik, durgunluk.

ictima-i sakineyn / ictima-i sâkineyn

  • İki sessiz harfin yanyana bulunması.
  • Ast: İki gezegenin yan yana gelmesi.

ism-i mensub

  • Gr: Kelimenin sonuna Türkçede "Li", Arabça ve Farsçada kelime sessiz harfle bitiyorsa, bir "î", sesli harfle bitiyorsa; yerine göre sesli harf atılarak veya atılmayarak "î" veya "vî" harfi getirilerek yapılan, nereli ve nereye mensub olduğunu ifade eden isimdir. İstanbullu, İstanbulî; Mekkeli, Mekkî

kabr-i hamuş / kabr-i hâmuş

  • Sessiz mezar.

lal / lâl

  • Sakin, sessiz, dilsiz.

lebdeğmez

  • t. Dudak değmez.
  • Edb: Dudaktan çıkan harflerden olan "B-F-M-P-V" sessizlerinin içinde bulunmadığı manzumeler.

mazlum / mazlûm

  • Zulüm görmüş. Kendine zulmedilmiş.
  • Halim, selim, sakin, sessiz.
  • Zulüm görmüş, sessiz.

mazlumane

  • Zulüm görmüşe yaraşır surette.
  • Sessizce. Sessizlikle.

mazlumiyyet

  • Mazlumluk. Zulüm görmüşlük.
  • Sessizlik, yavaşlık.

meyyit-i samite / meyyit-i sâmite

  • Susan ölü. Sessiz ölü. (Farsça)
  • Hareketsiz. (Farsça)

pandomima

  • Yun. Vahşi ve gürültülü karışıklık, anarşi.
  • Sessiz tiyatro oyunu.

pürsükut / pürsükût / پرسكوت

  • Derin sessizlik içinde. (Farsça - Arapça)

ramazan-ı sükut / ramazan-ı sükût

  • Sessizlik ramazanı, sessizlik orucu.

sadasız

  • Sessiz.

sakinane / sakinâne

  • Sâkin olana yakışır şekilde. Sessizce. (Farsça)

sakitane / sakitâne / sâkitâne

  • Ses çıkarmayarak, sessizce. (Farsça)
  • Sessizce, suskun bir şekilde.
  • Susarak, sessizce.

samit

  • Susan, sükût eden.
  • Ses çıkarmaz, sessiz.
  • Gr: Sessiz harf.

samitane

  • Sessizce, ses çıkarmaksızın, sâkitane. (Farsça)

samma

  • Sesi çıkmayan, sessiz.
  • Sağır ve dilsiz.
  • Katı ve son kaya.
  • Sağlam ve sert yer.
  • Belâ.
  • Zahmet, meşakkat.

şedde

  • Kur'an-ı Kerim okurken tek sessiz harfin iki defa okunmasına yarayan işaret.
  • Seğirtmek. Yürümekle şiddet göstermek. Bir şeyi kuvvetlendirmek, sağlamlaştırmak.

sücv

  • Gece sükuneti, gecenin sessizliği.
  • Zulmet istikrarı.

sühve

  • Yumuşak. Sükun, sessizlik.

sükun-i mu'tadi / sükûn-i mu'tadî

  • Her zamanki sessizlik.

sükut / sükût / سكوت

  • Susma, konuşmama, sessizlik.
  • Sessizlik. (Arapça)

sükut eden / sükût eden

  • Sessiz kalan, susan.

sükut edilme / sükût edilme

  • Sessiz kalınma.

sükut etmek / sükût etmek

  • Sessiz kalmak, susmak.

sükut-i istifham / sükût-i istifham

  • İstifham sessizliği.

sükut-u ecram / sükût-u ecram

  • Gök cisimlerinin sessiz hali.

sükut-u mutlaka / sükût-u mutlaka

  • Tam bir sessizlik, suskunluk.

sükuti / sükûtî

  • Sessizlik kuralı esas olan.
  • Sessizlikte olan. Çok ses çıkarmayan. Az konuşan.

tamn

  • Sâkin olmak, sessiz olmak.

tebessüm

  • Gülümseme, kendinin işitmeyeceği şekilde sessiz gülme.

tekellüm-i samit / tekellüm-i sâmit

  • Sessiz konuşma.

tenzede

  • Sessiz, sâkin, susmuş. (Farsça)

turuk-u hafiye

  • Zikirlerini gizli ve sessiz yapan tarikatlar, Nakşibendîlik gibi.