LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te saklamak ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

bahal

  • Malını kimseye vermeyip saklamak.

dels

  • Karanlık, zulmet.
  • Bir şeyi saklamak, gizlemek.
  • Sonbaharda yapraklanan bir ot çeşiti.

hacr-ı tahrim / hacr-ı tahrîm

  • Haramı yasaklamak.

hasıraltı etmek

  • Ist: Unutmak, saklamak, gizlemek, terviç etmemek manasında kulanılan bir tâbirdir. Hasır, eskiden halı ve kilim yerinde kullanıldığı ve onun altında kalan şeyler unutulup gittiği için bu tâbir meydana gelmiştir.

hazen

  • (Çoğulu: Hızân) Etin kokması.
  • Toplamak, cem'edip yığmak.
  • Gizlemek, saklamak.

hels

  • Çok hayır.
  • Gizlemek, saklamak.

hırs

  • Saklamak.

hırz-ı binefsihi / hırz-ı binefsihî

  • İçerisinde mal ve eşya saklamak için yapılmış, hazırlanmış ve içine izinsiz girilemiyen ev, dükkân, çadır, depo vs. gibi mahaller. (Kasa, sandık, dolap, çuval da bu hükümdedir.)

hükre

  • Cem'olmak, toplanmak, birikmek.
  • Yiyecek maddelerini, pahalanacak diye saklamak.
  • Azlığından bir yerde toplanan su.

ia'

  • Bir nesneyi kab içine koyup saklamak.

ihba'

  • Örtmek, saklamak, gizlemek.
  • Ateşi basıp söndürmek.

ihfa / ihfâ

  • Saklamak. Gizlemek. Ketmetmek. Gizlenilmek.
  • Tecvidde: Harflerden birisini söylerken gizli ve zayıf söylemek.
  • Saklamak, gizlemek.

ıhmar

  • Gizli etmek, saklamak.

ihtikar / ihtikâr

  • Bir şeyi kıymetlensin diye saklamak.
  • Ist: İnsanların veya ehlî hayvanların yiyeceklerine âit şeylerin satış kıymetleri yükselsin diye kırk gün kadar saklamak. Böyle yapan kimseye muhtekir denir.
  • Vurgunculuk, bozgunculuk.

israr

  • (Sırr. dan) Sır saklamak, gizlemek. Gizlenmesi lâzım bir şeyi gizlemek.

istiktam

  • Gizlemeğe çalışma. Saklamak için uğraşma.

ızmar

  • (İzmâr) Kalbde gizlemek, saklamak. Belli etmemek.

ketm

  • Saklamak. Gizlemek. Sır tutmak. Söylememek.

kila' / kilâ'

  • Saklamak, korumak.

kınve

  • Koyunu döl için saklamak.

kitman / kitmân / كتمان

  • Sır saklama, ketumluk. (Arapça)
  • Kitmân etmek: Saklamak. (Arapça)

levt

  • Gizlemek, saklamak.
  • Sorduklarını değil de başkasını haber vermek.

makv

  • Cilâ yapmak.
  • Yıkamak.
  • Saklamak.

matamir / matamîr

  • (Tekili: Matmure) Mezarlar, kabirler.
  • Bazı şeyleri saklamak için kullanılan toprakaltı yerler.

men etmek

  • Yasaklamak, engellemek.

men' / منع

  • Yasaklamak.
  • Engel olma, alıkoyma. (Arapça)
  • Engel olunma, alıkonulma. (Arapça)
  • Yasaklama. (Arapça)
  • Yasaklanma. (Arapça)
  • Men' edilmek: Yasaklanmak. (Arapça)
  • Men' etmek: (Arapça)
  • Engel olmak, alıkoymak. (Arapça)
  • Yasaklamak. (Arapça)
    • (Arapça)

    muhafaza / محافظه

    • Koruma. (Arapça)
    • Muhafaza etmek: Korumak, saklamak. (Arapça)
    • Muhafaza olunmak: Korunmak, saklanmak. (Arapça)

    muhafaza etmek

    • Korumak, saklamak.

    muhareze

    • Saklamak.

    müraat

    • Riayet, saygı göstermek.
    • Korumak, hıfzetmek, saklamak.
    • Riayet etmek.
    • Bir şeyin akibetinin ne olacağını gözetmek. Söze kulak vermek.
    • Bir kimsenin hakkına riâyet eylemek.
    • Göz ucuyla bakmak.

    nehy / نهى

    • Olumsuzluk. (Arapça)
    • Yasaklama. (Arapça)
    • Nehy etmek: Yasaklamak. (Arapça)

    nehyetmek

    • Yasaklamak.

    tahbie

    • Gizlemek, saklamak.
    • Kadını perdeye koyup kimseye göstermemek.

    tukat

    • Nefsini haramdan ve şüpheli nesnelerden saklamak.

    vedia / vedîa

    • Güvenilen kimseye saklamak için verilen mal. Emânet.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın