LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sam kelimesini içeren 85 kelime bulundu...

ishak aleyhisselam / ishâk aleyhisselâm

  • Şam ve Filistin ahâlisine (halkına) gönderilen peygamberlerden. İbrâhim aleyhisselâmın ikinci oğlu olup, annesi hazret-i Sâre'dir. İbrâhim aleyhisselâmın dînini insanlara tebliğ etti. İsmi, Kur'ân-ı kerîmde on yedi yerde bildirilmiştir.

amman

  • Şam diyârında Belka şehrinin adı.

arz-ı ihlas / arz-ı ihlâs

  • Samimiyeti ve içtenliğini sunma.

asdika

  • Samimi dostlar, sadıklar.

askalan / askalân

  • Şam diyârında bir şehrin adı. ("Arûs-üş Şam" da derler.)

ayine-i samed / âyine-i samed

  • Samed aynası; Kendisinin hiçbir şeye ihtiyacı olmayıp herşeyin Kendisine muhtaç olduğu Cenâb-ı Hakkın tecellî ettiği ayna.

beysan

  • Şam hududunda bir yerin adı.

büyük cihad

  • Samsun'da haftalık olarak yayınlanan bir gazete.

büyük cihad gazetesi

  • Samsun'da haftalık olarak yayınlanan bir gazete.

cami-i emevi / cami-i emevî / câmi-i emevî

  • Şam şehrinde büyük bir câmidir.
  • Şam'daki Emevî Camii.

casim

  • Şam diyarında bir köyün adı.

cevlan

  • Şam'da bir dağ.

daire-i kehkeşan / dâire-i kehkeşan

  • Samanyolu galaksisinin dairesi.

derece-i sadakat / derece-i sadâkat / دَرَجَۀِ صَدَاقَتْ

  • Samîmî bağlılık derecesi.

dimişk

  • Şam şehri. Suriye'nin başkenti.

diyar-ı şam

  • Şam diyarı, bölgesi.

dost

  • Samimi arkadaş.

ehl-i sadakat / ehl-i sadâkat / اَهْلِ صَدَاقَتْ

  • Samîmî bağlı olanlar.

eser-i samedani / eser-i samedânî

  • Samed olan Allah'ın eseri.

feth-i şam

  • Şam'ın fethi.

fırka-i halisa / fırka-i hâlisa

  • Samimî grup, samimî, içten kişilerin partisi.

gazze

  • Şam'ın doğusunda bir yerin adı. (Resullulah Efendimizin ceddi Hâşim'in kabri ordadır.)

guvta

  • Şam diyarında suyu çok olan ağaçlık bir yer.

halil / halîl

  • Samimi dost.

haliliyye

  • Samimi dostluk ve kardeşlik.

halis / hâlis / خَالِصْ

  • Samîmî.

halisane / hâlisâne / خَالِصَانَه

  • Samîmiyetle.

halisen / hâlisen

  • Samimî olarak.

halisen lillah / hâlisen lillâh

  • Samimi bir şekilde, sadece Allah rızası için.

halisiyet / hâlisiyet

  • Samimilik.

hicaz demiryolu

  • Şam'dan Hayfa'ya kadar uzanan demiryolu. Yapımına 1900'de başlanan bu demiryolunun uzunluğu 1465 km, genişliği ise 1050 m. idi. Başlıca özelliği tamamıyla İslâm dünyasının yardımı ile yapılmış olmasıdır. II.Abdülhamid zamanında yapılan bu demiryolu 1908 yılında tamamlanmıştır.

hicaz demiryolu madalyası

  • Şam-Hicaz demiryolunun yapımı için para yardımı bulunanlarla, demiryoluna ait işlerde hizmetleri görülenlere verilmek üzere II.Abdülhamid tarafından çıkartılan üç ayrı madalya. 16.9.1902 tarihli nizamname ile çıkarılan bu madalyanın bir tarafında "Hamidiye Hicaz demiryoluna hizmet eden hamiyyetmendâ

hikmet-i samedaniye / hikmet-i samedâniye

  • Samed olan Allah'ın hikmeti.

hilalet

  • Samimi dostluk.

hıllet

  • Samimî dostluk, takdir edici arkadaşlık.

hulalet

  • Samimi dostluk arkadaşlık.

hulus / hulûs / خُلُوصْ

  • Samîmiyet, hâlis ve saf olma.

hulusi

  • Samimi, candan. Hâlis ve içi temiz olan.

huzale

  • Saman ufağı.

ibadet-i halisa / ibadet-i hâlisa

  • Samimiyetle, içtenlikle yapılan ibadet.

içtihadat-ı safiyane / içtihadat-ı sâfiyâne

  • Samimî, hâlis bir şekilde sırf Allah rızası için yapılan içtihadlar.

içtihadat-ı safiyane ve halisane / içtihadât-ı sâfiyâne ve hâlisâne

  • Samimi ve sâfi bir inanç ve niyetle yapılmış içtihadlar.

ihlas / ihlâs

  • Samimiyet, doğruluk, riyasızlık. Kur'ân-ı Kerim'in 112. Sûresi.

kah / kâh / كاه

  • Saman. Saman çöpü. (Farsça)
  • Saman. (Farsça)

kahdan / kâhdan

  • Samanlık. İçine saman doldurulan oda. (Farsça)

kahgil / kâhgil

  • Samanlı sıva çamuru. (Farsça)

keh

  • Saman. Saman çöpü. (Farsça)

kehkeş

  • Samanyolu galaksisi.
  • Samanyolu.

kehkeşan / kehkeşân / كهكشان / كَهْكَشَانْ

  • Samanyolu.
  • Samanyolu. Saman uğrusu. (Gökte sık yıldız ışıklarıyla hasıl olan yol biçimi uzayıp giden ışıklı manzara.) (Farsça)
  • Samanyolu.
  • Samanyolu. (Farsça)
  • Samanyolu.

kimn

  • Saman.

kınnesrin

  • Şam diyârında bir mekân adı.

latma

  • Şamar, tokat.

lükkam

  • Şam diyârında yüksek bir dağın adı.

metbene

  • Samanlık.

mişmaa

  • Şamdan.

muhazzi'

  • Saman ve ot kesmekte kullanılan bir çeşit ziraat makinesi.

muhlis

  • Samimi, ihlâslı; ibadet ve davranışlarda sadece Allah'ın rızasını gözeten.

muhlisen

  • Samimiyetle.

müzy

  • Şam ahalisinin kullandığı bir ölçüdür ve onbeş kile alır.

nehr-üs sema

  • Samanyolu. Kehkeşan.

nehrüssema

  • Samanyolu da denilen yıldızlar kümesi.

niyet-i halisane / niyet-i hâlisâne

  • Samimi niyet; her türlü iş ve hareketlerinde yalnızca Allah rızasını gözetme niyeti.

sadakat / sadâkat / صَدَاقَتْ

  • Samîmî bağlılık.

sadık / sâdık / صَادِقْ

  • Samîmî bağlı olan.

sadıkāne / sâdıkāne / صَادِقَانَه

  • Samîmî bağlı olarak.

samedani / samedanî

  • Samed olan Allah ile ilgili, ilâhî.
  • Samed olan Allah (C.C.) ile alâkalı. İlahî. Allah'a mahsus.

samedaniyet / samedanîyet

  • Samedanîlik.

şami / şâmî / شامى

  • Şamlı. (Arapça)

samimane / samimâne

  • Samimi bir hâlle.
  • Samimi olarak. İçten duyarak, riyasızlıkla. (Farsça)
  • Samimî bir şekilde.

sarasıra

  • Şam vilâyetinde yetişen bir otun adı.

şelim

  • Şam yakınında bir beyt-i mukaddes.

şem'dan

  • Şamdan. (Farsça)

şemate / şemâte / شماطه

  • Şamata. (Arapça)

semmur / semmûr / سمور

  • Samur. (Arapça)

sırr-ı ihlas / sırr-ı ihlâs

  • Samimiyet, ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme sırrı.

siya'

  • Samanlı balçık.

taaccüc

  • Şamata, gürültü, patırtı.

tasia / tâsia

  • Sâminenin altmışta biri.

tebban

  • Saman satan, samancı.

tebni / tebnî

  • Saman renkli.

tehimağz / tehîmağz / تهى مغز

  • Samankafalı, boşkafalı. (Farsça)

teşmil

  • Şâmil kılmak. İhata eylemek. Kaplamak. İhrama bürünmek ve sür'atle yürümek.

teşmil eder

  • Şâmil kılar, onları da (zulmünün) içine alır.

tibni / tibnî

  • Saman renkli.

tinnin-i felek / tinnîn-i felek

  • Saman yolu, hacılar yolu. Gökteki husuf ve küsuf mevkileri olan iki düğüm.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR