LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sınırsız ifadesini içeren 165 kelime bulundu...

acz-i mutlak / âcz-i mutlak

  • Sınırsız âcizlik, güçsüzlük.

adalet-i mutlaka

  • Sınırsız, tam ve yerinde adalet.

adem-i mutlak

  • Sınırsız yokluk.

adem-i tahdid

  • Sınırsızlık, hudutsuz olma.

adil-i mutlak / âdil-i mutlak / عَادِلِ مُطْلَقْ

  • Sınırsız adâlet sahibi Allah.
  • Sınırsız adâlet sahibi olan (Allâh).

alim-i mutlak / alîm-i mutlak

  • Sınırsız ilim sahibi Allah.

alim-i zülcelal / alîm-i zülcelâl

  • Sonsuz ilmiyle herşeyi bilen ve sınırsız haşmet ve yücelik sahibi olan Allah.

allah-ı kerim / allah-ı kerîm

  • Sınırsız ikram, lütuf, ihsan ve cömertlik sahibi Allah.

allahü zülcelal / allahü zülcelâl

  • Sınırsız haşmet ve yücelik sahibi olan Allah.

allahü zülcelal ve'l-kemal / allahü zülcelâl ve'l-kemâl

  • Sınırsız haşmet ve mükemmellik sahibi olan Allah.

amiriyet-i mutlaka / âmiriyet-i mutlaka

  • Sınırsız ve tam bir âmirlik, yöneticilik.

arş

  • Taht, yüce makam; Allah'ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer.

arş ve kürs

  • Allah'ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği iki yer.

arş-ı ala / arş-ı âlâ

  • Allah'ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yüce yer.

arş-ı azam / arş-ı âzam

  • Allah'ın sınırsız egemenliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği makam.

arş-ı azamet

  • Allah'ın sınırsız egemenliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği yer.

arş-ı azim / arş-ı azîm

  • Allah'ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer.

arş-ı azim-i muhit / arş-ı azîm-i muhit

  • Cenab-ı Allah'ın her şeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecelli ettiği yer.

azamet-i kibriya / azamet-i kibriyâ

  • Zâtının büyüklüğü ve sıfatlarının sınırsız oluşu.

azamet-i mutlaka

  • Sınırsız büyüklük.

bahçe-i ebedi / bahçe-i ebedî

  • Sonsuz, sınırsız bahçe.

bahr-i bikeran / bahr-i bîkerân

  • Hudutsuz, sınırsız deniz.

baki-i zülkemal / bâkî-i zülkemâl

  • Sınırsız mükemmellik sahibi ve varlığı devamlı ve kalıcı olan Allah.

bi-geran / bî-geran

  • Sınırsız. (Farsça)

bi-keran / bî-keran

  • (Bî-girân) Sınırsız, sonsuz. (Farsça)
  • Kenarsız. (Farsça)
  • Hesabsız. (Farsça)

bihadd / bîhadd / بى حد

  • Hadsiz, sınırsız.
  • Sınırsız. (Farsça - Arapça)

bila-haddin / bilâ-haddin

  • Sınırsız.

bu'd-u mutlak

  • Sınırsız uzaklık.

ceberut-u mutlak

  • Sınırsız baskı ve zorbalık.

celil-i zülcemal / celîl-i zülcemâl

  • Sınırsız güzelliğiyle beraber, sonsuz yücelik ve heybet sahibi olan Allah.

cemal-i mutlak / cemâl-i mutlak

  • Sınırsız güzellik.

cemil-i baki / cemîl-i bâkî

  • Sınırsız güzellik sahibi ve varlığı devamlı ve sonsuz olan Allah.

cemil-i mutlak / cemîl-i mutlak

  • Sınırsız güzellik sahibi olan Allah.

cemil-i zülcelal / cemîl-i zülcelâl

  • Heybeti ve yüceliği sınırsız, güzelliği sonsuz olan Allah.

cenab-ı feyyaz-ı mutlak / cenâb-ı feyyaz-ı mutlak

  • Sınırsız feyiz, bolluk ve bereket sahibi olan Allah.

cenab-ı hakim-i mutlak / cenâb-ı hakîm-i mutlak

  • Sınırsız hikmet sahibi yüce Allah.

cenab-ı kerim-i mutlak / cenâb-ı kerîm-i mutlak

  • Sınırsız ikram ve cömertlik sahibi yüce Allah.

cevad / cevâd

  • Sınırsız cömertlik sahibi olan ve çok çok ihsan eden Allah.

cevad-ı mutlak / cevâd-ı mutlak

  • Sınırsız cömertlik ve ikram sahibi Allah.

cevvad / cevvâd

  • Sınırsız cömertlik sahibi Allah.

cinayet-i mutlaka

  • Sınırsız cinayet.

cud ve sehavet-i mutlaka / cûd ve sehavet-i mutlaka

  • Sınırsız cömertlik ve ikramseverlik.

cud-u mutlak / cûd-u mutlak

  • Sınırsız cömertlik.

dehşet-i mutlaka

  • Sınırsız bir dehşet hali.

dellal-ı saltanat-ı ilahiye / dellâl-ı saltanat-ı ilâhiye

  • Cenâb-ı Hakkın saltanatının, sınırsız egemenliğinin ilâncısı.

divanhane-i rahman / divanhane-i rahmân

  • Rahmet ve şefkati sınırsız olan Allah'ın büyük salonu, yeryüzü.

eb'ad-ı namahdud / eb'âd-ı nâmahdud / eb'âd-ı nâmahdûd

  • Sınırsız uzaklıklar.
  • Sınırsız boyutlar.

ekonomi

  • yun. İktisad. Tutum. Geliri gideri hesaplıyarak lüzumsuz masrafı bırakıp artırmağa çalışmak. Ölçülü ve idâreli harcamak. İnsanların sınırsız olan ihtiyaçlarıyla bunları sağlamaya yarayacak sınırlı imkân ve vasıtalar arasında mümkün olan azami uygunluğu temin için (sağlamak için) yapılan çalışma ve f

emniyet-i mutlaka

  • Sınırsız güvenlik.

fakr-ı mutlak

  • Sınırsız ihtiyaç hâli.

fakrımutlak

  • Tam ve sınırsız fakirlik.

fatır-ı rahman / fâtır-ı rahmân

  • Rahmet ve şefkati sınırsız olan ve herşeyi yoktan yaratan Allah.

fevkalhad

  • (Fevk-al had) Huduttan ileride. Sınırsız. Hudutsuz.

feyyaz-ı mutlak / feyyâz-ı mutlak

  • Sınırsız feyiz, bolluk ve bereket veren Allah.

feza-yı gayr-ı mahdude

  • Sınırsız uzay boşluğu.

ganiyy-i ale'l-ıtlak

  • Her cihetle sınırsız zenginlik sahibi Allah.

ganiyy-i muğni / ganiyy-i muğnî

  • Bütün varlıkların ihtiyaçlarını karşılayan ve her varlığın zenginliği Kendisinin tükenmez hazinesinden çıkan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan sınırsız zenginlik sahibi Allah.

ganiyy-i mutlak

  • Hiçbir şeye hiçbir şekilde muhtaç olmayan ve bütün varlıkların her türlü ihtiyaçları gayb hazinelerinde bulunan sınırsız zenginliğe sahip olan Allah.

ganiyy-i rahim / ganiyy-i rahîm

  • Sınırsız zenginlik sahibi olan, şefkat ve merhamet sahibi Allah.

gayetsiz

  • Sınırsız.

gayr-ı mahdud

  • Sınırsız.

gayr-i mahdud / gayr-i mahdûd / غير محدود

  • Sınırsız.

gayr-ı mahdude

  • Sınırsız.

gayr-ı mahdut

  • Sınırsız, sonsuz.

gayr-ı mahsur / gayr-ı mahsûr

  • Sınırsız.
  • Hasrolunmamış. Sınırsız.
  • Sınırsız.

gayr-ı mazbut

  • Sınırsız; sınır ve kayıt altına alınamayan.

gayr-i mütenahi / gayr-i mütenâhî

  • Sonsuz, sınırsız.

gına-yı ilahiye / gınâ-yı ilâhiye

  • Allah'ın sınırsız zenginliği.

gına-yı mutlak / gınâ-yı mutlak

  • Sınırsız zenginlik.

had ve hesaba gelmez

  • Sayılmayacak kadar çok, sayısız ve sınırsız.

hadsiz

  • Sayısız, sınırsız.
  • Sınırsız.

hakikat-i mutlaka

  • Bir sınırı olmayan sınırsız hakikat, gerçek.

hakim-i mutlak / hâkim-i mutlak

  • Herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan sınırsız hikmet sahibi Allah.

hakimiyet-i mutlaka / hâkimiyet-i mutlaka / حَاكِمِيَتِ مُطْلَقَه

  • Sınırsız hükümrânlık.

hakimiyet-i uluhiyet / hâkimiyet-i ulûhiyet

  • Allah'ın sınırsız egemenliği.

halık-ı mutlak / hâlık-ı mutlak

  • Bütün kâinatın sınırsız güç ve kudretiyle mutlak yaratıcısı olan Allah.

halık-ı zülcelali ve'l-ikram / hâlık-ı zülcelâli ve'l-ikram

  • Haşmeti sonsuz, lütuf ve ikramları sınırsız yaratıcı, Allah.

hayat-ı mutlaka

  • Sınırsız bir hayat.

hazain-i namütenahiye / hazâin-i nâmütenâhiye

  • Sonsuz, sınırsız hazineler.

hikmet-i mutlaka

  • Sınırsız hikmet; yaratılıştaki gaye, herşeyin yerli yerinde ve anlamlı oluşu.

hudutsuz

  • Sınırsız.

hürriyet-i mutlak

  • Sınırsız hürriyet.

hürriyet-i mutlaka

  • Kayıtsız serbestiyet, sınırsız hürriyet.

ihtiyac-ı mutlak

  • Sınırsız ihtiyaç.

ilm-i ilahi / ilm-i ilâhî

  • Allah'ın herşeyi kuşatan sınırsız ilmi.

ilm-i ilahiye / ilm-i ilâhiye

  • Allah'ın herşeyi kuşatan sınırsız ilmi.

irade-i mutlaka

  • Sınırsız irade.

ism-i kuddus / ism-i kuddûs

  • Allah'ın her türlü kusur ve çirkinlikten yüce olduğunu ve her işinde sınırsız bir temizlik görüldüğünü ifade eden ismi.

istibdad-ı mutlak / istibdâd-ı mutlak

  • Sınırsız bir baskı, mutlak diktatörlük, despotluk.

istibdad-ı mutlaka

  • Tam ve sınırsız bir baskı, mutlak diktatörlük.

istidadat-ı gayr-ı mahdud / istidâdât-ı gayr-ı mahdud

  • Sınırsız kabileyetler, yetenekler.

istidadat-ı gayr-ı mahdude / istidâdât-ı gayr-ı mahdude

  • Sayısız ve sınırsız yetenekler.

istidadat-ı gayr-ı mahdude-i insaniye / istidâdât-ı gayr-ı mahdude-i insaniye

  • İnsanın sınırsız istidat ve potansiyel yetenekleri.

istiğna-yı mutlak / istiğnâ-yı mutlak

  • Sınırsız zenginlik, hiçbir şeye muhtaç olmayış, tokgönüllülük.

istiklaliyet-i mutlaka / istiklâliyet-i mutlaka

  • Kesin ve sınırsız bağımsızlık.

ıtlak / ıtlâk

  • Kayıtsız, sınırsız, mutlak olma; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.

kadir-i alim-i mutlak / kadîr-i alîm-i mutlak

  • Herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen, sınırsız kudret ve ilim sahibi Allah.

kadir-i külli şey / kadîr-i külli şey

  • Sınırsız güç ve kudret sahibi olan ve herşeye gücü yeten Allah.

kàdir-i külli şey / kàdîr-i külli şey

  • Sınırsız güç sahibi olan ve herşeye gücü yeten Allah.

kadir-i mutlak / kadîr-i mutlak

  • Kudreti herşeyi kuşatan, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah.

kàdir-i mutlak

  • Herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah.

kadir-i mutlak / kâdir-i mutlak

  • Herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kuvvet sahibi Allah.

kadiriyet-i mutlaka / kadîriyet-i mutlaka

  • Allah'ın gücünün sınırsız olarak her şeyde görünmesi.

kamil-i mutlak / kâmil-i mutlak

  • Sınırsız mükemmellik ve kusursuzluk sahibi Allah.

kaviyy-i mutlak

  • Sınırsız kuvvet sahibi olan Allah.

kerim-i mutlak / kerîm-i mutlak

  • Lütuf ve cömertliği sınırsız olan Allah.

kesret-i mutlak

  • Sınırsız çokluk.

kıymet-i binihaye / kıymet-i bînihaye

  • Sınırsız değer.

kubh-u mutlak

  • Sınırsız çirkinlik.

kudret-i muhita / kudret-i muhîta

  • Herşeyi kuşatan sınırsız güç ve iktidar.

kudret-i mutlaka

  • Allah'ın sınırsız güç ve iktidarı.

kuvvet-i mutlaka

  • Sınırsız kuvvet.

la müdrike / lâ müdrike

  • Bilinçsiz, sınırsız.

layetenahilik / lâyetenâhîlik

  • Sonsuzluk, sınırsızlık.

layüadd ve layuhsa / lâyüadd ve lâyuhsâ

  • Sayısız ve sınırsız.

layühad / lâyühad

  • Sınırsız.

layuhadd / lâyuhadd

  • Hadsiz, sınırsız.

mahmud-u bi'l-ıtlak

  • Sınırsız olarak hamdedilmeye ve övülmeye lâyık olan Allah.

mebzuliyet-i mutlaka

  • Sınırsız bir bolluk, ucuzluk.

merhamet-i mutlaka

  • Sınırsız merhamet.

mevhibe-i mutlaka

  • Mutlak Allah vergisi; Allah'ın sınırsız ihsan ve ikramı.

müsavat-ı mutlaka / müsâvât-ı mutlaka / مُسَاوَاتِ مُطْلَقَه

  • Sınırsız, tam eşitlik.

mutlak / مُطْلَقْ

  • Kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.
  • Sınırsız.

na-mahdud

  • Hudutsuz, sınırsız, sonsuz. (Farsça)

namahdud / nâmahdud / نامحدود

  • Sınırsız, hudutsuz.
  • Sınırsız. (Farsça - Arapça)

namahdut / nâmahdut

  • Hudutsuz, sınırsız.

nazar-ı adalet

  • Allah'ın sınırsız adaletiyle her varlığa adaletle muamele etmesi; zerre kadar da olsa her şeyin hakkını vermesi, haksızı cezalandırması açısından.

nihayet-i acz

  • Sınırsız güçsüzlük.

payansız / pâyansız

  • Sınırsız, kayıtsız.

rahim-i kerim / rahîm-i kerîm

  • Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve sınırsız bir cömertliği olan.

rahim-i mutlak / rahîm-i mutlak

  • Sınırsız şefkat ve merhamet sahibi olan Allah.

rahim-i rahman / rahîm-i rahmân

  • Rahmân ve Rahîm olan Allah; herbir kuluna karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah.

rahim-i zülkemal / rahîm-i zülkemâl

  • Sonsuz mükemmellik ve sınırsız rahmet sahibi olan Allah.

rububiyet-i mutlaka / rubûbiyet-i mutlaka

  • Allah'ın herşeyi kuşatan, kayıtsız ve sınırsız egemenliği, yaratıcılığı, terbiyesi.
  • Sınırsız, kâinatı kaplayan rububiyet.

rüşvet-i mutlaka

  • Her istenileni vermek, sınırsız rüşvet.

saha-i ıtlak

  • Açık alan, sınırsız meydan.

saltanat-ı mutlaka

  • Allah'ın bütün varlık âlemi üzerindeki sınırsız hâkimiyeti.

san'at-ı şuuriye-i rahmaniye / san'at-ı şuuriye-i rahmâniye

  • Rahmeti sınırsız olan Allah'ın sonsuz ilminin neticesi olarak ortaya çıkan san'atı.

sehavet-i mutlak / sehâvet-i mutlak

  • Sınırsız cömertlik.

sehavet-i mutlaka / sehâvet-i mutlaka

  • Her yeri kaplayan, kusursuz ve sınırsız cömertlik.

şehr-i rahmani / şehr-i rahmânî

  • Rahmet ve merhameti sınırsız olan Allah'ın şehri; kâinat.

sıfat-ı mutlaka / sıfât-ı mutlaka

  • Sınırsız sıfatlar, vasıflar, nitelikler.

sıfat-ı mutlaka-i muhita / sıfât-ı mutlaka-i muhîta

  • Allah'ın yüce Zâtını niteleyen ve bütün kâinatı kuşatan sınırsız ve sonsuz kutsal özellikler.

sofra-ı rahman / sofra-ı rahmân

  • Allah'ın sınırsız rahmetiyle kulları önüne serdiği sofra.

suhulet-i mutlaka

  • Sınırsız kolaylık.

şükr-ü mutlak

  • Allah'a karşı sınırsız minnet duyma, teşekkür etme.

sultan-ı adil / sultan-ı âdil

  • Her işini sınırsız bir adaletle ve yerli yerinde yapan Sultan; Allah.

sultan-ı mutlak

  • Herşeye hükmeden, sınırsız egemenlik sahibi sultan.

sür'at ve vüs'at-i mutlaka

  • Sınırsız hız ve genişlik.

sür'at-ı mutlaka

  • Sınırsız hız.

sür'at-i mutlaka

  • Sınırsız hız.

takyid

  • Sınırsız, genel bir mânâ ifade eden bir sözü, nitelik, durum, gaye bakımından belirli şartlara bağlı olarak bir mânâya gelecek şekilde sınırlama.

tasarruf-u mutlak

  • Kayıtsız, sınırsız tasarruf, dilediği şeyi dilediği gibi yapma.

tedenni-i mutlak / tedennî-i mutlak

  • Sınırsız düşüş, alçalma.

tedenni-i mutlaka / tedennî-i mutlaka

  • Sınırsız dinsizlik ve alçalma.

tevafuk-u mutlak

  • Sınırsız uyum, uygunluk.

ümid-i mutlak

  • Sınırsız ümid bağlama.

vahdet-i mutlaka

  • Sınırsız birlik; Allah'ın mutlak anlamda bir ve tek oluşu.

vücub / vücûb

  • Sınırsız gereklilik.

vüs'at-i mutlaka

  • Sınırsız genişlik.

ya kerim / yâ kerîm

  • Sınırsız ikram, lütuf, ihsan ve cömertlik sahibi Allah.

zat-ı cemil-i zülcelal / zât-ı cemîl-i zülcelâl

  • Sınırsız yücelik ve haşmetiyle beraber, sonsuz güzellik sahibi olan Zât, Allah.

zat-ı kerim / zât-ı kerîm

  • Sınırsız cömertlik ve ikram sahibi Zât, Allah.

zat-ı kerimü's-sıfat / zât-ı kerîmü's-sıfat

  • Kendisine, sınırsız üstün sıfat ve meziyetler ikram edilen zât.

zat-ı rahman ve rahim / zât-ı rahmân ve rahîm

  • Kullarına karşı sınırsız rahmeti olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Zât, Allah.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR