LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te rezil ifadesini içeren 88 kelime bulundu...

beriberi

  • (Seylanca) Asya'nın güneydoğusu ile Okyanusya, Senegal ve Brezilya'nın yerli halklarında görülen ve B vitamini eksikliğinde vücuda gelen bir hastalık.

berrüste

  • Karpuz, kavun, kabak, çimen gibi dalbudak salıp da yükselmiyen nebat. (Farsça)
  • Mc: Alçak, edepsiz, rezil kimse. (Farsça)

bi-ab / bî-ab

  • Susuz, kuru. (Farsça)
  • Donuk. (Farsça)
  • Rezil, utanmaz, hayasız. (Farsça)

bi-neng / bî-neng

  • Rezil, namussuz. (Farsça)

deniyet-i hazıra / deniyet-i hâzıra / دَنِيَتِ حَاضِرَه

  • Şimdiki ahlâksız ve rezil medeniyet.
  • Şimdiki medeniyetin alçak, rezil kısmı.

devr-i rezilane / devr-i rezilâne

  • Rezillik devri.

deyh

  • (Çoğulu: Diyeha) Hor ve rezil olmak.

dürzi / dürzî

  • Derezîler adlı bozuk fırkaya mensub olan kimse.

efdah

  • (Fadih. den) Çok rezil, daha rezil.

erazil / erâzil / اراذل

  • (Tekili: Erzel) Reziller, namussuzlar, yüzsüzler.
  • Reziller, aşağılıklar. (Arapça)

erbab-ı denaet / erbab-ı denâet / erbâb-ı denâet

  • Alçak ve rezil kimseler.
  • Alçak ve rezil kimseler.

erzail / erzâil

  • Reziller, alçaklar.

erzal / erzâl

  • (Tekili: Rezil) Reziller. Kepâzeler. Herkesten hakaret ve nefret görenler.
  • Reziller.

erzel / ارذل

  • Daha rezil. Çok fena. Pek kötü. En rezil.
  • En rezil, alçak.
  • Daha rezil.
  • En rezil, en aşağılık. (Arapça)

erzel-i nas / erzel-i nâs

  • İnsanların en rezili, en fenası.

esaret-i rezile

  • Rezil, alçak esirlik.

evbaş

  • Mahalle çapkını. Şahısların rezilleri.
  • Muhtelif yerlerden gelmiş, toplanmış bir cemaat, bir bölük.

evbaşan

  • (Tekili: Evbaş) Aşağılık kimseler, âdi kişiler, alçak ve rezil insanlar. Ayak takımları.

evşab

  • Aşağılık kimse, âdi ve rezil kişi. Ayak takımı.

ezell-i nas / ezell-i nâs

  • İnsanlar içinde en rezil ve aşağılık olan adam.

ezib

  • Rezil, âdi ve aşağılık kimse.
  • Kıble rüzgarı.
  • Riyh-u cenub ile Sâbâ arasında esen yel.
  • Sevinmek, ferah ve neşat.

faz'

  • Şiddet.
  • Miktarından tecâvüz etmek, ölçüsünü aşmak. Rezillik etmek.

fazh

  • (Faziha-Fazâha) Rüsvaylık, rezillik.
  • Yarmak.

fazih / fazîh

  • Çirkin, fena.
  • Utanmaz, rezil.

faziha / fazîha / فضيحه

  • Rezillik, skandal. (Arapça)

fitnet-üd dehma

  • (Fitnetüddehmâ) Küfürde olmak, kara fitne. Rezil olmak.

gavga

  • Çekirge.
  • İnsanların rezilleri. Adi, aşağılık olan kimseler.

güruh-u hazele ve rezele

  • Alçaklar ve reziller topluluğu.

haksari / hâksarî

  • Perişanlık, düşkünlük, rezillik.

haşel

  • Bayağılaşma, rezil olma. Bayağılık, rezillik, âdilik.
  • Her nesnenin kötüsü.

hazl

  • Terk etmek.
  • Rezil, rüsvay etmek.

hetk

  • Yırtma Yarma. Perdeyi yırtmak. Rezil olmak. Rezil etmek.

hevesat-ı rezile / hevesât-ı rezile

  • Rezilce hevesler, günah ve çirkin olan arzular.

hişve

  • Yaramaz kimse.
  • Çok rezil kimse.

hızlan

  • Rezil olma. Rüsvaylık.
  • Aşağı düşmek.
  • Muâvenetini, yardımını terk etmek.
  • Rezalet, rezil rüsvay olma; iflâs etme.

hütke

  • Perde yırtılıp rezil olmak.

iftidah

  • (Fadâhat. den) Kırma, kırıp ufalama.
  • Maskara olma, rezil olma.

iftizah / iftizâh / افتضاح

  • Rezillik, skandal. (Arapça)

ihkar

  • Rezil ve rüsvay etme.

ihza'

  • Rezil ve rüsvay etme. Kepâze etme.

