LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sallan ifadesini içeren 53 kelime bulundu...

baykara

  • Helâk olma, mahvolma.
  • Böbürlene böbürlene sallanarak yürüme.
  • Malı çok olma.
  • Yırtıcı bir kuş.

cevz

  • Malı toplayıp kimseye hayır ve sadaka etmemek.
  • Sallana sallana yürümek.

cünban / cünbân / جنبان

  • "kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan, hareket eden" mânâlarına gelir ve sıfatlar yapar. Dünbâle-cünbân : Kuyruk sallayan. (Farsça)
  • Sallayan. (Farsça)
  • Sallanan. (Farsça)

cünbide

  • Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş. (Farsça)

cünbiş / جنبش

  • Kıpırtı, hareket, sallanma. (Farsça)

düramih

  • Yürürken sallanan kişi.

feyd

  • Sallanmak.

hayk

  • Sallanmak.
  • Dokumak.
  • Tesir etmek, etkilemek.

hebbihi / hebbihî

  • Sallana sallana yürüyen kişi.

hebh

  • Sallanmak.

hebiha

  • Yürürken sallanan kadın.

hıram

  • Sallanma, salına salına naz ve edâ ile yürüme. (Farsça)

ihtizaz

  • Hafif titremek. Deprenmek.
  • Şevk ile meyil ve hareket. Harekete geçme.
  • Sallanma, sıçrayıp oynama.

inşimar

  • Sallana sallana yürüme.

irgandi

  • Yerinde oynama, sallanma, kımıldama.

irtifak

  • Bir yere dayanma.
  • (Kap) dolma.
  • İhtiyaç duyma.
  • Arkadaşlık etme.
  • Tıb: İki kemiğin hareketsiz kalmak üzere mafsallanması.

itfa'

  • Söndürme. Bastırma. Dindirme.
  • Bir borcu ödeyerek bitirme.
  • Fizikte: İntizamlı ve eşit zamanlarla sallanan bir hareketin yavaş yavaş azalarak sıfıra inmesi.

lerze

  • Titreme, titreyiş. Sallantı. (Farsça)

me'd

  • Yumuşak taze ot.
  • Titremek.
  • Sallanmak.

meyd

  • Deprenmek. Sallanmak.
  • Ziyaret etmek.
  • Hareket etmek.
  • Kırağı çalmak.
  • Meyletmek.
  • Neşv ü nemâ bulmak.
  • Başı dönüp midesi bulanmak.

meyh

  • şefâat etmek.
  • Vermek.
  • Avuçta su tutmak.
  • Sallanarak yürümek.

meys

  • Ceviz ağacı.
  • Sallana sallana yürümek.

meysan

  • Sallana sallana yürümek.

mürefref

  • İnce, nazik kumaştan yapılmış.
  • Dalları sallanan nâzik lâtif ağaç.
  • Sürü sürü, grup grup.
  • Yeşil elbise.
  • Dalları sallanan nazik, lâtif ağaç gibi.

mutayta

  • Sallana sallana kibirlenerek yürüme. İzzetli ve kibirli yürüme.

mütebahtırane / mütebahtırâne

  • Kibirle sallana sallana yürüyenler gibi. (Farsça)

müteharhır

  • Karnı büyük olanın karnının oynaması, sallanması.

müterakkıs

  • Aynı şekilde yukarı çıkıp aşağı inen, aynı tarzda sallanıp hareket eden.

müterennih

  • Sarhoşluktan veya başka bir sebepten dolayı sallana sallana yürüyen.

mütezelzil

  • Sarsılan, sallanan, oynayan, sarsıntıda olan.

nev'

  • Çeşit, sınıf, cins.
  • Taleb etmek. Meyletmek, eğilmek. İki yana sallanmak.

nevs

  • Asılmış olan bir şeyin hareket etmesi, sallanması. Hareket etme. Deprenme.

nu'fe

  • Erkeklerin iki yanına sallanan saçı.

ra'sa'

  • Kulakları küpe gibi uzunca sarkık olan yahut ucunu kesmekten ilişik kalıp sallanıp duran kulakları asılı olan dişi koyun.

recefan

  • Şiddetle sarsılma, sallanma.
  • Şiddetle gürüldeme. Şiddetli ıztırab, büyük acı.

recrece

  • Sarsılma, titreme, sallanma.

refil

  • Kaftanını yukarı kaldırıp sallana sallana yürüyen.
  • Ahmak kimse.
  • Kuyruğu uzun at.

reys

  • (Reysân) Sallanmak.
  • Gururlanmak, tekebbürlenmek.

rüful

  • Sallanmak.
  • Gururlanmak, tekebbürlenmek.

şemr

  • Yürürken sallanmak.

serv-i hiraman / serv-i hirâmân

  • Nazlı sallanan selvi.

tadfir

  • Saç örmek.
  • Yürürken çok sallanmak.
  • Çok çalışmak.

tecebbüs

  • Yürürken sallanmak.

tematti

  • (Matiyy. den) Vücutta duyulan ağırlıktan dolayı gerinme.
  • Yürürken sallanmak.

tenevvüh

  • (Nevha. dan) Ölüye feryad ederek ağlamak.
  • Sarkıp sallanıp öteberi hareket etmek.

terhuk

  • Yıldıramak, parıldamak.
  • Sallanmak.
  • Tekebbürlük etmek, gururlanmak.

tetnih

  • Sallanmak.
  • Gururlanmak, tekebbürlenmek.

tevazüf

  • Birbiriyle sallanıp yürümek.

tevezzüf

  • Sallanmak.
  • Evmek, acele etmek.

tezennüb

  • Kuyruk sallandırmak.

vacife

  • Muztarib olan. Istırab çeken. Korkan.
  • Sallana sallana yürüyen.

vezen

  • Yürürken sallanmak.

zelzele-i muzırra

  • Zarar veren sarsıntı, sallantı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR