LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sec kelimesini içeren 91 kelime bulundu...

ashab-ı güzin / ashâb-ı güzîn

  • Seçkin, meşhur sahabîler.

asil / asîl

  • Seçkin.

ayan / âyan

  • Seçkinler, ileri gelenler.

berceste / برجسته

  • Seçme, iyi mısra.
  • Seçkin, seçme. (Farsça)

bergüzide / bergüzîde

  • Seçkin. Seçilmiş. (Farsça)
  • Seçkin, seçilmiş.
  • Seçkin, seçilmiş.

bil'ihtiyar

  • Seçerek, tercih ederek.

büzürgzade / büzürgzâde / بزرگ زاده

  • Seçkin kişinin çocuğu, asilzade, kişizade. (Farsça)

ciharyar-ı güzin / cihâryâr-ı güzîn

  • Seçkin dört dost; dört halife; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (r.a.).

daire-i intihabiye

  • Seçimle ilgili daire.

dest-i ihtiyari / dest-i ihtiyârî / دَسْتِ اِخْتِيَارِي

  • Seçim yapan el.

ehass-ı havas

  • Seçkinlerin en seçkini, ileri gelenlerin en başta olanı.

el-muhtar

  • Seçilmiş, seçkin, Hz. Muhammed (a.s.m.).

eser-i bergüzide / eser-i bergüzîde

  • Seçkin eser; On Dokuzuncu Mektup.

eşraf / eşrâf / اشراف

  • Seçkinler, ileri gelenler, sosyete. (Arapça)

evsaf-ı mümtaze / evsâf-ı mümtaze

  • Seçkin ve üstün özellikler.

ferd-i mümtaz / ferd-i mümtâz / فَرْدِ مُمتَازْ

  • Seçkin insan.
  • Seçkin fert.

fıkarat-ı müntehabe / fıkarât-ı müntehabe

  • Seçkin hikâyeler.

güzide / güzîde / گزیده / گُز۪يدَه

  • Seçilmiş, seçkin.
  • Seçkin, seçilmiş.
  • Seçkin. (Farsça)
  • Seçkin.

güziden / güzîden

  • Seçmek. İntihab etmek. (Farsça)

güzin / güzîn / گُز۪ينْ

  • Seçkin.

güziniş / güzîniş

  • Seçiş, seçme. (Farsça)

hasiyet-i mümtaziye / hâsiyet-i mümtaziye

  • Seçkinlik özelliği.

haslar dairesi

  • Seçkin Nur talebelerinin dahil olduğu hizmet dairesi.

hassa-i mümtaz

  • Seçkin özellik.

havas / havâs / خَوَاصْ

  • Seçkinler.
  • Seçkinler sınıfı, zenginler.
  • Seçkin tabaka.

havass / havâss

  • Seçilmişler. İlimde ve tasavvuf yolunda yüksek dereceye ulaşmış olan zâtlar.
  • Seçkinler, okumuşlar, bilginler.

hıyar / hıyâr / خيار

  • Seçme hakkı. (Arapça)

hıyere-i nas / hıyere-i nâs

  • Seçkin kimseler, mümtaz kişiler.

ictiba / ictibâ

  • Seçmek, seçilmek. Evliyâlıkta, vâsıtanın, aracının şart olmadığı cezbe (çekilme) ile ilerleme.

ihtiyar / اختيار

  • Seçme, seçilme.
  • Seçme, isteme, yaşlı kimse.
  • Seçme, yaşlı.

ihtiyar etme

  • Seçme, tercih etme.

ihtiyar etmek

  • Seçmek, tercih etmek.

ihtiyaren

  • Seçerek, isteyerek.

ilm-i muhtar

  • Seçim serbestliği bulunan ve bağımsız hareket eden bir ilim sahibi.

intihab / intihâb

  • Seçme.
  • Seçme.

intihab etmek

  • Seçmek.

intihabat / intihâbât / انتخابات

  • Seçimler. (Arapça)

intihap

  • Seçme.

intihap etme

  • Seçme.

intihap etmek

  • Seçmek.

intihap olunan

  • Seçilen.

irade / irâde

  • Seçme ve isteme kabiliyeti.

ıstıfa / ıstıfâ / اصطفا

  • Seçme, ayıklama, süzme.
  • Seçme, ayıklama. (Arapça)

ıstıfa-gerde / ıstıfâ-gerde

  • Seçilen. Seçilmiş bulunan. (Farsça)
  • Seçilmiş.

ıstıfai / ıstıfâî / اصطفائى

  • Seçimle ilgili. (Arapça)

ıstına' / ıstınâ' / اصطناع

  • Seçme. (Arapça)

mahva

  • Secdede karnını uyluklarından çekip ayıran kimse.

makam-ı mümtaz

  • Seçkin, üstün makam.

measir-i bergüzide

  • Seçme güzel eserler, izler, nişanlar.

mescid

  • Secde edilen yer. Namazgâh. Cami yerine kullanılan namaz yeri.
  • Secde yeri, küçük cami.

mescud

  • Secde edilmiş. Kendisine secde edilmiş olan. Allah (C.C.)

mescudiyet / mescûdiyet

  • Secde edilmeye lâyık olma.

metaib

  • Seçilmiş ve güzel şeyler.

mücteba / müctebâ

  • Seçilmiş. Kıymetli, ihtiyar olunmuş.
  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek sıfatlarından. Eğer ümmet isen, ol müctebâya, Uymalısın sünnet-i Mustafâ-yı safâya.
  • Seçilmiş, kıymetli.

müfteriş

  • Secdede iken iki kolunu yere koyan.

muhayyer

  • Seçilmesi serbest olan seçmece, beğenmece.
  • Seçme konusunda serbest bırakma.
  • Seçmeli.

mümtaz / mümtâz / ممتاز / مُمْتَازْ

  • Seçkin, üstün.
  • Seçkin, üstün.
  • Seçkin. (Arapça)
  • Seçkin.

mümtazane / mümtâzâne

  • Seçkin bir biçimde.

mümtaze / mümtâze

  • Seçilmiş, ayrılmış.
  • Seçkin, üstün.

mümtaziyet / mümtâziyet

  • Seçkinlik, üstünlük.

müntahab / منتخب

  • Seçilmiş, seçkin. (Arapça)

müntahabat / منتخبات

  • Seçki, antoloji. (Arapça)

müntehab / مُنْتَخَبْ

  • Seçilmiş.
  • Seçilmiş. Güzide. İntihab ve ihtiyar olunmuş.
  • Seçilmiş.
  • Seçilmiş.

müntehabat

  • Seçilen ve belirlenen bölümler.

müntehap

  • Seçilmiş.

müsecca'

  • Secilendirilmiş. Cümlelerin sonu veya ortası kafiyeli olan nesir.

mustafa / مصطفي

  • Seçilmiş, seçkin; Hz. Muhammed'in (a.s.m.) isimlerinden biri.
  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinden biri. Mü'min olanların çoktur cefâsı, Âhirette vardır zevk ü sefâsı, On sekiz bin âlemin Mustafâsı, Adı güzel kendi güzel Muhammed.
  • Seçilmiş.

müstesna / müstesnâ

  • Seçkin, benzeri olmayan.

müteseccid

  • Secdeye kapanan, secde eden.

nuhbe / نخبه

  • Seçkin. (Arapça)

resul-i mücteba / resul-i müctebâ

  • Seçkin peygamber; Hz. Muhammed (a.s.m.).

resul-i müçteba / resul-i müçtebâ

  • Seçilmiş resul, peygamber.

risale-i bergüzide / risale-i bergüzîde

  • Seçkin, seçilmiş risale.

sacid / sâcid / ساجد / سَاجِدْ

  • Secde eden, Allah'ın (C.C.) huzurunda başını yere koyarak dua eden. Hâdis meâli: "Bir kulun Rabbine en yakın olduğu an: O'na secde ettiği zamandır."
  • Secde eden.
  • Secde eden. Namazda alnını ve burnunu yere koyarak secde eden.
  • Secde eden.
  • Secde eden. (Arapça)
  • Secde eden.

şahsiyet-i mümtaze / şahsiyet-i mümtâze

  • Şeçkin bir şahsiyet.

sebeb-i temayüz

  • Seçkinlik ve üstünlük sebebi.

sec' / سجع

  • Seci sanatı. Düzyazıda kafiyelendirme sanatı. (Arapça)

secaya / secâyâ

  • Seciyeler, karakterler.

secdegah / secdegâh / سجده گاه

  • Secde yeri.
  • Secde edilen yer. (Arapça - Farsça)

secdevari / secdevâri

  • Secde gibi.
  • Secde ederek, secde eder gibi.

seceat / seceât

  • Sec'alar, kuşların çıkardıkları sesler.

şeci / şecî

  • Şecaatli, cesaretli, kahraman.

serbesücud

  • Secde edici. Başını yere değdirici. (Farsça)

sırr-ı sücud

  • Secdeye varma sırrı.

sücud / sücûd / سجود

  • Secde etmek.
  • Secdeye varmak, secdeler.
  • Secde; namazın içindeki farzlardan biri. Namazda alnı ve burnu yere koyma.
  • Secde etme, yere kapanma. (Arapça)

tabaka-yı havas

  • Seçkinler tabakası, aydınlar sınıfı.

tarz-ı intihabat / tarz-ı intihabât / طَرْزِ اِنْتِخَابَاتْ

  • Seçme tarzları.
  • Seçmelerin tarzı.

temayüz / temâyüz / تمایز

  • Seçkin olma; başkalarından üstün olma.
  • Seçkinlik, üstünlük, ayrıcalık. (Arapça)
  • Temayüz etmek: Seçkinlik kazanmak, ayrıcalık kazanmak, dikkat çekmek. (Arapça)

tersil

  • Secisiz nesir yapmak.

teşci / teşcî

  • Şecaatlandırma, cesaret verme.

teşci'

  • Şecâatlandırma, cesaret verme. Bahadırlık etme.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR