LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te satır ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

astar

  • (Tekili: Satr) Yazı satırları.

beyt

  • Ev, oda,hane.
  • Geceyi bir işle geçirmek.
  • Edb: İki satırlık manzume.
  • Mısra, şiir satırı.

estar

  • (Tekili: Satr) Yazı dizileri, satırlar.

hatt

  • Çizgi.
  • Satır.
  • Yazı.

hilal-i sütur

  • Satırların aralığı. Satırlar ortası.

istar

  • Yüzletme, astar çekme.
  • (Çoğulu: Esâtir) Altıbuçuk dirhem ağırlığında (19.5 gr.) bir ölçü.
  • Dört tane.
  • Dört veya dört buçuk miskal.

istiktab

  • Söyleyip yazdırma. Dikte ettirme.
  • Yazısını kontrol etmek için bir kimseye bir kaç satır yazı yazdırma.

kafiye

  • Tâbi olan şey.
  • Herşeyin son tarafı.
  • Edb: Manzum yazılan satırların ses bakımından sonlarının aynı olması. (Yaman, duman, saman... gibi.)

kastar

  • (Çoğulu: Kasâtıra) Hâzık, basiretli, mahâretli kimse.
  • Paranın sahtesini seçip çıkaran kimse.

kırmeta

  • Kitapla satırların veya yürürken adımların birbirine yakınlığı.

mastur

  • (Satır. dan) Çizilmiş, yazılmış.

mestur

  • Satırlanmış. Çizilmiş. Yazılmış.
  • Satırlanmış, çizilmiş.

mısra / mısrâ

  • Şiirin satırlarından her biri, dize.
  • Şiirin her bir satırı.

mısra'

  • Kapı kanadı.
  • Edb: Bir manzum yazının her bir satırı. Tam bir vezin ölçüsüne göre tanzim edilmiş söz.

mıstar

  • Yazının güzelliğine, düzgünlüğüne yarayan âlet. Yazı yazarken satırları doğru gösterebilmek için lâzım olan çizgileri yapmağa yarayan âlet.
  • Sıvacıların bir âleti.

şaklaban

  • Şen şatır, hoppa. Avutucu, aldatıcı. Güldürücü, soytarı.

satır-ı nurani / satır-ı nuranî

  • Parlak ve nurlu satır.

satr

  • (Çoğulu: Sutur) Satır. Yazı sırası.

satur

  • (Çoğulu: Sevâtir) Satır, büyük bıçak.
  • Satır.

şetaret

  • Şenlik. Şatır ve şuh olmak.
  • Yarım olmak.
  • Göz ucuyla bakmak.
  • Hafiflik. (Ağırbaşlılığın zıddı.)

sevatir

  • (Tekili: Sâtur) Büyük bıçaklar, satırlar.

sutur / sutûr / سطور

  • (Tekili: Satır) Satırlar, yazı dizileri.
  • Yazı satırları.
  • Satırlar, yazı dizileri.
  • Satırlar. (Arapça)

sutur-u hadisat / sutur-u hâdisat / sutûr-u hâdisât

  • Hâdiselerin satırları. Mânidar hâdiseler.
  • Sayısız olaylar satırları.

sutur-u hadisat-ı dehr / sutûr-u hâdisât-ı dehr

  • Zamanın hâdiselerinin satırları.

sütur-u hadisat-ı dehr / sütûr-u hâdisat-ı dehr

  • Zamanın, çağın olaylarının satırları.

sutur-u hikmet / sutûr-u hikmet

  • Hikmet satırları.

sutur-u kainat / sutur-u kâinat

  • Âlemdeki mânalar, kâinat satırları.

sutur-u kainat-ı dehr / sutur-u kâinat-ı dehr

  • Kâinatın her biri asırlara karşılık gelen satırları, kâinat zamanlarının satırları.

tastir

  • (Satr. dan) Yazı yazma. Satırlar meydana getirme.
  • Yazı yazıp satırlar oluşturma.

tenasuhvari / tenasuhvâri

  • Reenkarnasyonu anımsatır bir şekilde.

üsture

  • Edb: Efsane, uydurma hikâye demek olan "esâtir" kelimesinin müfredidir.

zekik

  • Yazının satırlarının sık olması.
  • Yürürken kişinin adımlarının bibirine yakın olması.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR