LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te söylenmiş ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

beliğ / belîğ

  • Düzgün ve adamına göre söylenmiş söz.

bikr-i mazmun

  • İlk def'a söylenmiş mazmun.

bostan-ı huda / bostan-ı hudâ

  • Huda'nın, Allah'ın bostanı meâlinde olup, İlâhî güzellikleri ve tecelli-i İlâhînin aksettiği yer mânâsında kullanılır. "Vahidiyet mertebesi" diye de söylenmiştir. (Farsça)

cülusiyye

  • Taht'a çıkan hükümdarlar veya padişâhlar için yazılmış yazı veya söylenmiş şiir.
  • Hükümdarın tahta çıktığı ilk gün verdiği bahşiş.

edebi / edebî

  • Edebe dâir. Güzel söylenmiş yazı. Edebiyata âit. Ehl-i edebe, terbiyeli, ahlâklı ve edebli olanlara dâir ve edebe mensup ve müteallik.

güfte

  • Her hangi bir makama göre bestelenen manzume.
  • Farsça "söylemek" demek olan "güften" mastarından gelen bu tabirin mânası, söylenmiş söz demektir.

hadis-i amm / hadîs-i âmm

  • Herkes için söylenmiş hadîs-i şerîfler.

hadis-i has / hadîs-i hâs

  • Bir kimse için söylenmiş hadîs-i şerîfler.

ill

  • Keskinlik veya parlaklık mânasından alınmış olup; feryat, yemin, ahid ve karâbet mânalarına gelir. İbrânice "il", ilâh demek olduğu da söylenmiştir.

kali / kalî

  • Dedikoducu, gıybet eden, çekiştirici.
  • Söylemekle. Söylenmiş. Söz olarak. Söze dair ve müteallik.

mantuk

  • Söylenmiş, denilmiş, söz, kelam, nutuk, mefhum.

melfuz / melfûz

  • (Lâfız. dan) Telâffuz olunmuş, okunmuş olan. Söylenmiş.
  • Ağızdan çıkan söz, hece, kelime veya harf.
  • Söylenmiş, dile getirilmiş olan.
  • Söylenmiş.

merkum

  • (Rakam. dan) Yazılmış. Adı geçmiş. Rakamla söylenmiş. Sayılmış.
  • Basit ve âdi insan.

mesrud

  • (Serd. den) Söylenmiş, bilidirilmiş, mezkur. Serdolunmuş.

mevlana

  • "Efendimiz, mevlâmız" mânâsında olan bu kelime, hürmeten büyük kimselere söylenmiştir. Hazret mânâsında da kullanılır.

mu'teref

  • Gizlenmeyip söylenmiş. İtiraf olunmuş.

mübeyyez

  • (Mübeyyeze) Meydana çıkarılmış, açıklanmış açıkça söylenmiş. Bildiren, açıklıyan.

mülemma'

  • (Lem'. den) Parlak. Revnekdar.
  • Bulaşmış, sıvanmış.
  • Karışık dilde söylenmiş manzume.
  • Renk renk olan.

mülemmaat

  • (Tekili: Mülemma') Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Farsça veya Arapça söylenmiş olan manzumeler.

mürtecel

  • Düşünülmeden hemen söylenmiş söz veya şiir.
  • Kelimenin lügat mânası ile ıstılah mânası arasında münasebet bulunmayan kısmına mürtecel; münasebet bulunan kısmına da menkul denir.
  • Fık: Konuşulandan başkasına bir alâka bulunmaksızın sarih bir ihtimal ile kullanılan lâfızdır. Mese

müşarün ileyh

  • Kendine işaret edilen, ismi evvelce söylenmiş olan, sözü edilen.

müşarün-ileyh

  • Kendine işaret edilen. İsmi evvelce söylenmiş olan.

müşarünileyh

  • Kendine işaret edilen, ismi evvelce söylenmiş olan, sözü edilen.

nebiyyü-r rahmet

  • Bütün âlemler için Rahmete vesile olduğundan peygamber Efendimiz için söylenmiş bir isimdir.

nimsüfte

  • Yarım olarak söylenmiş, tam denmemiş. (Farsça)

sencide

  • Ölçülmüş, tartılmış, değerli. (Farsça)
  • Tam yerinde söylenmiş söz. (Farsça)

üzani

  • Kulakları büyük olan adam. (Merkepten kinaye olarak söylenmiştir.)