ıknas

  • Adi ve rezil bir kimse iken asaletlilik iddiasında bulunma.

irtihaz

  • Rezil rüsvay olma. Kepaze olma.İRTİKA' : Yükselme, yukarı çıkma.
  • Daha yüksek yerlere ve mevkilere erişme. Yüksek derecelere ulaşma.

istirzal

  • (Rezalet. den) Rezil sayma. Kepaze, bayağı ve aşağılık görme.

kepaze

  • İtibarsız, âdi, mübtezel, kıymetsiz kimse. Haysiyetsiz, şerefsiz, rezil. Hürmet ve saygıya müstahak olmıyan.
  • Tâlim için kullanılır yay.

leim

  • Alçak, deni, rezil, zelil, levm edilen. Cimri.
  • Mayası bozuk ve kötü.

lüvam

  • Melâmetlik, rüsvaylık, rezil kepaze olmaklık.

mahazil

  • (Tekili: Mahzul) Rezil ve kepaze olmuş kimseler.

mahruz

  • Kepâze, rezil, rüsvay, aşağılık, âdi. İtibarsız.

mahzi / mahzî

  • Kepâzelik ve rüsvaylığa sebep olan huy. Rezil olmağa sebebiyet veren kötü huy.

mahzulen

  • Hakir, kepaze, rezil ve rüsvay olarak.

mashara

  • Maskara, soytarı.
  • Tuhaflıklar yapan kimse.
  • Komik, gülünç.
  • Zevklenme, eğlenme.
  • Kepaze, utanmaz, rezil.

mashara-i alem / mashara-i âlem

  • Âlemin maskarası. Kepaze, rezil.

maskara

  • Gülünç, rezil.

maskaraca

  • Gülünç, rezil olarak.

mefzaha

  • Rezilliğe ve kepâzeliğe sebebiyet veren şey.

melam

  • Kınanmış.
  • Rezillik. Hakirlik. Kıymetsizlik.

melamet

  • Kınanmışlık. İtab ve serzenişlik. Rezillik ve rüsvaylık.

merzul

  • Rezil ve kepaze edilmiş.

mim'siz medeniyetperest

  • Rezil ve aşağılık şeyleri hayat tarzı olarak kabul edip bağlananlar.

mufazzih

  • Rezil eden.

müftazıh

  • Rezil ve kepaze olmuş adam.

muhazele

  • Hakirlik, aşağılık, rezillik.

munfazih

  • Rezil ve kepaze olmuş.

mürtehiz

  • Rezil ve kepaze olan. İrtihaz eden.

müsterzil

  • (Rezil. den) Rezil sayan, kepaze kabul eden.

pelid

  • Pis, murdar. (Farsça)
  • Rezil ve alçak kimse. (Farsça)

rezail / rezâil

  • (Tekili: Rezile) Utanılacak çok fena işler, alçakça hareketler.
  • Rezillikler, ahlâka aykırı çirkin ve alçak şeyler.
  • Rezillikler, utanılacak şeyler.

rezalet / rezâlet / رذالت

  • Rezillik, alçaklık.
  • Utanç verici şey. Utanılacak hal.
  • Alçaklık, rezillik.
  • Maskaralık.
  • Arsızlık.
  • Rezillik, kötü ahlâk, fazîletin zıddı.
  • Rezillik. (Arapça)

rezalet-i medeniye

  • Modern çağın yol açtığı rezil durum ve özellikler.

rezayil

  • (Tekili: Rezile) Çörçöp.
  • Faydasız ve asılsız nesne.

rezil ve rüsvay olma / rezil ve rüsvây olma

  • Rezil ve maskara olma, ayıpları meydana çıkma.

rezile

  • Rezillik, alçaklık.

rezilet

  • Alçaklık, rezillik.

rüsva / rüsvâ / رسوای

  • (Rüsvay) Rezil, kepaze, maskara, ayıpları meydana çıkarılmış. (Farsça)
  • Rezil, maskara.
  • Rezil, maskara, ayıpları ortaya çıkarılmış.
  • Rezil. (Farsça)

rüsvay / rüsvây / رسوای

  • Rüsva. Rezil, maskara, ayıpları ortaya çıkarılmış.
  • Rezil.
  • Rezil. (Farsça)

rüsvayi / rüsvayî

  • Rezillik, itibarsızlık, haysiyetsizlik. (Farsça)

rüzela

  • (Tekili: Rezil) Reziller.

şeka'

  • Rezalet, rezillik, alçaklık.
  • Bedbahtlık, kutsuzluk.

sünyan

  • (Çoğulu: Süniyye) Ednâ, alçak, rezil, kepâze.

tafazzuh

  • Rezillik, kepazelik. Rüsvaylık.

tafdih

  • (Fedahat. dan) Rezil etme. Kötülüklerini yayarak adını kötüleme.

tafzih

  • (Çoğulu: Tafzihât) Rezil etme.

tenkil

  • Uzaklaştırmak. Tepeleyip sindirmek.
  • Başkalarına ders ve ibret olacak şekilde ceza vermek. Rezil ve rüsvay eylemek.
  • Zincire vurmak.

tergim

  • Yere sürtme.
  • Zelil etmek, hor ve hakir etmek. Rezil, kepaze etmek.

terzil / terzîl / ترذیل / تَرْذِيلْ

  • Rezil etme.
  • Rezil etme, aşağılama.
  • Rezil etme. İtibarını kırma.
  • Rezil etme. (Arapça)
  • Terzîl edilmek: Rezil edilmek. (Arapça)
  • Terzîl etmek: Rezil etmek. (Arapça)
  • Rezil etme.

terzil etmek

  • Aşağılamak, rezil ve alçak göstermek.

tuni

  • Sefih, alçak, rezil. (Farsça)
  • Külhanbeyi. (Farsça)
  • Hırsız. (Farsça)

veyle

  • Küstahlık, rezillik.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın