LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te sâmân ifadesini içeren 46 kelime bulundu...

ma-icari / mâ-icârî

  • Akar su. Devamlı akmakta olan ve üzerinde herhangi bir pisliğin durması mümkün olmayan çay, dere, ırmak, nehir veya yer altından çıkarılan artezyen suları. Bir saman çöpünü götüren su, akar su sayılır.

alef

  • (C. A'lâf - Ulufe) Saman, ot, yulaf.
  • Hayvan yemi.

alef resmi

  • Hayvanların yedikleri saman ve otlardan alınan vergi.

ariş

  • Samandan yapılan bir çeşit ev.
  • Çardak, asma çardağı.
  • Sundurma, takdim ettirme.

ayyuk

  • Samanyolunun dâima sağ tarafında olan çok parlak ve uzak bir yıldızın ismi.
  • Mc: Gökyüzünün pek yüksek yeri.

bev

  • Deve yavrusunun derisi. (Bunu samanla doldurup anasına gösterirler. tâ ki sağılmaktan kaçmasın diye.)

celed

  • Sütü ve yavrusu olmayan büyük deve.
  • Muhkem yer.
  • Samanla doldurulup anası önüne koyulan buzağı derisi.

daire-i kehkeşan / dâire-i kehkeşan

  • Samanyolu galaksisinin dairesi.

erze

  • Samanlı sıva çamuru. (Farsça)
  • Çamdan çıkarılan zift. (Farsça)

habaik

  • (Tekili: Habike) Kehkeşanlar, samanyolları.
  • Çizgiler.

habike / habîke

  • (Çoğulu: Habâik) Kehkeşan, samanyolu.
  • Çizgi.
  • (Çoğulu: Hubük) Dikkat ve itina ile, sağlam ve san'atlı dokunmuş, yol yol hâreli güzel kumaş.

hakim ebu abdullah

  • Muhammed bin Abdullah ibn-i Beyyi' (Hi: 321-405) Sâmâniye Devleti Nişabur Kadılığında bulunmuş büyük muhaddislerden, Şafiî fakihlerinden, asrının en büyük din âlimi diye bilinen bir zattır. Bir çok eser te'lif etmiştir. Başlıcaları: El Müstedrek Ale-s Sahihayn, Kitab-ül İlel, El-İklil, El-Emali, Ter

hamata

  • Katılık.
  • Yanmak.
  • Boğaz ağrısı.
  • Darı samanı.
  • Kalbin ortası.

hasa'

  • Saman parçası.
  • Hurma kabı.

hübük

  • (Tekili: Habike) Samanyolları.
  • Çizgiler.

huzale

  • Saman ufağı.

ihtişaş

  • Kuru ot veya saman gibi hayvan yemi biriktirme.

kafiye

  • Tâbi olan şey.
  • Herşeyin son tarafı.
  • Edb: Manzum yazılan satırların ses bakımından sonlarının aynı olması. (Yaman, duman, saman... gibi.)

kah / kâh / كاه

  • Saman. Saman çöpü. (Farsça)
  • Saman. (Farsça)

kahdan / kâhdan

  • Samanlık. İçine saman doldurulan oda. (Farsça)

kahgil / kâhgil

  • Samanlı sıva çamuru. (Farsça)

keh

  • Saman. Saman çöpü. (Farsça)

kehkeş

  • Samanyolu galaksisi.
  • Samanyolu.

kehkeşan / kehkeşân / كهكشان / كَهْكَشَانْ

  • Samanyolu.
  • Samanyolu. Saman uğrusu. (Gökte sık yıldız ışıklarıyla hasıl olan yol biçimi uzayıp giden ışıklı manzara.) (Farsça)
  • Samanyolu.
  • Samanyolu. (Farsça)
  • Samanyolu.

kehrüba

  • Saman kapan. (Farsça)
  • Bir yere hızlıca sürüldüğü zaman, hafif şeyleri kendine çeken bergâmi taş. (Türkçede tahrif edilerek "Kehribâr" denilir.) (Farsça)

kimn

  • Saman.

ma'lef

  • (Çoğulu: Maâlif) Ot ve saman gibi hayvan yemi konan yer. Samanlık.

maalif

  • (Tekili: Ma'lef) Ot, saman gibi yem konan yerler. Samanlıklar.

mavna

  • Limanlarda, şamandıralara bağlı olarak yükleme ve boşaltma yapan gemilerden, kıyılara römorkör yedeğinde yük götürüp getiren tekne.

mecerre

  • (Mecerret-üs Sema) Kehkeşan, Samanyolu denilen büyük, parlak yıldız kümesi.

medeniyetperver

  • Medeniyeti seven; toplu yaşamanın gerektirdiği şartları dikkate alarak hareket eden.

merek

  • Köy evlerinin yanında ot, saman ve yaprak gibi şeylerin ve umumiyetle hayvan yiyeceklerinin muhafazasına mahsus kârgir veya kerpiçten yapılmış bina. Samanlık.

metbene

  • Samanlık.

muhazzi'

  • Saman ve ot kesmekte kullanılan bir çeşit ziraat makinesi.

nehr-üs sema

  • Samanyolu. Kehkeşan.

nehrüssema

  • Samanyolu da denilen yıldızlar kümesi.

nüsafe

  • Buğdaydan ayrılan saman.

siya'

  • Samanlı balçık.

tebban

  • Saman satan, samancı.

tebn

  • (Çoğulu: Etbân) Saman.

tebni / tebnî

  • Saman renkli.

tehimağz / tehîmağz / تهى مغز

  • Samankafalı, boşkafalı. (Farsça)

tibn

  • Kuru ekin sapı. Saman.
  • Yirmi kişiyi doyuran büyük kap.

tibni / tibnî

  • Saman renkli.

tinnin-i felek / tinnîn-i felek

  • Saman yolu, hacılar yolu. Gökteki husuf ve küsuf mevkileri olan iki düğüm.

ünma

  • İçi saman veya ot doldurulmuş şey.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR