LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te saklanmış ifadesini içeren 20 kelime bulundu...

define

  • Para veya altın gibi eskiden saklanmış şeylerin bulunduğu yer.
  • Kıymetli eşya. Kıymeti ve değeri yüksek olan şeyler veya kimse.

haram

  • Allah ve resulü tarafından kesin olarak yasaklanmış şey.

kemin

  • (Çoğulu: Kemâin) Pusuya saklanmış adam.
  • Pusu.
  • Belirsiz. Gizli yer.

lezzet-i gayr-ı meşrua

  • Dinen helâl olmayan, yasaklanmış lezzet.

mahfuz / محفوظ

  • (Hıfz. dan) Hıfzolunmuş, saklanılmış.
  • Ezberlenmiş. Hafızaya alınmış.
  • Korunup gözetilmiş.
  • Gizlenmiş, saklanmış.
  • Saklanmış, korunmuş.
  • Ezberlenmiş.
  • Levhi mahfuz: Allah tarafından takdir edilenlerin ezelde yazılı bulunduğu levha.
  • Korunmuş, saklanmış. (Arapça)

mahzure

  • (Çoğulu: Mahzurât) Şer'an yasaklanmış olan şey. Men ve haram edilmiş şey.

masun / masûn / مصون

  • Korunmuş, saklanmış. (Arapça)
  • Masûn kalmak: Korunmak, zarar gelmemek. (Arapça)

medsus

  • Gömülerek saklanmış olan. Gizli bulunan.
  • İçine desise karışmış şey.

memnu / memnû

  • Yasaklanmış.
  • Men edilmiş, yasaklanmış.

memnu' / memnû' / مَمْنُوعْ

  • Yasaklanmış.
  • Yasaklanmış.

memnuiyet / memnûiyet

  • Yasaklanmış olmak, men edilmek.

menhi / menhî / منهى

  • Yapılması şer'an yasaklanmış, haram olmuş.
  • Menhiyyat: Şeriatin yasak ettiği şeyler.
  • Yasaklanmış. (Arapça)

minnet

  • Yapılan bir iyiliği, verilen bir şeyi başa kakma. Minnetin bu kısmı İslâmiyet'te yasaklanmıştır.
  • Görülen iyiliğe karşı teşekkür etme.
  • Allahü teâlâya hamd ve senâ etmek, şükretmek.
  • Nîmete kendi eliyle, kendi çalışmasiyle kavuşmadığını, Allahü teâlânın lütfu ve ihsânı o

müddahar

  • Toplanıp saklanmış.
  • Biriktirilmiş.

muharremat / muharremât

  • Yapılması dînen yasaklanmış, haram olan işler, haramlar.
  • Nikâhlanılması (evlenilmesi) dînen haram kimseler. Nikâh düşmeyenler.

müktinn

  • Gizlenen, saklanan. Başkasınca gizlenip saklanmış olan.

münkerat / münkerât

  • Şeriatçe yapılması yasaklanmış şeyler.

müstehas

  • Toprağın altında kalıp saklanmış.

sefahet-i hayat

  • Hayattaki dinen yasaklanmış olan zevk ve eğlencelere düşkünlük.

sefihane / sefîhâne

  • Dinen yasaklanmış zevk ve eğlencelere düşkün olarak.