LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ruşen ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

azhar

  • En zâhir. En açık. Besbelli. Bedihi olan, rûşen.
  • Bir ibârenin en açık ve kat'i olan mânası.

belec

  • Zâhir ve rûşen olmak. Gözükmek.

büluc

  • Zâhir olmak, gözükmek. Parlamak, ruşen olmak.

cela / celâ

  • Parlak, ruşen. Zâhir, açık.

cela' / celâ'

  • Gurbete düşmek, memleketinden ayrı olmak. Şehrinden ve meskeninden çıkmak.
  • Başkalarını çıkarmak.
  • Açık haber.
  • Ruşen olmak, parlamak.

dahya'

  • Rûşen, parlak ve nurlu nesne.

diyas

  • Ekini davar ayağı ile bastırıp çiğnetmek.
  • Kılıcı ruşen etmek, kılıcı parlatmak.

fasaha

  • Ruşen olmak, parlamak.
  • Hâlis olmak.

germ-ülfet

  • Görüşmesi hararetli olan, hararetli ve sıkı-fıkı görüşen. (Farsça)

girgin

  • Her yere sokulan, herkesle görüşen, sokulgan.
  • Mensub, alâkalı, müteallik.

ıdae

  • Parlamak veya parlatmak. Ruşen etmek veya ruşen olmak.

ıdhiyan

  • Nurlu, ruşen, parlak.

mesha'

  • İnişi ve yokuşu olmayan düz yer. Düzlük.
  • Ufak taşlı, otsuz düz yer.
  • Yürüdüğünde iki uyluğu birbirine sürüşen zayıf kadın.
  • Uylukları ince ve zayıf olan kadın.

mudi / mudî

  • Işık verici, parlak ve ruşen olan.

mülaki / mülakî / mülâkî / مُلَاق۪ي

  • Buluşan. Yüz yüze gelen. Görüşen. Kavuşan.
  • Buluşan, görüşen, konuşan.
  • Kavuşan, görüşen.

mütezavirin

  • (Tekili: Mütezavir) Birbirlerini gidip görenler, birbirleriyle gidip görüşenler, ziyaret edenler.

müzun

  • Nurlu, ruşen olmak.

ruşen / rûşen / روشن

  • Aydınlık. (Farsça)
  • Açık, aşikar. (Farsça)
  • Rûşen kılmak: Açıklamak, söylemek. (Farsça)

şekub

  • Ruşen olmak, parlamak.

şeneb

  • Dişlerin keskin olması.
  • Parlamak, ruşen olmak.

taus-u yemeni / taus-u yemenî

  • Yemen'li Tâus Ebî Abdurrahman. (Kırk defa hacceden ve kırk sene yatsı abdesti ile sabah namazını kılan ve Sahabelerle görüşen ve Tâbiînin azîm imamlarından olan zât. (R.A.)

tavazzuh

  • Açıklanmak. Aydınlanmak. Kesb-i vuzuh etmek.
  • Ruşenlik ve ayânlık peyda etmek.

tecliye

  • (Cilâ. dan) Cilâlama, cilâ verme.
  • Aşikâre etmek, açıklamak.
  • Ruşen etmek, parlatmak.

tednir

  • Ruşen etmek, nurlandırmak, parlatmak.

tesakkub

  • (Çoğulu: Tesakkubât) (Sakb. dan) Delme, delinme.
  • Zâhir olmak, görünmek.
  • Parlamak, ruşen olmak.

zelefe

  • (Çoğulu: Zulef) Pâk ve ruşen nesne, parlak ve temiz cisim.
  • Kaypak, düz yer.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR